Atasoy Müftüoğlu yazdı:Düşünmeyi Bilmek ve Öğrenmek

Bağımsız bir tarih felsefesi perspektifini temsil ve tecrübe ediyor olabilseydik, coğrafyanın kader olmadığını kesinlikle kanıtlayabilirdik'

Atasoy Müftüoğlu  yazdı:Düşünmeyi Bilmek ve Öğrenmek
Atasoy Müftüoğlu  yazdı:Düşünmeyi Bilmek ve Öğrenmek
Advert
İslamî düşünceden güncel meselelere kadar farklı konularda ufuk açıcı yazılarıyla İslamî Analiz okuyucularına hitap eden üstad Atasoy Müftüoğlu'nun kaleme aldığı 'Düşünmeyi Bilmek ve Öğrenmek' başlıklı yeni yazısını paylaşıyoruz.

Düşünmeyi Bilmek ve Öğrenmek

Kolonyalist küstahlık, Avrupa dışı toplumlara, özellikle de İslam dünyası toplumlarına, her konuda, model/tercih/yöntem/davranış önerme-dayatma, bu toplumlara hangi konularda neler yapmaları, nasıl yapmaları gerektiği konusunda dersler verme, uyarılarda bulunma hakkına sahip olduğu iddiasını, görülmemiş/benzersiz bir siyasal ahlaksızlık şeklinde sürdürüyor. Sözünü ettiğimiz önermeler/dersler/uyarılar, seküler Avrupa değerleri temelinde, kültürel-ideolojik haçlı seferleri temelinde yapılıyor.
 
Rönesans, modernleşme, aydınlanma gibi, büyük ölçekli fikirler ve değişim, ortaya çıktıları dönemlerde ve takip eden tarihsel dönemler boyunca, özellikle İslam toplumlarında, İslami dünya görüşü temelinde; güçlü, tutarlı, bütünlüklü, derinlikli tartışmalara, soruşturmalara, hesaplaşmalara, eleştirel değerlendirmelere tabi tutulmadıkları için kabul gördü, referans kaynağı haline geldi. Bu süreçler, akımlar, hareketler; referans kaynağı haline gelince-getirilince; İslam, referans kaynağı, meşruiyet kaynağı olmaktan çıkarıldı. İslamın, burada sözünü ettiğimiz bütün süreçlerle uzlaşması, bu süreçlerin öngördüğü doğrultuda konumlandırılması istendi. Bu noktada, Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde, 1800'lü yılların başlarından itibaren gerçekleştirilen büyük ölçekli sekülerleştirme hareketleri/girişimleri ve reformlar aracılığıyla, toplum-tarih-siyaset-kültür-eğitim hayatı İslamsızlaştırılmaya başlandı. Toplumun İslamsızlaştırılması; İslami düşünme biçiminden, algılama tarzından vazgeçmesiyle, İslam'ın birincil kimli olmaktan çıkarılarak, ulusal bir din ve kültürel bir kategori haline getirilmesiyle sonuçlandı. Burada İkinci Mahmud (1808-1839) döneminde; devletin, idarenin, hukukun ve eğitimin modernleştirilmesi için, eğitim dilinin Fransızca'ya dönüştürülmüş olduğunu hatırlamak/hatırlatmak aydınlatıcı olabilir. 
 
Sömürgeci kültür aracılığıyla İslam dünyası toplumlarına dayatılan yapay kimlikler, bu toplumlar tarafından hiçbir zaman bir bütünlük içerisinde özümsenmedi. Modern-seküler toplumda İslam'ın konumunun/işlevlerinin/sınırlarının ne olacağı konusunda halen nihai ve ikna edici cevaplar bulunabilmiş değil.

Bizler, Müslümanlar olarak; tarihsel serüvenimiz etrafında eleştirel çözümlemeler-yüzleşmeler-sorgulamalar yapmadık. Bugün de, karşı karşıya bulunduğumuz üzere, küresel-sömürgeci-emperyal kültürün kapsamlı üretkenliği karşısında, yerelliklere/geçmişe/milliyetçiliklere sığınıyoruz. Yerleşik bilgileri, kalıpları, çerçeveleri tartışılabilir hale getiremediğimiz için, hayatlarımızı eski-tozlu-çürük-küflü önyargılarla sürdürmeye devam ediyoruz, devam edebiliyoruz. Geçmişe özgü duyarlılık biçimlerinin, günümüzde tam karşılığı olmayabileceğini, geçmişi bütünüyle bugüne kazandıramayacağımızı düşünüyoruz. Manevi-içsel-batıni alana çekilen-kapatıla bir dini hayat, bu tercihleriyle kendisini hiçbir biçimde öngörülemeyecek tarihsel zamanların, gelişmelerin, olayların insafına-merhametine terk etmiş olur, tarihsel zamanlara, bu zamanların gerçekliğine yabancılaşır. İslam dünyası toplumlarında bugün gerçek durum aynen böyledir.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

 

 

  

rokettube hd porno

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Merve Aras yazdı:
Merve Aras yazdı:
Nevin Nesrin Soysal yazdı:
Nevin Nesrin Soysal yazdı: