Eski kapılardaki kapı tokmağı..
Mensure Kaplan

Eski kapılardaki kapı tokmağı..

Kapı tokmağı deyip geçmemek gerek, çünkü tokmağında kendine has bir risalesi, bir dili vardır. Nezaket timsalidir. Her kapı öyle destursuz çalınmaz. Her evin kendine göre bir dünyası bir mahremi vardır.

Mesela; Geçmiş sayfaların tarihi izine baktığımızda bize bir şeylerin varlığından haberdar olmamızı istiyor.

Söyle ki, Osmanlıya baktığımızda kapı tokmaklarının kendine has inceliklerini, gözler önüne sergiliyor. Bir erdemlikten, bir sıfatın varlığından, bir hayattan bahsediyor.

Kapılarda genellikle iki tokmak yer alır. Bunlar sağda ve yukarıda olanlar, tok ve kalın bir seslidir.  Bu tokmağı erkek misafirler kullanır ve ev sahipleri bir erkeğin kapıda beklediğini anlar.

Sol tarafta olan ise diğerine göre biraz daha aşağıda ve daha süslü olan tokmak ise tiz ve ince bir ses çıkarır. Bayanlar bu tokmağı kullanır, böylelikle evin hanımı rahat bir şekilde kapıyı açar.

Bir gelenek sertifikası olan bu kültür başlı başına İslam adabı ile donanmış erdemli bir duruştur bana göre.

Bunlar sadece dış mekân halkasıdır. İç mekânda ise apayrı bir sosyallik var.  İç mekân bir perdedir ve kimse bu perdenin arkasına bakamaz. Yerine ve şahsına göre ev sahibinin izni ile ancak kabul buyrulur.

Öyle bir yer işte. Geniş ve ayrı avlu, kendine has bahçesi ile mahremiyet için tam bir nefes odası. İşte budur evin tokmağındaki yaşayan sosyallik.

Hala yaşar mı bu sosyallik? Maalesef, Nesilden nesile kültür de değişir oldu dil de. Yürüyen bir dönece gibi yer değiştirir oldu.

Bir zaman vakti,  adamın biri ekmek fırınından çıkıp, karşı caddedeki direğin ucuna içinde bir ekmek olan bir poşet iliştirir ve oradan ayrılır. Bunu gören bir başka zat ise o da fırından bir emek alıp aynı yere iliştirir. Ve böyle devam eder. Meraklı gözlerle bakanlar ise direğin üstündeki küçük yazıyı okur. “MaIın bekçisi sadakadır, incitmeden ver, incinmeden al”

Ne denebilir ki cami avlusundaki dilsiz sadaka kutusu gibi, kimin ne bıraktığını ya da ne aldığını kimseye söylemeyen oval taş. Fakiri incitmeden yürüyen bir kültür.

İşte biz bu kültürü yaşatmaya çalışan ecdatların torunlarıyız diyebilmek için o sosyal hayatı yaşamamız gerek. Dilimizi, dinimizi ve kültürümüze sahip olmak gerek.

İlla böyle mi olacak evet böyle olmak zorunda. Yoksa tarihte kaybolur  insanda.

 

vana ceketi ts3 kirala brazzers porno sexshop brazzers cialis yorumları gergedan boynuzu özel direksiyon dersi rokettube

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bursa’da 17 Şubat Cumartesi günü Şehitler Gecesi programı düzenliyor.
Bursa’da 17 Şubat Cumartesi günü Şehitler Gecesi programı düzenliyor.
Ramazan Deveci yazdı: …
Ramazan Deveci yazdı: …