İşgalci Siyonist İsrail’le enerji ve güvenlikte işbirliği

Büyükelçilerin de karşılıklı olarak atanmasıyla normalleşen Türkiye- İşgalci İsrail ilişkilerinde, yeni dönemde en önemli işbirliği alanları enerji ve güvenlik olacak. Gazze'nin durumunda ise bir değişiklik yok....

İşgalci Siyonist İsrail’le enerji ve güvenlikte işbirliği
İşgalci Siyonist İsrail’le enerji ve güvenlikte işbirliği Zehra

Altı yıl aranın ardından İsrail’le ilişkiler, Haziran ayında imzalanan mutabakat metniyle normalleşme sürecine girmişti. Kasım ayında karşılıklı büyükelçiler de atandı. Böylece ilişkilerin, Mavi Marmara krizinden önceki dönemde bırakılan yerden devamı için en kritik adım da atılmış oldu. İlişkilerin eski düzeyine dönmesi için yapılacak işbirliklerinin başında enerji, güvenlik ve ticaret alanları geliyor.

Ankara’da bir grup gazetecinin sorularını yanıtlayan üst düzey Türk Dışişleri yetkilisinin verdiği bilgiye göre, Büyükelçi’nin göreve başlamasının ardından hız kazanan çalışmalar yaklaşık bir ay içerisinde sonuçlanacak ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarları seviyesinde siyasi istişareler başlayacak. Siyasi istişarelerin başlamasının ardından bir takvim belirlenecek ve Dışişleri Bakanı ile ekonomi ve ticaret konularıyla ilgili bakan düzeyinde karşılıklı ziyaretler başlayacak.

Yetkili, bu altı yıllık süre boyunca iki ülkenin birbirine olan ihtiyacının ve ticari alanda birbirini tamamlayıcı niteliğinin yok olmadığını, üstelik bu duruma yeni bir parametrenin de eklendiğini söylüyor: Doğalgaz.

İsrail açıklarındaki Leviathan sahasından çıkarılması planlanan doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa pazarına ulaşmasının en uygun maliyetli çözüm olacağını söyleyen yetkili, bölgedeki şartlar ne olursa olsun bu boru hattının güvenliğinin de sağlanacağını belirtti.

İsrail’in Enerji Bakanı Yuval Steinitz de bu görüşü defalarca dile getirmişti. Son olarak 21 Kasım’da Tel Aviv’de düzenlenen Enerji ve İş Kongresi’nde, Leviathan ve çevresindeki daha küçük ölçekli sahaların geliştirileceğini, buradaki doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa pazarına çıkacağını söylemişti:

“Türkiye ile aramızda yaklaşık 500 kilometrelik bir boru hattının uzanması ve üç yıl içinde aktif hale gelebilmesi için görüşmelerimiz sürüyor. Leviathan’da üç yıl içinde üretime başladığımız zaman, Türkiye’ye ihracat da başlayacak.”

İsrail’de bazı iletim boru hatlarının işletmecisi olan İsrailli Eilat-Ashkelon Boru Hattı Şirketi de 25 Kasım’da, Türkiye ile İsrail arasında yapılabilecek bir doğalgaz boru hattı için imkânları ve mâliyeti araştıracağını açıklamıştı.

"Kriz kuşağının güneyinde ve kuzeyinde iki ülke"

Mayıs 2010’da, İsrail'in Mavi Marmara'ya uluslararası sularda yaptığı baskın sonrası Tel Aviv büyükelçisi birkaç gün içinde Ankara’ya dönmüş; Kasım ayında farklı bir göreve atanmıştı. İsrail’le ilişkiler maslahatgüzar seviyesinde ilerlerken Arap ülkelerinde ayaklanmalar başladı. Mısır’da görev değişikliği ve ardından darbe oldu, Irak’taki çatışmalar büyüdü, Suriye’de iç savaş çıktı. Bu gelişmeler, Ankara-Tel Aviv hattında iyileşme yaşanırken önceliğin güvenliğe verilmesine sebep oluyor.

Dışişleri yetkilisi, güvenlik ihtiyacının 2010’dan önce de olduğunu, ancak artık bu ihtiyacın arttığını söylüyor. Herhangi bir kısıtlama olmadan güvenlik alanında işbirliği yapmak için her konunun görüşülebileceğinin altını çiziyor:

“Güvenlik ihtiyaçları hep oradaydı. Şimdi güvenlik anlamında işbirliği olanaklarına, danışma olanaklarına bakmak durumundayız. İki ülkenin karşılıklı endişelerini anlaması, daha açık şekilde konuşması gerekiyor. Savunma ve askeri ilişkiler mutlaka ihtiyaç olduğunda gündeme gelecektir. Bu alanlarda daha önce işbirliği yaptık.

