Erzincan İzlenimleri Erzincan Candır….
Ramazan DEVECİ

Erzincan İzlenimleri Erzincan Candır….

Erzincan Doğu Anadolu bölgesinde bulunan, 2017 nüfus sayımına göre 159.589 nüfusu olan ile şirin bir Anadolu şehri.

Kuzeyinde Gümüşhane ve Trabzon, Güneyinde Tunceli ve Elazığ, doğusunda Erzurum, batısında Sivas olan, karasal iklimin hakim olduğu bir ilimiz.

Karasal iklime sahip olmasına rağmen bölge illerine kıyasla ılıman bir havaya sahip. Bu sebeple bölgede narenciye hariç hemen hemen her türlü meyve yetişiyor. Tarım gelirlerinin önemli bir kısmını meyvecilik oluşturuyor. Özelikle kaysı çoğunlukta olmalı, şehir merkezindeki meyve ağaçlarının çoğu kaysı çünkü.

Fırat nehrinin önemli bir kolu olan Karasu Nehri, Tercan ve Erzincan ovalarının sulanmasında büyük katkıya sahip.

Erzincan’ın bölge illerine göre ılıman bir iklime sahip olduğunu duymuştum ama doğrusu bu kadarına da tahmin etmemiştim. İstanbul’dan daha sıcak geldi bize.

Erzincan deprem bölgesi, en son büyük depremi 1992 yılında yaşadı. Onun için çok katlı binalara izin verilmiyor. Yatay mimarinin bir şehre nasıl bir güzellik kattığını Erzincan’da gördüm.

Caddeleri düzenli ve geniş, şehir planlı ve yeşil, insanı ise sıcak ve sevimli, kısaca yaşana bilir bir şehir Erzincan.

Erzincan’a daha önce hiç gelmemiştim. Ve bu şehirde daha önceden tanıştığım hiçbir kimse yoktu. Sevgili dostum Mehmet Ali Akbulut kayınbiladeri Kenan Özden beyin telefonunu vermiş ve onunla tanışmamızı istemişti. Kenan bey daha önce hiç tanışmamıza rağmen kırk yıldır dostmuşuz gibi bizimle yakından ilgilenmiş, dostluğun, kardeşliğin, sevginin sadece bir selamla da kurulabileceğini göstermişti.

Erzincan’a 25 Şubat Pazar sabahı geldik. Kenan bey sevgili eşi Vildan hanımla birlikte bizi karşılamış ve evimize bırakmıştı. Havaalanından şehre girerken İmam Rıza caddesini görmüş şaşırmıştım. Ehl-i beyt imamlarından sekizincisi olan İmam Rıza’nın isminin bir caddeye verilmiş olması ilginç gelmişti bana.

Sıcak iklimi ve sıcak insanı ile sarıp sarmalamıştı bizi Erzincan. Sevgili dostum, abim ve yayıncım Davut Güler abi iki isim vermişti bana tanışmam için. Alaaddin Önel bey ve İbrahim Kütük hocam.

Erzincan’da ilk işim bu güzel insanlarla tanışmak oldu. Alaaddin bey yıllardır Erzincan’da İslami faaliyetlerin içerisinde bulunan bir güzel Müslüman. Erdav (Erzincan yardımlaşma ve dayanışma vakfı)’nın yöneticilerinden. Yöneticisi dedi isem inşaatından, temizliğine, eğitim ve yardımlaşma faaliyetine kadar her şeyi ile ilgilenen bir emektarı.

Aynı zamanda Mavi Marmara gazisi olan Alaaddin bey, son dönemde Müslümanların yaşadığı yozlaşmadan çok rahatsız. Yeni yetişen geçliğin duyarsızlığını nasıl aşacağız, gençliğin dilini nasıl yakalayacağız diye kafa yorup duruyor.

Erzincan’da olduğum süre içerisinde ‘Erdav’ Ramazan Kayan hocayı ve Kürşat Atalar’ı konuk etti. Program sonrası vakıfta genelde gündem İslamcıların yaşadığı yozlaşma idi.

İbrahim Kütük hoca aslen Çorumlu ama 20 yıldan fazla zamandır Erzincan’da. Bir dönem Ehl-i beyt kitabı evi açmışlar daha sonra kapatmışlar. Yıllardır bir şekilde tevhid ve adalet mücadelesi içerisinde. Şimdi bacanağı Atila Gölcük ile birlikte kırtasiye dükkanı açmışlar uzun yıllardır burayı işletiyorlar.

İpekyolu Kırtasiye İbrahim hoca ile tanışmadan Erzincan’da ilk girdiğim ve alış veriş yaptığım iş yeri oldu. Daha sonra İbrahim hoca ile tanışınca çarşıya her çıkışımda uğradığım güzel bir mekan benim için. Orada çok farklı insanlarla tanışma, çeşitli ilmi meseleleri müzakere imkanı buldum.

