Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği...
Alptekin Dursunoğlu

Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği...

Mevcut parlamento aritmetiği, Sadr faktörü ve uluslararası şartlar, düşünüldüğünde hükümet kurma süresinin uzunluğu bakımından Irak’ta 2010 yılının rekoru kırılabilir.
 

12 Mayıs’ta yapılan Irak seçimleri şu üç anahtar kelime ile açıklanabilir: Farklılık, sürpriz ve belirsizlik.

12 Mayıs seçimlerindeki farklılıklar, sonucun sürprizolmasına neden olurken, sürpriz sonuç da kurulacak hükümet konusunda ciddi bir belirsizlik yarattı.

2018 seçimlerinin diğerlerinden farkı

Bu seçimleri 2005, 2010 ve 2014 seçimlerinden farklı kılan hususlar şunlardı:

1- Elektronik oylama: Seçimlerin daha güvenilir yapılması ve hızlı bir şekilde sonuçlanması için oy verme işlemi elektronik ortamda gerçekleştirildi. Ancak elektronik cihazlarda yaşanan sorunlar seçimlere katılımı olumsuz etkiledi.[1] Ayrıca seçim güvenliğine yönelik tartışmaları sona erdirmedi.[2]

2- İttifak yapıları: 2003’teki Amerikan işgalinden bu yana zihinsel ve siyasal olarak ŞiilerSünniler ve Kürtler diye üçe bölünen Irak’ta bu kez hiçbir kesim seçimlere ortak bir listeyle gitmedi.

Halbuki 2005 seçimlerine Sünniler ‘Diyalog Cephesi’ ve ‘Uzlaşma Cephesi’ adlı iki listeyle katılsa da Şiiler, ‘Birleşik Irak İttifakı’, Kürtler ise ‘Kürdistan İttifakı’ adı altında ortak listeyle girmişti.

2010 seçimlerinde Şiiler, ‘Kanun Devleti’‘Irak Ulusal İttifakı’ ve ‘Ahrar’ adları altında en az üçe bölünmüşken, Sünniler el-Irakiye adı altında ortak bir listeyle girmişti.

İttifak yapılarındaki bu manzara 2014 seçimlerinde de çok fazla değişmedi. Şiiler ve Sünniler birkaç farklı listeyle, Kürtler ise ortak listeyle seçimlere katılmıştı.

2018 seçimlerinde ise hiçbir kesim ortak liste çıkaramadı. Ayrıca ittifaklarda etnik, mezhebi veya ideolojik sınırlar da belirsizleşti.

Örneğin Sadr grubu, içlerinde Komünist Partinin de bulunduğu çok sayıda laik ve ulusalcı parti ile ittifak yaparken, Başbakan Haydar İbadi’nin ittifakında çok sayıda Sünni parti veya lider de yer aldı.[3]

Her kesimin parçalanmış bir şekilde seçimlere gitmesi sebebiyle rekabet de daha çok bu kesimlerin kendi aralarında oldu. Örneğin Bağdat ve güney illerinde Şii gruplar Şii gruplarla, Selahaddinel-Enbar ve Neyneva’da Sünni gruplar Sünni gruplarla ve Erbil, Duhok ve Süleymaniye’de ise Kürt grupları yine Kürt grupları ile yarıştı. Kerkük ise kendine özgü niteliği ile istisna oluşturdu.

3- Katılım: 12 Mayıs seçimleri yüzde 44.55’lik katılımla Irak’ta 2005’ten bu yana en düşük katılımlı seçim olarak tarihe geçti. IŞİD’den temizlenen Irak’ta şimdiye kadar yapılan en güvenli seçim olmasına rağmen katılımın çok düşük olması şaşırtıcı bulunsa da halkın siyasete olan güveninin azalması, cezbedici bir rekabetin olmaması, hizmet yetersizliğine yönelik tepkiler ve seçimlerin elektronik ortamda yapılması katılımın düşük olmasının sebepleri olarak açıklandı.

4- Uluslararası ve bölgesel tarafların müdahaleleri: Irak’taki daha önceki tüm seçimler Amerika ve bölgesel müttefikleri ile İran arasındaki açık savaşa göre şekillenmişti.

Örneğin Amerika, 2003’te işgal ettiği Irak’a 2004’te gündeme getirmeye başladığı ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ (BOP) bağlamında özel bir konum biçiyordu.

