Şehide Seyyide Amine Bint’ül Hüda Kimdir?

9 Nisan 1980 yılında Şehid edilen büyük alim Şehide Bint’ül Hüda’yı rahmetle anıyoruz… Selam olsun Şehide Bint’ül Hüda’ya....

Şehide Seyyide Amine Bint’ül Hüda Kimdir?
Şehide Seyyide Amine Bint’ül Hüda Kimdir?

Şehid Seyyid Ayetullah Muhammed Bakır es-Sadr’ın kızkardeşi

Tarih sahnelerine bir göz attığımızda, güzel ve çirkin sahneler göz önüne gelir. Tarih boyunca hak ve batıl cephesinin birbirleriyle kıyasıya savaştığını görürsünüz. Birisinin hakkı inatla inkar ettiğine, diğerinin aşk ve şevkle cihada koştuğuna şahid olursunuz.

Tarih sahnesindeki bu hadiselerde pak ve temiz yüzlerle karşılaşırsınız ki; bu yüzler sizi kendine cezbedip yüreğinizi sevgileriyle doldururlar.

Onların kurtuluş sancağını omuzlarında taşıyıp en önde ilerlediklerini, ‘sirac-ı munir’ gibi herkese yol gösterip ve herkesin yolunu aydınlattıklarını, delalet karanlığında ‘hidayet misbahı’, felaket bataklığında ‘kurtuluş gemisi’ olduklarını görürüz. Onlara kim tabi olursa nurlarıyla aydınlanır, onların kurtuluş gemisinde oturur, yüce feyizlere ulaşır. Her kim onlardan yüz çevirirse, er geç zillete düçar olur.

Bu ‘sabukun’ arasında dolaştığınızda onlara gönül verirsiniz; onlarda ismet, temizlik ve takva bulursunuz; ki onları bedenlerinde haya elbisesi, omuzlarındaki ilahi risalet, kalblerinde Allah aşkı ve hak erleriyle birlikte cihad ederken görürsünüz.

Musa’nın yanında Asiye’yi,İbrahim’le birlikte Hacer’i,İsa’yla birlikte Meryem’i,ve Muhammed’in (saa.) pak kucağında temiz kevser pınarı Fatıma’yı (selamullahi aleyha) görürüz. Ve bu pınarı kaynağından bu güne dek izlersek; nice pak ırmaklar görürüz. Hz. Fatımatüz Zehra’ya tabi olan ve onun yaralı göğsüne başlarını koyan nice pak kadınlar görürüz. Bu iman ve takva abidesi Hz Fatimatüz Zehra’nın kızları arasında bir kadın görürüz ki; adı BİNTUL HUDA dır.

Hz. Fatimatüz Zehra soyundan fazilet ve takva sembolü bir ailede Hicri 1357 (M 1937) yılında bir kız çocuğu dünyaya geldi. Amine olarak adlandırıldı. Babası Hüccetül İslam Seyyid Haydar Sadr’dır. Pak ve takva sahibi bir kadın olan annesi ise; Şeyh Hüseyin Ali Yasin’in kızıydı.

Amine 6 aylık iken babasını kaybetti. Kimbilir belki de kader bu küçücük kızın ağabeyi ile birlikte büyük bir mücadeleyi üstlenmesini istiyordu. Amine, küçük yaştan itibaren ağabeyi Muhammed Bağır Es Sadr’ın yanında İslami ilimleri öğrenmeye başladı. Kardeşleriyle birlikte Irak’ın Necef şehrindeki Havzayı İlmiyye de (ilmi medrese) ders okumaya gitti. Amine, Necef’te sarfı nehv(Arap grameri ve edebiyatı) usul, fıkıh, hadis, ahlak, tefsir ve siyer gibi dersleri okudu. İslami ilimleri öğrenmeye can atıyordu. Fakat Müslümanların içinde bulundukları acıklı durum, onu bildiği kadarıyla irşada, mücadeleye davet ediyordu. O, İslam’ın bir ilaç gibi kitaplardan hastalara aktarılması gerektiğine inanıyordu.