Güler bir yüz, sıcak çay ve muhabbet İpekyolu  kırtasiyede her zaman vardı. İnsan daha ne ister.

Erzincan nüfusunun yaklaşık yüzde 35’i alevi kardeşlerimizden oluşuyor. Erzincan’ın benim için en büyük kazanımlarından biri alevi kardeşlerimizi daha yakından tanıma imkanına ulaşmam oldu.

İslahiye’de de bizim alevi komşularımız vardı. Ama aleviler ile ilgili bilgilerimiz kulaktan duyma ve magazin bilgilerdi. Erzincan’da Alevi hocalarla, entelleküellerle, sıradan vatandaşlarla tanışma ve muhabbet etme imkanım oldu. İçlerinde kendini Caferi olarak nitelendiren ve Caferi fıkhına göre İslam’ı yaşamaya çalışan Müslümanlar da vardı.

Alevi bildirğesini hazırlayıp, alevi hoca, dede, yazar ve aydınların imzasına açan Ali Rıza Özdemir hocada Erzincanlı idi. Onunla da tanışıp Alevilik ile ilgili bir söyleşi yapma imkanımız oldu. Bu söyleşiyi Ekran gazetesinde yayınladık.

Dindar aleviler özellikle Avrupa merkezli Alisiz Alevilik çalışmalarından çok rahatsızlar. Alisiz Alevilik çalışmalarının Alevileri ateistleştirme çabası olduğunu söylüyorlar ve bu çabaların bir yerlerden teşvik edilip desteklendiğini düşünüyorlar.

Şurası bir gerçek ki Alevilik Caferi mezhebinin, on iki imam inanışının bir ifadesi. Kanaatime göre medrese geleneğinin olmaması Alevileri biraz mezhebi köklerinden uzaklaştırmış. Sünni dünya ile de birbirlerini ötekileştirdikleri için, Sünni karşıtlığından camilerden uzaklaşmışlar. Namaza farklı anlam yüklemeye başlamışlar. Konuştuğum bazı Aleviler namazın dua olduğunu, söylüyorlardı. Gerçi bu tür yorumlar azda olsa Sünni dünyada da var. Ama bununla birlikte namaz kılan Alevilerin varlığı da bir gerçek.

Muharrem ayında tutukları 11 gün oruçla Kerbela olayını nafile bir ibadete dönüştüren aleviler, Hz. Ali’nin üç gün iftar ve sahurda sadece su içerek oruç tutmasını da yaşanan bir sünnet haline getirmişler. Hızır orucu diye her yıl Ehl-i beyt ailesinin oruç tuttuğu bu günlerde üç gün oruç tutuyorlar. Bilindiği gibi Ehli Beyt ailesi üç gün oruç tutmuş, ama sahip oldukları iftarlığı bir gün yetime, bir gün köleye, bir gün yoksula vererek su ile iftar ve sahur yapmak zorunda kalmışlardı. Rabbimiz bu olayı İnsan suresinin 8. ayetinde övüyor.   Bu oruçları tutan Alevilerin niye Kuran’da geçen Ramazan orucunu tutmadıklarını sorduğumda Allah Ramazan'da oruç tutun diyor tümümü değil diyerek ramazan ayında üç gün oruç tuttuklarını söylediler.

Türkiye’deki alevi topluluğa benzer dünyada başka bir topluluk yok gibi. Kısmen İran’da bulunan Ehl-i hak denilen kimseler benzeşen yönleri var. Ehl-i hak’da da cem geleneği var. Bu benzerlikte Şah İsmail’den  kaynaklanıyor. Cem’in tarihi Şah İsmail’e dayanıyor. Aleviler Cem’in ilk kez miraçta kırklar meclisinde gerçekleştiğini söylüyorlar.  Kırklar meclisinde  Hz. Ali taraftarı sahabeler var.

Alevi inancında Güneş Peygamberimizi, ay ise Hz. Ali’yi sembolize ediyor. Aleviler her Müslüman gibi Allah’a, Peygamberimize, Kuran’a ve Ahirete ve Caferiler gibi 12 İmam’ın atanmışlığına ve masumluğuna inanıyorlar.

İmam hatip mezunu, medresede okumuş alevi hocalarla karşılaştım. Alevi toplumu içerisinde daha çok cenaze ve nikah işleri ile ilgileniyorlardı. Çocuklara cemevlerinde yazın Kuran okuttuklarını söylediler.

