Seni Seviyorum Kelimesi Bir Sihirdir
Eda Bildek

Seni Seviyorum Kelimesi Bir Sihirdir

Ey gönül, senin üzerindeki libas dünyanın elbisesi olmuş. Oysa sen o elbisenin içindeki anlamdan ibaretsin. Cihana yayılan her ne varsa senden o libasın altında. Yani gönül yuvandan dağılmakta. Sense arş ve yer arasında bir kuş gibi çırpınıp durarak kendini sakladığını sanırsın. Oysa sözlerin bir sihirdir. Bilesin ki aşk ehline iki cihanın yolu bir adımdır ancak. O bir adım için bin imtihan yaşarsın. Nasibin varsa sevgiden yana her cihanın adının yar olduğunu bilirsin. Zira Allah tüm sevgilerin cem makamıdır. Evveli ve ahiridir. O makamın anahtarı “Seni seviyorum”dur. Bu söz yalancıyı da doğruyu da açık eden sihirli bir aynadır.

"Seni seviyorum" kelimesinin gerçekleri gösteren sihirli bir ayna olduğunu hiç düşündünüz mü? Birçok kişinin nasıl yani diye kendine sorması gerektiğini düşünüyorum. Yaratılmış her insanın bu sözü yaşadığı müddetçe kaç defa kullandığını tahmin dahi edemeyiz. Bol yıldızlı bir gecede yıldızları saymak ya da bir çölde kum tanesini sayabilmek kadar imkânsızdır zira. Sevginin bin bir tonu vardır. Çocuğa, doğaya, anne ve babaya, dosta, yâre, eşe; bu tonları çoğaltabiliriz. Zira yedi kat gök ve evrendeki tüm gezegenler hatta sonsuz âlem diye tanımladığımız ebedi âlem dahi sevgi üzerine yaratılmıştır.

 Zira Allah'ın sanatından yansıyan ışığın gücü budur; benzersiz ve ilham verici bütün canlı cansız yaratılmışların hamuruna eşsiz ve kudreti sonsuz olan en güzelin sevgisinden katılmış olmasıdır. Bütün kutsal kitaplar, bütün elçiler hep sevgiden söz etmiştir. Simdi diyoruz ki çoğu zaman 'Beşeri sevme Allah’ı sev'...  Kaynağı ve öğreticisi Allah olmayan hiçbir duygunun varlığına inanmam ben. Böyle iddia edenlerin aklına şaşarım! Sevginin evveli de ahiri de elbette Allah’tır. İki beşerin birbirine duyduğu sevginin üzerindeki hüküm de yalnızca onun zatına aittir. Sevenin ve sevilenin arasında oluşan sevgi bağının ucu Allah’ın elindedir. Bilinsin ki bu insana verilmiş bir nimettir.

Bir şeye çok iştiyakla bağlı olan birine söylenen günümüz insaninin sözde maneviyatçılarının ikazı sevginin asıl kaynağını görmemelerindendir! Oysa çocukluğumdan itibaren ecdadımdan öğrendiğim şey şudur: İnsanın ilk ülfet ettiği kendi yaratıcısıdır. Sevgisini ilk tattığı emsalsiz varlık O'nun zatidir. İşte bu yüzden insanoğlu sevmek ve sevgi yaymak için gönderilir. Rotası şaşan kulların yaydığı sevgisizliğin yarattığı kayıplardır tüm savaşlar, nefretler, çatışmalar. 

Sevgisinden var olduğu yaratıcı ile arasındaki ahdin kavlinde kalıp kalmayacağını ispat edeceği sınav yeridir dünya. Bu yüzdendir ki O'nun zatından sevmeyi tatmış gönül o anin hatırlaması ile dünyada da hep sevgiden söz eder. Sevgiye davet eder. Sevgi için ömrünü fedaya hazır bir sevene bürünür. Bu uğurda sevgi şehidi olmak onun sınavının kutsallığına delil olacaktır neticede.