Toplumsal meseleleri, özellikle kadınların içine düşürüldüğü durumu incelediğinde, kendisini ne kadar ağır bir mesuliyetin beklediğini anladı. O, Irak kadınlarının, Doğu’nun ve Batı’nın ilhadi düşüncesinin hücumuna maruz kaldığını ve bunların kurtarılmaları gerektiğine inanıyordu. Bu nedenle Irak’lı kadınlar arasında yeni bir hareketi başlatarak onları şeytanlara yem olmaktan kurtarmaya çalıştı.

Amine, kadınlar arasında özellikle eğitim görmüş kadınlar arasında büyük bir değişiklik olacağına inanıyordu. Ona göre bu kesim, gelecek nesiller üzerinde çok etkin olacak ve büyük sorumluluklar üstlenecekti. Bu kesimin etkilendiğini sezen Amine, onların doğru yola gelmeleri için çok çalıştı. Ve Allah’ın yardımıyla kadınların düşüncelerinde bir Inkılap meydana getirip onların İslam ile aralarında derin bir bağ kurmalarını sağladı. Bu başarısının en belirgin örneği; üniversiteli kızlar arasında tesettürün yaygınlaşmasıdır. Mücahide Irak’lı bacılardan biri, Amine’nin şehadetinden Irak’ın kafir Baasçı rejiminin güttüğü hedefi şöyle izah ediyor:

“Amine kadınları şuurlandırdı. Tesettürü yaygınlaştırdı. Toplumun kadına bakışını ve kadınların İslam’a bakış açısını değiştirdi. Laik kafir rejim ise; bütün bunların kendi aleyhlerine olacağını biliyordu…”

Evet, Bintul Huda kız öğrencileri -üniversite ve diğerleri- eğitmeyi üstlendi. Onlara fıkıh ve İslam’ın diğer sosyal ve siyasal meselelerini öğretti. Bağdat, Kazimeyn ve Kufe’de kadınlar için kurslar açtı. Toplantılar düzenleyerek kadınları örgütledi.

Bintul Huda hem yazar hem şair hem de iyi bir konuşmacıydı. Ağabeyi Muhammed Bağır Es Sadr yakalandığında, Hz. Ali’nin mezarı başında bir konuşma yaparak halkı, kafir Baas rejimine karşı kıyama davet etti. O, bir diğer kardeşi olan Seyyid İsmail es-Sadr’a karşı düzenlenen öldürme komplosunu protesto için Kazımeyn’den Necef’e gitmek istediğinde korkuya kapıldı. Fakat korkusunu yenerek ‘Yolumdan asla dönmeyeceğim’ başlıklı bir şiir yazdı ve Necef’e gitti.

“Hakk yolunun dikenle dolu ve reyhansız olduğunu biliyorum. Buna rağmen öncekilerin izinden yürüyeceğim.Çünkü; ordular içinde tek bir mücahid bulunduğu müddetçe ve Allah kendi azıcık dostlarını zafere ulaştırdığı müddetçe Hakk; bu varlıkta ebedileşecektir…”

9 Nisan 1980 yılında Ağabeyi Muhammed Bağır Es Sadr ​ ile  birlikte idam edilerek Şehid edilen  büyük alim Şehide Bint’ül Hüda’yı rahmetle anıyoruz

Selam olsun hidayetin kızına; selam olsun yolunun takipçilerine!

 

 alemdar

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Konfor/çıkar/iktidar alanına kapanmak, entelektüel özgürlükten vazgeçmek demektir.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Konfor/çıkar/iktidar alanına kapanmak, entelektüel özgürlükten vazgeçmek demektir.
Cihan Aktaş yazdı: Toplumsal cinsiyet ve aile
Cihan Aktaş yazdı: Toplumsal cinsiyet ve aile