Bu yüzden de 2005 seçimleri öncesinde kurduğu geçici hükümetin başbakanlığına İyad Allavi’yi, tayin ederek BOP’un model ülkesi olarak tasarladığı Irak’ta nasıl bir hükümet görmek istediğini ortaya koydu.

İran ise tüm Şii partileri ‘Birleşik Irak İttifakı’nda toplayarak Amerika’nın ‘model Irak’ projesine izin vermedi.

ABD ile İran arasındaki savaşa, 2010 seçimlerinde Suudi ArabistanKatar ve Türkiye gibi Amerikan müttefikleri de dahil oldu.

Şiilerin farklı listelerle girdiği 2010 seçimlerinde Sünniler İyad Allavi liderliğindeki el-Irakiye ittifakında birleştirildi. Nuri el-Maliki’nin Kanun Devleti ittifakının 91 sandalye kazandığı seçimlerde Allavi’nin el-Irakiye ittifakı 92 sandalye kazanarak birinci olmasına rağmen Amerika ve müttefiklerinin istediği hükümet yine kurulamadı.

Çünkü İran, Maliki’nin en büyük düşmanı olan Sadr da dahil olmak üzere tüm Şii grupları birleştirmeyi başardı ve hükümeti Maliki kurdu.

Amerika, Türkiye ve Suudi Arabistan, 2010’daki yenilgilerinin rövanşını 2014’te aldı. Çünkü dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ‘öfkeli Sünni gençler’[4] diye nitelediği IŞİD, Suriye’deki devrim projesinin yan ürünüydü. Ancak IŞİD’in Irak’ın Sünni kentlerini ele geçirerek hilafet devleti ilan etmesinden Başbakan Maliki sorumlu tutuldu.

Seçimlerden birinci çıkmasına rağmen yeniden başbakan olmasına izin verilmeyen Maliki, koltuğunu Haydar İbadi’ye bırakmak zorunda kaldı.

Önceki seçimlerin aksine bu kez doğrudan ve açık bir şekilde herhangi bir ittifak kuruluşuna öncülük edemeyen Amerika ve müttefikleri, şimdi 'İran karşıtı' olarak niteledikleri Sadr grubunun seçim zaferini kutluyor.

Sürpriz

Sadr grubu liderliğindeki ‘Sairun’ ittifakının 54 sandalye kazanarak birinci olması, 2018 seçimlerinin en büyük sürprizi oldu. Çünkü seçim öncesinde yapılan anketlere dayanılarak Başbakan Haydar el-İbadiliderliğindeki ‘Nasr’ ittifakının veya Hadi el-Amiri liderliğindeki ‘Fetih’ ittifakının birinci olacağı tahmin ediliyordu.

Aralarında Komünist Partinin de bulunduğu 6 partiden oluşan Sairun ittifakının birinci olması, sürpriz olarak görülürken bu sürprizde şu etkenlerin rol oynadığı belirtiliyor:

1- Muhalif ve reformcu söylem: Sadr grubu, hükümetin bir parçası olmasına rağmen IŞİD işgalinin en yakın ve yakıcı tehdidi oluşturduğu 2015 yılında dahi, hükümet karşıtı protestolara öncülük etti.[5]Yolsuzluklardan şikayet etti, teknokrat hükümeti kurulmasını istedi, Yeşil Bölge’de eylem yaptı, hatta meclisi bastı. Ancak bütün bunları yaparken Sadr grubu iktidarın bir parçasıydı ve Sadr grubuna mensup bakanlar hakkında da yolsuzluk suçlamaları yapılıyordu.   

2- Katılım oranındaki düşüklük: Sadr grubu ve müttefikleri oylarını arttırdığı için değil, seçmenini sandığa götürmeyi başardığı için birinci oldu. Sadr grubunun geçen seçimdekinden daha fazla oy ve daha fazla sandalye kazanmamış olması bunu doğruluyor.