Nice eserler, şiirler, mimariler, buluşlar, feryatlar hep sevgiden doğmuş ve sevgi ile taçlandırılmıştır. Sevme ahdini unutan; sevilmeyi Allah’ın zatından ilk tattığını hatırlamayan kullar ise düştükleri anlam kargaşası içinde dünyadaki her şeye ya nefret duymuşlardır ya da aşırı takıntı yaparak tüketen saplantılı psikolojilerini aska bağlamışlardır.

Öncelikle bilinmeli ki sevgi ve sevginin kulu Allaha en yakın götüren basamağı olan dünya ve ahiretteki gönül esinize duyduğunuz iştiyaklı olan tonu yani aşkın hakiki olanı ilk yaratıldığınız anda size yaratıcınız tarafından öğretilmiş şeklidir. Bu yüzden bazı insanlar bunu hep o andan kalma öğreti ile hatırlamış oldukları için derin, güzel ve sonsuz severler. O insanlar anlaşılmadıklarında yara alırlar. Onların mücadelesi gönüllerine yazılan cüzün elçisi olma yolunda sözlerini yerine getirmektir. Çırpınışları da bundandır. Onlar seviyorum dediklerinde sözleri ve eylemleri birlikte uyum içinde hareket eder. Engellere ve mazeretlere sığınmazlar. Sevginin kazaya bırakılmaması gerektiğini bilirler. Seven gönülleri her daim abdestlidir.

Sevginin yansıması ile kederleri de sevinçleri de dünyayı aydınlatır. İste bu yüzden "Seni seviyorum" ifadesi bir sihirli aynadır. Dijital ve mekanik çağın içerisinde yaşayan sayısız insan sınavlarının içinde kaç bin kez bu cümleyi fısıldar bilinmez. Ve kimi ihtiyaç duyduğu sevgi için her fısıltıya aldanır. Dünyaya aldanmayın. Hele de Peygamberin dahi yasamak istemediği bu çağın gölgesi altında size bu cümleyi kuran kişilere dikkatle bakin. O aynada gördüğünüz her parçayı birleştirin. Sözler ve eylemler uyumluysa muhakkak oradan dünyaya yayılan Allah'ın nuruna rastlayacaksınızdır. Gerçek sevgiden doğan eserin varlığına tanık olacaksınızdır. Sevginin hangi tonu olursa olsun;

Seven cezalandırmaz.

Seven intikam almaz.

Seven mazeretlerle oyalanmaz.

Seven kısa hayati uzun âmâlara, korkulara, kaygılara kurban etmez.

Seven her defasında sevgi bağının güneşini, suyunu eksik etmez.

Seni seviyorum diyenin gitmeye gözü olmaz... Bu sözü kullanan her insana dikkatle bakmayı unutmayın.

Eğer irfan ve burhanın farkını bilirsen bir bakmışsın ki gönlün cennetin olmuş. Gönlüne verilen sevginin çardağı altında meşk et ki senden evrene yayılan reyhan kokusunu duyumsa. Süs şeklini bırak, huyunu ve gönlünü sevginin özü ile süsle. O vakit sevginin ışığıyla kamaşacaktır cehren. Aşk cihanına gel, gönül gözüyle onu seyret ki, aşkın cemalinden can ve gönül güzelliğine eriş. Sevginin elçisi ve sevginin kendisi olmanızı diliyorum. Size seni seviyorum diyenlerin aynasında gösterilen yüzü seyre dalın. Eğer sevginin yüzü ise o insani kaybetmeyin. Kaybetmeyin ki, dünya sizin aranızdan yükselen Allah’ın nuru ile daha da güzelleşsin.

Ey gönül, basiret gözünü aç! Bütün kayıplar gafletten, şüpheden, korkudan doğar. Uyan çoklukta tekliği bul. Sevgi istikametinde duran gönlün sahibi ne güzel emniyette olur. Tanıklık et!

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Nesibe Aşkar Yazdı: Bir Kuş Tüyü Eksik
Nesibe Aşkar Yazdı: Bir Kuş Tüyü Eksik
Yıldıray Oğur Filistin Cesur Kızı Ahed Tamimi'yi yazdı: Sarı Saçlarından Sen Suçlusun!
Yıldıray Oğur Filistin Cesur Kızı Ahed Tamimi'yi yazdı: Sarı Saçlarından Sen Suçlusun!