Cem’in 1990lı yıllara kadar evlerde yapıldığını ama 90lı yıllarda cemevlerinin yapılmaya ve çoğalmaya başladığı söylediler. Süreç içerisinde Caferi fıkhını yaşamaya başlayan bazı aleviler, İslam devriminin etkisi ile Alevilerin Caferileşmesini istemeyen birileri ve özelliklede Süleyman Demirel  tarafından  cemevlerinin teşvik edildiğini ve cemevlerinin birden çoğalmaya başladığını söylüyorlar. Birileri cemevini caminin alternatifi gibi sunmaya çalışsa da alevi Müslümanlar  genel olarak cemevinin caminin karşılığı olmadığını ancak tarikat mantığı içerisinde tekkelerin karşılığı olabileceğini söylüyorlar.

Cem’de en çok beğendiğim şey cem’e katılanlar arasında helallik alınması oldu. Birbirinden razı olmayan erenlerin cemden uzaklaştırıldıklarını öğrendim ki bu da güzel bir uygulama.

Yine Cem’de Hz. Ali’nin bir sünneti (adeti anlamında) daha yaşatılıyor. Namaz kılarken kendisinden sadaka isteyen birine İmam Ali rukuda iken parmağındaki yüzüğü veriyor. İşte cem anında rukua giden alevi Müslümanlar ruku halinde iken cem meclisine getirdikleri lokmaları veriyorlar. Bu lokmalar daha sonra bir araya getirilerek ceme katılan herkese eşit şekilde dağıtılıyor.

Bütün bunlar gösteriyor ki Hz. Ali’yi çıkartırsan geride Alevilik diye bir şey kalmaz.

Alevi Müslümanlar Türkiye’de ayrımcılığa uğradıklarını düşünüyorlar. Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlet olmasına rağmen Alevilerin dışlandığını devlet imkanlarının adil paylaşılmadığını söylüyorlar. Erzincan’da şeker fabrikası var, 700 kişi çalışır, bunlardan alevi olan 10 kişiyi bulmaz, belediyede de durum aynı, askeriyede de aynı diyorlar. Halbuki Erzincan’ın yüzde 35 i alevi. Ondan sonra hepimiz kardeşiz diyorlar, bu nasıl kardeşlik. Sen beni dışlıyorsan kardeş olarak kabul etmiyorsun demektir diyorlar.

Ben bu yanlışlığının Türkiye’deki siyasetin mantığından, adam kayırmacılığından kaynaklandığını yoksa mezhebi olmadığını söylediğimde CHP belediyelerinde durumlarının biraz daha iyi olmakla birlikte yine istenen seviyede olmadığını söylüyorlar. Olayın gerçekliği incelenmeli, ama bir topluluğun yaşadığı toplumda ikinci sınıf olduğunu düşünüyor olması bile önemli bence.

Bugün muhtemelen resmi mezhebi Caferi olan İran’da Sünnilere ayrımcılık yapıldığını söyleyen Türkiyeli Sünni Müslümanlar Türkiye’de Alevilere ayrımcılık yapıldığını kabul etmeyeceklerdir.  Oysa Türkiye’de yaşayan Aleviler ayrımcılığa uğradıklarını düşünüyorlar.

Birde “Hz. Ali’yi sevmek Alevilikse en iyi alevi benim” sözüne kızıyorlar. Hem Ali’yi hemde Ali’nin düşmanını seviyorsun sonra en iyi alevi benim diyorsun. Aliyi gerçekten seven Ali’nin düşmanı olan Muaviye ve Yezid’i sevmez diyorlar.

Kısaca Alevi dostlarla yaptığımız sohbetlerden notlar aktardım. Birbirimizi daha yakından tanımaya ve sevmeye ihtiyacımız var.  Hep birlikte adaleti bayraklaştırarak her türlü ayrımcılığa, haksızlığa karşı mücadele etmeliyiz diye düşünüyorum.

İmam Ali; “Adalet imanın başıdır” der. İman iddiasındaki herkesin öncelikle adalet için mücadele etmesi gerekiyor. Düşmanlarımıza bile adaletsizlik yapılmasına karşı çıkmaz onlar için bile adalet mücadelesini yükseltmezsek mezhebimiz ne olursa olsun Müslüman olmanın gereğini yerine getirmemiş oluruz.

Esasen ilahi mesajlar başka söz hacet bırakmıyor….

"Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adalete uygun tarzda hükmetmenizi emreder. Allah bununla, size ne de güzel öğüt verir!" (Nisa, 58)

"Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." (Nahl, 90).

"Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun….." (Mâide, 8).

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tarık Tufan Yazdı: Kalk Kudüs’e Gidelim Sevgilim
Tarık Tufan Yazdı: Kalk Kudüs’e Gidelim Sevgilim
İşgalci İsrail, yaralılara yardım eden hemşire Rezan El Neccar'ı şehit etti...
İşgalci İsrail, yaralılara yardım eden hemşire Rezan El Neccar'ı şehit etti...