Suat Demir yazdı: Ait olmak ve sahip olmak arasında bir varoluş serüveni: Tevhid

İnsanın doğasındaki sosyal olma özelliğini yine doğasına uygun zemine taşır. Kul ile öyle bir mutekabiliyet ilişkisi kurar ki muttaki, tevhidi gerçekleştirebildiği sürece kendini gerçekleştirmiş olur.

Suat Demir yazdı: Ait olmak ve sahip olmak arasında bir varoluş serüveni: Tevhid
Suat Demir yazdı: Ait olmak ve sahip olmak arasında bir varoluş serüveni: Tevhid Zehra

Tevhid, Yaratan ve yaratılan arasındaki bağı belirleyen en temel ilke; tüm akletme , hissetme ve davranış ameliyelerinin hiyerarşik ilişkisinde en üstte bulunan kavramdır.

Tevhid, istikameti tanımlar ve belirler. Hareketi de öyle. Bu yüzden en derin, özgülük/ilinti ağı çok boyutlu, çok katmanlı, çok düzenli(düzenleyici) ve dahi karmaşıktır. Statik değil devinimseldir.

İnsanın doğasındaki sosyal olma özelliğini yine doğasına uygun zemine taşır. Kul ile öyle bir mutekabiliyet ilişkisi kurar ki muttaki, tevhidi gerçekleştirebildiği sürece kendini gerçekleştirmiş olur.

Tevhidi bir bağ kurduğunuzda tevhide sahip mi olursunuz yoksa ait mi? Ya da bu iki durum arasındaki mesafeyi kaldırarak soruyu şöyle ilişkilendirelim. Şu şekilde soralım. Muvahhid, tevhide sahip olduğunda mı ait olur; ait olduğunda mı sahip olur? Cevap için sahiplik kavramını biraz daha açalım. Sahiplenmek, sahip olmakla mı ilgilidir? Ait olmakta böyle bir sorun gözükmüyor.

Bu sorulara farklı bağlamlarda farklı cevaplar verilebilir. Doğru cevap ait olmakla ilgili olandan başlayacaktır.      

Ait olmak bu itibarla sahiplendiğimiz ve fakat sahip olmadığımız bir olgudur. Bu durum emanet ve adalete doğru hareketimizi determine eder. (Emanet, tevhid ve adaletin gerçekleşmesindeki bağdır. Bu bağın nübüvvetten sonra devam etmesinde liyakat ve ehliyete sahip imamet kavramı düşünülmeye değer bahs-i diğerdir.)

Kurulacak bir iddia, ilk karşılaşma ve ilk söz olma hasebiyle uzak ya da yakın tevhidi işaret etmek zorundadır. Tevhid, Allah'a aitken Müslüman tevhide aittir. Yani tevhid dediğimizde mutlak varlık-özne olan Allah’ın, nisbi varlık alanıyla kurduğu alâkanın kristalize olmuş zemininden bahsediyoruz demektir. Dolayısıyla tevhidi öteleyerek veya ikincil alanlara iteleyerek mesafe almamız mümkün değil. "Temel kelimeyi söylenmemiş bırakanlar acınacak durumda olanlardır; fakat fikirlere kavramlara veya sloganla, bu onların adıymış gibi atıfta bulunanlar kötü kişilerdir."

Tevhidle olan bağ, zihinsel/bilinçsel/duygusal/davranışsal tüm basamakları kapsar, tevhidin anlam dünyasını belirleyen şiarlarla olan ilgi biçimlerini karşılıklılık üzere kurar. Buradaki dikkat ve rikkat takvaya girizgâhtır. Tevhid, varlık alemini tekil, tikel ve tümel cümlelerde kurgulayan kurucu bir manifestodur. Tevhidin kabul edemeyeceği her taşkınlık uzaklaşma ve yabancılaşmadır.

Hz. Adem, cennete ait idi. Sahip değildi. Sahip olmadan sahiplenmesi gerekiyordu. Sahip olmak istediğinde ait olduğu her şeyi kaybetti. Bu savrulmayı kendi varlık hiçliğiyle yüzleşebildiğinde durdurabildi. Fakat hatasının önemi kadar uzağa düşmüştü.                                       

Tevhidi bilinç, tekamülün başladığı noktaya tekâbül eder.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Metin Yüksel, şehadetinin 41. yılında anılıyor: 23 Şubat Pazar günü Fatih Camii'ndeyiz!
Metin Yüksel, şehadetinin 41. yılında anılıyor: 23 Şubat Pazar günü Fatih Camii'ndeyiz!
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...