Yuvaya Dönüş
Mensure Kaplan

Yuvaya Dönüş

Toprağa düşen cemreyle başlar bir fidanın öyküsü, hayata dair bir tat almaya başlar. Bir ağacın susuz kalan bedeni can bulur. Her bir yaprağa sarılır kan damarları.

Hayat böyle bir dirilişe, güneş gibi açıldıysa eğer bizimde yüreğimizdeki anıların hayat bulma zamanı…

Kaç yıl oldu başka yüreklerde yaşadık.  Bilmediğimiz dili öğrendik bilmediğimiz kültürü gördük. Öyle değil miydi sence? Kendi kültürüne sahip çıkamayan, kendi toprağına da sahip çıkmaz. Koruyamadık, çünkü bir avuç idik. Yetmedi, yetemedik…

Nasıl bir özlem var bilemezsin,  bir bedenin büyüdüğü toprağa doğru gidesim var. Makberi toprak var cetlerimizin üzerinde, bir Fatiha bekler, görmek ister, ayak seslerini duymak ister. Kan değil, silah değil top sesleri değil, ehli beytlerini görmek ister. Solumak ister havasını, teninde hissetmek ister rüzgârının.

Korkulardan kaçtık;  Ufak evlatlarımız vardı kucaklarımızda, bir o kadarda onların geleceği vardı ellerimizde, hayalleri vardı düşlerinde. Sakin bir diyarda yaşamak için bir toprağa ihtiyaçları vardı. Koruduk, büyüttük, yabancı ellerde.

.

Kaç insan yitip gitti. Nizam ve düzen adı altında, sömürü ve örgütlülük çok can yaktı. Mazluma kalkan her bir el kum saati gibi günü geldi mi, çıkar elbet aheste aheste, Allah’ın sabrı ne yücedir.

Şimdi ise sıcak dostluları bırakıp yuvaya dönüş vaktidir. Ey yurt bekle bizi, özlem duyan yürekler dönmek ister.

Yitirilen dostlular, komşulara rağmen eve dönmek zorundayız. Her ne kadar rahatımız iyi olsa da. ‘’orda bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür. Gezmesek de, tozmasak da,  o köy bizim köyümüzdür’’ Ne güzel demiş Ahmet Kutsi TECER, dile tercüman olmuş. Ama şimdi tozma zamanı, savaşın ortasında açan bir çiçeğe su verme zamanı, yürekteki fidanları yeşertme zamanı, eve dönme zamanı…

Bize kucak açan ey gönül dostları, hakkınızı helal edin. Zaman zaman yediğimiz ekmekten, pişirdiğimiz aştan paylaştık. Arkadaşlığımız kapı önlerinde kelama düştü. Hoş sohbetlere konuk olduk.  Hem karnımız hem yüreğimiz doydu.  Elhamdulilllah, şükür bilmeyen nefis, her şeye tamah eder.  Çok şükür ya rab verdiğin her bir nefese…

Hayde,  gidelim a dostlar, bir karış toprağımıza doğru. Şükür secdesi etmeye. Varsın yeniden kurulsun zaman ve mekân, kendi tahtımıza ve bahtımıza.

Eve dönüş zamanı, yeşerme zamanı…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Coşkun Uzun Yazdı: Direnişe Bin Selâm...!
Coşkun Uzun Yazdı: Direnişe Bin Selâm...!
Nesrin Aksoy yazdı: Burada Güneş Var, Umut Yok!
Nesrin Aksoy yazdı: Burada Güneş Var, Umut Yok!