Ramazan Deveci Yazdı: Filistin’e Sadece Türkiye mi Sahip Çıkıyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce BM kürsüsünden, İsrail’in Filistin topraklarını işgal sürecini gösteren haritayı göstermiş ve Filistin sorununu dile getirmişti. Gerçektende o konuşma çok önemli idi ve her taktiri hak ediyor...

Ramazan Deveci Yazdı: Filistin’e Sadece Türkiye mi Sahip Çıkıyor?
Ramazan Deveci Yazdı: Filistin’e Sadece Türkiye mi Sahip Çıkıyor? Zehra

Ekran Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ramazan Deveci İslami Analiz'de yayımlanan yazısında "Filistin’e Sadece Türkiye mi Sahip Çıkıyor?" anlayışını değerlendirdi.

İşte o yazı:

28 Ocak 2020'de Büyük Şeytan ABD Başkanı Donald Trump, İşgalci İsrail rejiminin başbakanı Netanyahu’yu da yanına alarak, 'Yüzyılın Anlaşması' adını verdikleri sözde barış planını gerçekte Filistin’i yok etme planını açıkladı.

Kudüs’ü tümü ile ve Batı Şeria’daki yasadışı yerleşim alanlarını da işgalci İsrail’e veren, işgalci İsrail’in tüm işgallerini meşrulaştıran anlaşma yazılırken Filistinlilere hiçbir şey sorulmamıştı. Filistinlilere paradan başka bir şey vaat etmeyen, Hamas’ın silahlarını bırakmasını isteyen sözde anlaşma, kabul edilmediği taktirde Filistinlilere ekonomik yaptırımda içeriyor. Anlaşma özetle Filistinlilerden Kudüs’ü satmalarını istiyor.

Filistin Başkanı Mahmud Abbas, Mısır'ın başkenti Kahire'deki Arap Birliği toplantısında yaptığı konuşmada, "Trump'ın Yüzyılın Anlaşması planını reddediyorum. Tarihe Kudüs'ü satan veya vazgeçen biri olarak geçmeyeceğim" dedi.

Arap Birliği, ABD'nin sözde barış planının Filistin halkının hak ve beklentilerini minimum düzeyde dahi karşılamadığının altı çizilerek bu planı tamamen reddettiğini açıkladı.  Arap Birliği 2002'de Lübnan'da kabul edilen Arap Barış Girişimi'nin, Filistin-İsrail barışına çözüm olarak kabul edebilecek tek girişim olduğu belirtti. Arap barış girişimi "1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti'nin kurulması ve Filistinli mülteciler sorununa Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 1948'de aldığı 194 sayılı karar gereğince çözüm bulunmasını öngörüyor.

Filistin meselesinde dünyada iki çizgi var:

Birincisi; Hamas, Hizbullah, İslami Cihad gibi direniş örgütleri ve İran İslam Cumhuriyeti tarafından ifade edilen, Türkiye’den rahmetli Erbakan hocanın savunduğu işgalci İsrail’i devlet olarak tanımayan ve denizden nehire bütün Filistin topraklarını kurtarmayı hedefleyen direniş ekseninin çizgisi.

İkincisi; Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, El Fetih ve birçok İslam ülkesinin desteklediği iki devletli çözüm… 1967 sınırlarında Doğu Kudüs’ün içinde olduğu bağımsız Filistin devleti. İşgal edilmiş diğer Filistin topraklarında meşru kabul edilmiş bir İsrail devleti. Bunu da direnişle değil görüşmelerle elde etmeyi düşünen bir anlayışı savunan çizgi.

13 Eylül 1993'te imzalanan Oslo anlaşmasından beri İşgalci İsrail ile müzakere yürüten El Fetih hareketi ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘Yüzyılın anlaşmasını açıklamasından sonra işgalci İsrail ve ABD ile tüm görüşmeleri durdurduğu açıkladı.

Zaten İşgalci İsrail müzakere sürecinde 13 Eylül 1993'ten beri ortaya koyduğu tavırlarla, işgalden vazgeçmek ve barış gibi hele Mescid-i Aksa’nında içinde bulunduğu Doğu Kudüs’ü Müslümanlara bırakmak gibi bir niyetinin olmadığını göstermişti.

Direniş ekseni yıllardır bıkmadan usanmadan bu gerçeği dile getiriyordu. İşgalci İsrail ile müzakerenin anlamsız olduğunu İsrail’in anladığı tek dilin direniş olduğunu rahmetli Erbakan hoca gibi ifade ediyordu.

Bugün Büyük şeytan Amerika ‘Yüzyılın anlaşması’ dayatması ile bu gerçekliği ilan etmiş oldu. Büyük şeytan önce 6 Aralık 1917’de Kudüs’ü işgalci İsrail’in başkenti ilan etti. 28 Ocak 2020'de sözde Yüzyılın anlaşmasını.