3- Seçim vaadi: İttifakların etnik veya mezhebi aidiyetler üzerine kurulmaması, bu seçimlerde yoksulluk, yolsuzluk, hizmet yetersizliği gibi ekonomik ve toplumsal sorunların siyasal sorunlardan hatta güvenlik sorunlarından daha belirleyici hale gelmesine neden oldu. İsmini IŞİD’e karşı kazanılan zaferden alan Nasr ittifakı ile Haşd Şabi gruplarının Fetih ittifakı, seçim kampanyası sırasında terörle mücadeledeki başarıya ve güvenlik meselelerine vurgu yaparken, Sairun ittifakı yoksulluk ve yolsuzluğu vurguladı ve teknokrat hükümeti vaadinde bulundu.

Artmayan oy ve eksilen sandalye ile kazanılan seçim zaferi    

Sairun ittifakı, en çok sandalye kazanan grup olarak seçimlerin galibi olsa da seçim sonuçları, ittifaka liderlik eden Sadr grubu açısından bir başarı öyküsü anlatmıyor.

Çünkü Sairun ittifakının birinciliği Sadr grubu ve müttefiklerinin oylarını ve meclisteki sandalye sayılarını arttırarak elde ettiği bir zafer değil. Öte yandan 2010 seçimlerinde birinci olan el-Irakiye ittifakı ile 2014 seçimlerinde birinci olan Kanun Devleti ittifakının 92 sandalye kazandığı düşünüldüğünde Sairun ittifakının 54 sandalyelik seçim zaferi oldukça sönük kalıyor.

Sairun ittifakına liderlik eden Sadr grubu özelinde ise durum çok daha kötü. Zira ittifakının kazandığı 54 sandalyenin 20’sini Sadr grubu, 13’ünü Komünist Parti, geri kalanları da ittifakın diğer bileşenleri aldı. Halbuki Sadr grubu 2014’te tek başına girdiği seçimde 34 sandalye kazanmıştı.

Sadr grubu açısından işin daha vahim yanı, kazandığı sandalye sayısı bakımından birinci olsa da Sairun ittifakı kazandığı oy bakımından ikinci sırada yer alıyor. Zira Fetih ittifakı: 1 milyon 700 bin, Sairun ittifakı: 1 milyon 500 bin, Nasr ittifakı ise 1 milyon 300 bin oy aldı.

İttifak liderlerinin bireysel olarak aldığı oylarda da Sadr grubunun durumu parlak değil. Zira en fazla oy alabilen Sadr grubu adayı ancak dördüncü olabildi. Irak Yüksek Seçim Kurulunun açıklamasına göre en çok oy alan ilk beş kişi ve aldıkları oy sayısı şöyle oldu:

1- Nuri el-Maliki: 101.070

2- Hadi Amiri: 62.923

3- Haydar İbadi: 59.068

4- Macide Temimi (Sadr grubu) 54.556

5- Abdul Hüseyin Abtan (Hikmet) 34.095

Bu veriler, önceki seçimlere oranla hem oylarında hem de meclisteki sandalyelerinde kayıp yaşayan Sadr grubu açısından gerçek bir başarı veya zafer tablosu resmetmiyor. Sadr grubu açısından bu seçimlerde başarı olarak nitelenebilecek tek şey, rakiplerinin aksine kendi seçmenini sandığa götürebilmesi oldu.   

Belirsizlik

Irak’ta hükümeti kurmak için meclisteki 329 milletvekilinden 165’nin güvenoyu gerekiyor.

Yeni meclisin ilk oturumundan sonra 30 gün içinde 3’te 2 çoğunlukla yeni cumhurbaşkanını seçmesi gerekiyor. Yeni cumhurbaşkanı mecliste en çok sandalyeye sahip olan gruba hükümeti kurma görevi veriyor. Yeni kabinenin 30 gün içinde kurulması ve güvenoyu alması gerekiyor.  

Bu açıdan bakıldığında 54 sandalye ile bu seçimin birincisi olan Sairun ittifakı, hükümeti kurma konusunda 2014 seçiminde 92 sandalye ile birinci olan Nuri Maliki liderliğindeki Kanun Devleti’nden çok daha geride.

Irak Yüksek Seçim Kurulunun 19 Mayıs gecesi açıkladığı resmi sonuçlara göre hükümet kurma süreçlerini etkileyebilecek ittifakların sandalye sayısı şöyle:[6]

1- Sairun: 54

2- Fetih: 47

3- Nasr: 42

4- Kanun Devleti: 25

5- KDP: 25

6- İtilafu’l Vataniye: 21 (İyad Allavi)

7- Hikmet: 19 (Ammar el-Hekim)

8- KYB: 18

9- Kararu'l Iraki: 14 (Usame Nuceyfi)

10- El İrade: (Hannan Fetlavi) 3.

