Mücahit Gültekin Yazdı: Sadece İncirlik'ten değil, Hollywood ve Harvard'tan da kurtulmalıyız.

İnsan hakları", "özgürlük" ve "demokrasi" gibi kavramların içine gömülmüş olan ideolojiyi fark etmek, Amerikan askerlerinin postallarını ve uçaklarını fark etmekten daha zor.

Mücahit Gültekin Yazdı:  Sadece İncirlik'ten değil, Hollywood ve Harvard'tan da kurtulmalıyız.
Mücahit Gültekin Yazdı:  Sadece İncirlik'ten değil, Hollywood ve Harvard'tan da kurtulmalıyız. Zehra
İslami Analiz yazarlarından Uzman Psikolog Yrd. Doç. Dr. Mücahit Gültekin, Amerika'nın sadece silahlı gücüne karşı değil, yapısal ve kültürel gücüne karşı mücadele etmek gerektiğini belirtti.
 
Gültekin'in 'Sadece İncirlik'ten değil, Hollywood ve Harvard'tan da kurtulmalıyız' başlıklı yazısı şu şekilde:

Adını, Nikaragualı devrimci Cesar Sandina'dan alan Nikaragualı Sandinist gerillalar, 1979 yılında Daniel Ortega liderliğinde Amerikancı Somoza ailesini devirmiş ve yönetimi ele geçirmişlerdi. Amerika kendisine karşı Kontra gerillalarını silahlandırarak Ortega'yı devirmeye çalıştı. Joseph Nye, Nikaragua Amerika'yla çatışırken, Nikaragua televizyonlarında Amerikan filmlerinin oynamaya devam ettiğini söylüyor.  Yine, ABD'den en çok nefret edildiği Irak İşgali döneminde bile bölgede Amerikan film ve müziklerine hayranlığın devam ettiğini; 11 Eylül'den sonra Türkiye, Mısır ve Suud'lu gençlerin eğitim için birinci tercihinin hala Amerika olduğunu ifade ediyor. Nye, bunu söylerken Amerika'nın kültürel gücüne işaret etmektedir. 
 
***
 
Stone ve Kuznick, ABD'nin Gizli Tarihi kitabında Amerika'nın bugün dünyada 1000'e yakın üssünün olduğunu belirtmektedir. Eleştirel kuram düşünürleri, bu gücü "üzerinde güç" olarak tanımlamaktadır. Yani görebildiğimiz, sayabildiğimiz, hesaplayabildiğimiz, "üzerimizde hissettiğimiz" güç. Bu arada Amerika'nın uçak gemileri de "yüzen üs" olarak tanımlanmakta ve ABD'ye göre her savaş uçağı aynı zamanda 18 bin 210 m²'lik  Amerikan toprağı olarak kabul edilmektedir. 
 
Ancak Amerika'nın asıl gücü kurumlar aracılığıyla kabul ettirdiği kural koyucu yapısal gücüdür. Gerçekte Amerika'nın yerleşik ya da yüzen üslerinin bir işlevi de bu "yapısal gücün" muhafaza edilmesidir. Amerika Dünya Bankası, OECD, Dünya Ticaret Örgütü ve IMF gibi kurumlar aracılığıyla kapitalist sistemin kurallarını belirlerken, Birleşmiş Milletler gibi kurumlar aracılığıyla da uluslararası hukuku şekillendirmektedir. Soğuk savaşın en çetin yıllarında bile Sovyetler, kurallarını Amerika'nın belirlediği bu yapısal güç içinde muhalefetlerini sürdürebiliyorlardı. Bu kuralların/kurumların dışına çıkmak isteyen devletler, "şer ekseni", "haydut devlet",  "teröre destek veren devletler" olarak isimlendirilip baskı altına alınmakta, sistem içinde tutulmak istenmektedir. 
 
Benim üzerinde durmak istediğim ise, Amerika'nın kültürel gücüdür. Neredeyse evrensel ölçekte yaygınlaşan Amerikan kültürü, fikirleri ya da tercihleri yönlendirirken, bunu algılamalarımıza ve tercihlerimize müdahale etmeden, bir sınır getirmeden yapıyormuş izlenimi vermektedir. Oysa, tercihlerimiz ve düşüncelerimiz; kaçınılmaz, vazgeçilmez ve doğal hissedilecek kadar içselleştirilmiş değerler tarafından şekillendirilmektedir. 
 
Bu sebepledir ki, Amerikan üslerine karşı çıkarken Amerikan yaşam tarzını simgeleyen değerler savunulabilmektedir. Örneğin, bugün  akademik dünyayı çevreleyen düşünme ve bilgi üretme kalıpları büyük oranda Amerikalı uzmanlar tarafından geliştirilmiştir ve Amerikan emperyalizminin sürdürülmesini amaçlamaktadır.  "Bilimsel bilgi", deneysel, nesnel, objektifmiş gibi sunulurken; gerçekte Amerika'nın küresel politikalarıyla uyumlu bir çizgi takip etmektedir. Amerika'nın kültürel gücü; içselleştirildiği, doğallaştırıldığı için hissedilebilir bir güç değildir. Bu güç,  Amerikan değerleriyle çatışan diğer değerleri gündem dışı tutmakta ve böylelikle "Amerikan değerler havuzu", içine doğduğumuz doğal ve vazgeçilmez bir çerçeveymiş gibi algılanmaktadır. Siyaset biliminden, sosyolojiye; hukuktan, sağlığa; psikolojiden eğitim bilimlerine kadar hemen her disiplin bugün Amerikan bilgi üretme kalıplarına göre şekillenmiştir. Bugün üniversiteye giriş sınavındaki derslerin soru sayısı dağılımı bile Amerika'nın örtülü ve yapısal gücünün etkisiyle oluşmaktadır. 

Yazının tamamını okumak için tıklayın
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
kayseri escort samsun escort bursa escort antalya escort
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Veli Kurt Yazdı:
Veli Kurt Yazdı:
Mustafa Öztürk yazdı.....
Mustafa Öztürk yazdı.....