Garip Tuhaf Hırsızlıklar, Çocuklarımızdan Çaldıklarımız…
Huriye Meral Değirmenci

Garip Tuhaf Hırsızlıklar, Çocuklarımızdan Çaldıklarımız…

Mevzu derin ve mühim.
Konu anneler ve babaların çocuklarından çaldıkları. 

Nasıl mı?  

İnsanlar içgüdüsel olarak yer içer giyinir barınır teneffüs eder. İnsan doğduğunda aciz bir varlıktır. Beslenmeye korunmaya sevgi ve ilgiye ihtiyaç duyar. Ebeveynlerin öncelikli görevi bunları sağlamaktır. 
Peki bunlar sağlanırken aşırıya kaçılırsa ne olur. 

İşte o zaman çocuk ve bebeklerin elinden acıkma, susama, özleme, üşüme ve ısınma duygularını, hatta onlara verdiğimiz sınırsız sevgi ve olanaklar ile onların elinden, sahip olma, emek verip sonuç alma, başarma duygusunu da çalmış oluyoruz. 

Peki bunları çocuklarımızdan çaldığımızda ne olur. 
Olacak olan bedensel olarak aşırı beslenmiş, egosu tavan yapmış her zaman daha fazlasını talep eden doyumsuz bencil narsist ve mutsuz bir nesil. 

Anneler babalar, bırakın çocuklarınız üşüsün, acıksın, istesin, özlesin gerekirse emek versin ve sonra sahip olsun. 

Bu dünya cennet değil ve bu düzen hep böyle gitmeyebilir. 
Zor zamanlara hazırlık bilinciyle de çocuklarımızı fanus altında koruyarak her istediklerini sorgulamadan sağlayarak yetiştirmekten vazgeçmeliyiz artık. 

Bir erkek çocuk düşünün ki muzu soyduğunda kabuğu ile muzun yenilebilir kısmı arasındaki iplikçiklerden huylanıyor. Böyle nazik yetiştirilmiş bir erkek hayatın yükünü nasıl taşıyabilir. 

Hakeza bir genç kız düşünün, daha bulaşıkların çamaşırların nasıl yıkandığından bihaber. Kim bu kadar hayatın gerçeklerinden uzak el bebek gül bebek yetiştirilen bir genç hanıma evlilik ve yuva kurma yükünü yükleyebilir. 

Sorumluluklar konusu çok daha geniş ve farklı bir konu. Bu yazımda mevzubahis olan olgu daha çok çocuklarımızdan çaldığımız duygular ki, bu konuların hepsi birbirine bağlı. 

Benim bu yazıyı yazmama iten en büyük etken ise çevremde gördüğüm ebeveynlerin çocuklarına gösterdikleri tuhaf davranış ve örneklerdir. Ne olur çocuklarımızın fıtratını bozmayalım. Onların duygularını çalmak onlara yapılabilecek en büyük kötülüktür. 

Bırakalım acıyı, özlemi, hasreti bilsinler. Yitiklerini kendileri bulsunlar,  eksiklerini kendileri tamam etsinler. 

Çocuklarınız sizin bedensel ruhsal uzantınız değil. Onlar müstakil birer birey. Saygı duymak gereklidir fakat bir bitki yetiştirirken bile gösterdiğimiz hassasiyeti çocuklarımıza da göstermeliyiz.

Filizlerini budamadan dikenlerini temizleyerek fakat güneşin yakıcılığını, rüzgarın okşayışını, üşüdüklerinde vücut dirençlerinin artışını, acıktıklarında yedikleri yiyecekten alacakları hazzı ellerinden almayalım ki bir android robot değil de insan olsunlar. İnsan kalsınlar. İnsanları anlasınlar. 

Sonuç: Denge ve itidal yani orta yol. Çocuklarımızı ne aşırı yüceltip şımartıp tanrılaştıralım. Nede onları çocukluklarından çocuksu heveslerinden mahrum bırakalım. 

Çocuklar için sevgi ilgi ve saygıya evet. Egolarını besleyip onları narsistleştiren fıtratlarını bozan her tavra hayır. 
 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Recai Yurdan: 28 Şubat ve FETÖ mağdurlarını gündemden düşürmemeliyiz...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...
Şehid Mustafa Çamran Yazdı: Ruhun İrfanla Yükselişi...