Seçimler öncesinde içinde yer aldığı hükümete yönelik protesto gösterileri düzenleyen, reform vurgusu yapan ve parti üyeliği olmayan kişilerden oluşan teknokrat hükümeti çağrısı yapan Sadr grubu farklı bir gelişme olmazsa hükümet kurma görevini üstlenecek.

Nitekim Mukteda Sadr, resmi sonuçların açıklanmasından hemen sonra hükümet kurma konusundaki ilk resmi görüşmesini Hikmet ittifakı lideri Ammar el-Hekim’le yaptı.

Koalisyon ihtimalleri

Bölge basınında yer alan ancak doğrulanmayan haberlere göre Sadr grubu, Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti ve Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih ittifakı ile koalisyona sıcak bakmıyor.     

Suudi el-Arab gazetesinin haberine göre resmi sonuçlar açıklanmadan kısa bir süre önce Nasr ittifakı lideri Haydar İbadi, Mukteda Sadr’a koalisyon teklif etti; ancak Mukteda Sadr, bu öneriyi teknokrat hükümet kurulacağına dair yazılı taahhüt verilmesi halinde kabul edeceğini söyledi.

Bu haberin yayımlandığı günlerde ise Nasr ittifakı henüz hiç kimseyle koalisyon görüşmesi yapmadığını açıkladı.

Suudi el-Hades televizyonunun haberine göre de Vataniye ittifakı lideri İyad Allavi, Mukdera Sadr ve Haydar İbadi ile temas kurarak koalisyon yapmaya hazır olduğunu söyledi.

Basında yer alan bu haberlerin ne kadar doğru olduğu şimdilik meçhul; ancak Sadr grubunun seçim vaatleri, diğer gruplarla mazisi iyi olmayan ilişkileri, kendisiyle ittifak yapmaya en yakın 3 ittifakın Nasr, Vataniye ve Hikmet olması ve dörtlü koalisyonun toplam sandalye sayısının ise 136’da kalması, yeni hükümet konusundaki belirsizliği arttıran faktörlerden sadece birkaçı.

Bütün bunlar bir yana teknokrat hükümeti için ‘Yeşil Bölge’de eylem yapan ve meclisi basan Sadr grubunun kendi müttefiklerini hatta kendi milletvekillerini bakanlıktan vazgeçmeye ve bakanlıkları teknokratlara bırakmaya ikna edip edemeyeceği belirsiz.

Tüm radikal geçmişine rağmen Mukteda Sadr’ın seçim öncesinde Suudi Arabistan’ı ziyaret etmesi, Sadr grubunun Yeşil Bölge’de düzenlediği gösterilerde İran ve Kasım Süleymani aleyhine sloganlar atılması, Haşd Şabi gruplarının seçim ittifakı olan Fetih ittifakı ve Nuri el-Maliki ile gergin ilişkileri ve nihayet seçim zaferi kutlamaları sırasında ‘Bağdat özgür, İran defol!’ sloganları atılması, Amerika ve Suudi Arabistan’da memnuniyet yarattı.

Ancak Amerika ve Suudilerin başbakanlık konusundaki öncelikli tercihi olan İyad Allavi’nin veya ikinci tercih olarak Haydar İbadi’nin Sairun ittifakı tarafından kabul edilme ihtimali son derece düşük görülüyor.

Nitekim Mukteda Sadr’ın, başbakanlık için 2014’te de ismi başbakan adayları arasında zikredilen Cafer Sadr’ı düşündüğü basına yansıdı.

Irak’taki 2010 seçimleri sonrasında yeni hükümet 9 buçuk ay sonra kurulabilmişti. Çünkü o dönemde 92 sandalye ile birinci olan İyad Allavi liderliğindeki el-Irakiye ittifakına karşı İran’ın diğer grupları Nuri el-Maliki’nin başbakanlığında koalisyona ikna etmesi 9 buçuk ay sürmüştü.  

Mevcut parlamento aritmetiği, Sadr faktörü ve uluslararası şartlar, düşünüldüğünde hükümet kurma süresinin uzunluğu bakımından Irak’ta 2010 yılının rekoru kırılabilir.

YDH

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...