Bölgenin bütün aktörleri arasında İsrail’in yaklaşımına, tutumuna önem veriyoruz. Bölgede bir kriz kuşağı var. Kuşağın güneyinde ve kuzeyinde, o kriz kuşağına komşu durumunda iki ülkeyiz. Karşılıklı olarak mukayeseli bir anlayış bize yardımcı olacaktır. İki ülkenin de elindeki imkân ve kabiliyetler, hem bizim hissettiğimiz hem onların hissettiği tehdit, bunlar farklılık gösterebilir. Ama karşılıklı güvenlik algılamalarımızı mukayese etmemiz gerekecektir. Birbirimizden bu konularda istifade etmemiz de söz konusu olabilir.

İsrail’in Suriye’deki tutumunu biliyoruz. Kırmızı çizgilerini açıkladılar. Hizbullah’ın herhangi bir şekilde Golan Tepeleri olsun, güney Lübnan’dan olsun, İsrail’in topraklarına bir tehdit olarak çıkmamasını, onlara silah gitmemesini ve güçlenmemesini istiyorlar. Tabii ortada bir kriz kuşağından bahsederken bu kuşağın sürekliliği de bir risk. Suriye’den Irak’a, Lübnan’a geçişkenlik de tehdidin oranını ülkeden ülkeye artıran bir özellik taşıyor. Bunların hepsini görüşeceğiz. Talimatlarımızda bir kısıtlama yok.”

 


Türkiye'den Gazze'ye gemilerle ve TIR'larla insanî yardım malzemesi gönderiliyor.
 
 

Gazze’ye su ve elektrik altyapısı için katkı bekleniyor

Yetkili, İsrail ile Haziran ayında varılan mutabakatta Hamas’la ilgili ayrı bir madde olmadığı bilgisini verdi. “Anlaşmadan en fazla yararlanan Filistinli kardeşlerimiz oldu” dedi.

İsrail’le varılan anlaşmanın ardından Türkiye’den Gazze’ye giden gıda, giysi, tıbbi malzeme gibi yardımlar, İsrailli yetkililerin kontrolünden geçtikten sonra Gazzelilere ulaştırılıyor. Bu konuda bugüne dek engelle karşılaşılmadı.

Ancak Gazze’nin, İsrail saldırıları sonucu kullanılamaz hale gelen su ve elektrik altyapısının yeniden yapılması konusunda henüz ciddi bir adım atılmadı. Ankara, uluslararası toplumun da katkıda bulunmasını bekliyor:

“Biz Gazze’ye elektrik heyeti, su heyeti gönderdik. Gazze’ye neler yapılabilir, uluslararası kuruluşlarla konuştuk. Önerdiğimiz birçok çözüm var. Dünyanın nüfus yoğunluğu en yüksek bölgesinde en büyük sefalet yaşanıyor.

Ekonominin canlandırılması, su, elektrik, halk sağlığı gibi konularda insan onuruna yakışan yaşam standardına yaklaşılabilmesi için Türkiye elinden gelen her yardımı verecektir. Elbette ki, elindeki imkânlar dâhilinde. Konuşacak vaktimiz yok, insanlar ölüyor, kanalizasyon içme suyuna karışıyor. Bunu görmezden gelemeyiz.

Her şeyi kendi imkânlarımızla yapmaya çalışıyoruz ama projenin ölçeğinden bahsedelim. Birileri daha çıkıp, ‘biz de geldik’ demeli.”

Türkiye, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi için üç şart sunmuştu. Özür ve tazminat şartları yerine getirildi. Üçüncü şart olan Gazze’ye yönelik ambargonun kaldırılması şartı ise yumuşatıldı. Türkiye’den gidecek insani yardımların ulaştırılması, su ve elektrik ihtiyacının giderilmesi için altyapı yatırımlarının yapılması boyutunda uzlaşma sağlandığı açıklandı. Ancak Ağustos ayında TBMM’ye geldiğinde kamuoyuna açıklanan anlaşma metninde Gazze'ye yönelik ambargonun kaldırılması veya hafifletilmesine dair bir ibâre bulunmuyor.

“Vize kolaylığı gündemde”

Altı yıllık süre boyunca iki ülkenin ticaret hacmi büyüdü. Yetkiliye göre, gelecek dönemde çok daha hızlı gelişme potansiyeli var. Turist sayısını ve karşılıklı yatırımları artırmak için vize kolaylığı sağlanması da gündemde:

“Bir serbest ticaret anlaşmamız var. Bunu güncellemek, kapsamını genişletmek istiyoruz. Bu bizim için çok önemli. Çünkü iki ülke ekonomileri birbirini tamamlayıcı nitelikte. İsrail ekonomisinin son 10 senede kaydettiği gelişme, özellikle bilişim, tasarım, konusunda önemli mesafe kaydetti. Ortaya çıkan ürünün bir şekilde satılması gerekir. Bu bakımdan Türkiye çok önemli bir ortak olarak ortaya çıkıyor bölgede. Hukuki temelimiz sağlam.

Vize kolaylığı da turist sayısını artırmak için, iş adamların seyahatlerini kolaylaştırmak için ele almamız gereken konu. Gündemimizde var.”

aljazeeratürk

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
kayseri escort samsun escort bursa escort antalya escort
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Veli Kurt Yazdı:
Veli Kurt Yazdı:
Mustafa Öztürk yazdı.....
Mustafa Öztürk yazdı.....