Özel Hükümlerle Dinin Güncellenmesi
Betül Perço

Özel Hükümlerle Dinin Güncellenmesi

İslam’ın güncellenmesi konusu almış başını gidiyor. Tartışmalar yeni değil aslında. Bunu geçmiş dönemlerde de sürekli ısıtıp ısıtıp toplumun önüne getirirlerdi. Kimisi iyi niyetle!! Kimisi kötü niyetle. Esasen İslam’ın güncellenmesi meselesi  geçmişten bu yana  zaman zaman gündeme getiriliyor. Peki  neden şimdi çok konuşulan bir konu oldu!?

Çünkü,  konuyu bu kez, bir siyasetçi  hem de islamcı, muhafazakar kimlikli bir siyasetçi tarafından dile getiriliyor. Daha önce yapılan tartışmalarda iyi niyetliler gündeme getirirken, “Müceddid” olarak adlandırılıyor ve saygınlığı oluyordu. Tabi ki muhafazakar kitleler tepkisini gösteriyordu. Yada, iyi niyetli olmayan kişiler tarafından gündeme getiriliyor, “Mülhid “  yada “Melahide” denilerek tavır alınırdı.

Dini konularda söz sahibi olmasam da “Dinim olan İslam’ı” anlayacak ve anlatacak düzeyde bir birikime sahibim. Yani demem o ki; “Din adına” değil, “Dinimi” anlayacak ve anlatacak seviyedeyiz. Din yada Din olarak bilinen bazı uygulamaların toplumlarda çok farklı rütiellerle  yapıldığına şahid olmuş biriyim. Farklı bölgelerde farklı iklimlerde farklı zamanlarda fıkhın farklı hükümler verebileceğini biliyoruz. Kişilere özgü hükümlerin varlığını kabul ediyoruz.

İyi de ne oldu da “Dinin güncellenmesi” meselesine takıldık!?

Dini sadece kendi bölgesi, kendi etnik grubu ve hatta kendi arkadaş grubuna has kılan anlayış, fıkhı uygulamaları da kendi yaptığı şekliyle yapılmasını istiyor. Dünya genelinde 1.5 milyar müslümanın yaşadığı, islam dünyasının çok farklı bölgeler ve çok farklı etnik grubları içine aldığını derk edemiyor.

Din’in ana emirleri olarak kabul ettiğimiz “İslam’ın şartları” içindeki ibadetlerde bir sıkıntının olmadığını biliyoruz. Bu konuda söz konusu ibadetlerin yapılışlarındaki farklılıkları hatta kişiye özel uygulamalar diye bilinen “özel fıkıh” hükümlerine bakarak bir sonuç çıkarmak insanların aklıyla alay etmektir. Yada dini tanımamaktır.

İletişim teknolojisinin yaygınlaşmasıyla özel televizyon kanallarındaki programlarda kişiye özel bir dizi durumları genele aktarırken yaşanan sorunlar islamın emirleri içinde geçerli bir hal alıyor.

Namaz’da ayakta durmak farzdır. Fakat adamın ayakları yoksa ne yapacak!? Namaz kılmayacak mı? Abdest almak namazın şartlarından, “Su yoksa!?” ne yapacak?....Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Fakat konunun anlaşılması için yeterli sanırım. Bu durumlarda kişi, duruma özel hüküm devreye giriyor. Namazı oturarak kıldığı gibi abdest yerine teyemmüm alabiliyor.

“Fıkıh, Din’i her daim canlı tutuyor”.  Fıkıh, dinin yaşanmasını sağlıyor.  Zaman’a göre güncelliyor. Din değil, fıkıhi hükümler güncelleniyor.

Tabi ki şunu unutmamak kaydıyla, “Din kültüre dönüşürse” fıkıh da  kendini yenileyemiyor. Güncelenmesi zorlaşıyor. Yada, bunun tam tersi, “Kültürün dinleşmesi” gibi bir tehlike de söz konusu. Bu da fıkhın güncellenmesi önünde bir engel oluşturuyor.

Namaz’ı günlük kılmayan bir insan,  mübarek ramazan ayında teravihi kaçırmak istememis gibi. Yada, namusu bir örtüyle sınırlayıp, “Ben namusluyum, dolayısıyla da başörtüsüne gerek yok!? Diye geçiştirmek gibi

Yada, Din’i sadece sakal bırakmak yada şalvar giymekle anlamak gibi.. Kişiye özel hükümlerden yola çıkarak, islam ve müslümanları yargılamak kimsenin hakkı olmladığı gibi kişiye özel, zaman ve mekanla sınırlı hükümlerle islamı anlamak da doğru bir yaklaşım değildir.

İslam dünyası içinde o kadar farklı uygulamalar var ki.. O kadar zenginlikler var ki. Bu dünyada sadece biz yaşamıyoruz.  Yaşadığımız dünyayı güzelleştirmek için gelen İslam’ı, kendi bölgemizle sınırlamayalım. Kendi dar kalıplarımıza kapatmayalım.

Dini değil dini uygulamalarımızı gözden geçirme düğümleri çözer. Müceddid açılıp sağlar Mülhid ise kapıda kimsenin girmesini istemeyen bekçi gibidir.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Nesibe Aşkar Yazdı: Bir Kuş Tüyü Eksik
Nesibe Aşkar Yazdı: Bir Kuş Tüyü Eksik
Yıldıray Oğur Filistin Cesur Kızı Ahed Tamimi'yi yazdı: Sarı Saçlarından Sen Suçlusun!
Yıldıray Oğur Filistin Cesur Kızı Ahed Tamimi'yi yazdı: Sarı Saçlarından Sen Suçlusun!