Bugün Filistinlilere teklif edilen Doğu Kudüs’ün içinde olmadığı ve bir birinden dağınık yerleşim yerlerinden oluşan adı bağımsız, ucube bir devlet.

İslam Dünyasının ciddi tepki gösterdiği  'Yüzyılın Anlaşmasına’ Suudi Arabistan, Katar, BAE ve Mısır destek veriyor. 

Türkiye, İran, Malezya, Irak, Lübnan, Pakistan, Tunus ve daha birçok İslam ülkesi ‘Yüzyılın anlaşmasına’ ciddi tepki gösteriyor, kabul edilemez olduğunu söylüyorlar.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan ‘Kudüs Kırmızı Çizgimizdir’ diyerek anlaşmaya sert tepki gösterdiği gibi anlaşmaya sessiz kalan ve destek veren İslam ülkelerini de eleştirdi. Erdoğan Yüzyılın anlaşması ile ilgili değerlendirmesinde, “Bu planla işgal edilen Filistin topraklarının ilhakı amaçlanıyor. Türkiye olarak iki devletli çözümü kabul eden ama esasta Filistin'i tümüyle yok eden ve Kudüs'ü tamamen gasp eden bu planı asla tanımıyor ve kabul etmiyoruz. Rabbimizin çevresiyle yani Kudüs ve Filistin topraklarıyla birlikte mübarek kıldığı Mescid-i Aksa'nın mahremiyetine uzanan elleri kırmak imanımızın bir gereğidir. Şayet bugün Mescid-i Aksa'nın mahremiyetini koruyamazsak, yarın kem gözlerin Kabe'ye çevrilmesini engelleyemeyiz. Hele hele şu andaki zihniyetle hiç mi hiç engelleyemeyiz. İşte bunun için Kudüs kırmızı çizgimizdir. İslam dünyasındaki ülkelerin şu atılan adım ve açıklanan metin ile ilgili tavırlarına baktığımız zaman ben halimize acıyorum. Başta Suudi Arabistan, sesin çıkmıyor! Sesin ne zaman çıkacak? Bakıyorsunuz Umman, Bahreyn aynı şekilde. Abu Dabi yönetimi bir de oraya katılıp, alkış tutuyorlar. Yazıklar olsun. Acaba o alkış tutan eller bu haince atılan adımın hesabını nasıl verecekler?” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce BM kürsüsünden, İsrail’in Filistin topraklarını işgal sürecini gösteren haritayı göstermiş ve Filistin sorununu dile getirmişti. Gerçektende o konuşma çok önemli idi ve her taktiri hak ediyordu.

Sayın Cumhurbaşkanının bu taktire şayan tavırları, sosyal medyada Filistin meselesine tek sahip çıkan tek ülke Türkiye paylaşımlarını beraberinde getiriyor. Yüzyılın anlaşması tepkilerinden sonra İhsan Süreyya Sırma hoca “Haydi Tayyib” başlıklı bir yazı kaleme alarak şöyle dedi:

Müslüman dünya lider(!)lerindense, sadece bir tek adam sesini çıkarıyor/çıkarabiliyor ve haykırıyor.[1]

Bu anlayış Filistin meselesine sahip çıkan tek ülke Türkiye anlayışının doğal sonucu olarak Türkiye yapabileceği her şeyi yapıyor yaklaşımını da beraberinde getiriyor. İsrail konusunda iktidara söylenecek, hiçbir söz bırakmıyor.

Peki gerçekten böylemi dünyada Filistin meselesine sahip çıkan tek ülke Türkiye mi? ve yapılması gereken her şeyi yapıyor mu?

İşgalci İsrail gayri meşru bir ülkedir.  Dünyada 30 civarında ülke İsrail’i devlet olarak tanımamakta ve İsrail ile ticaret dahil hiçbir ilişkiye girmemektedir. Suudi Arabistan gibi hukuken tanımayıp her türlü gizli ilişkiye giren birkaç ülkeyi düşersek 20’nin üzerinde ülkenin İsrail ile gizli açık ilişkisi yok, İsrail vatandaşlarının pasaportlarını kabul etmiyorlar.

Geçtiğimiz yıl Malezya, 2020 Tokyo Paralimpik Oyunları elemelerine katılacak İsrailli sporculara vize vermemişti ve kararın Filistin halkıyla dayanışma için alındığı açıklamıştı. Malezya Dışişleri Bakanı Saifuddin Abdullah, hükümetin bundan böyle İsrailliler ya da temsilcilerinin katılacağı hiçbir etkinliğe ev sahipliği yapmama kararı aldığını açıklamıştı. Malezya Filistin sorununu sıkça gündeme alan bir İslam ülkesi.

İranlı sporcular ise uluslar arası müsabakalarda İsrailli sporcularla yarışmayı bile kabul etmiyorlar. İslam devriminden önce İran işgalci İsrail’in petrol ihtiyacının çoğunu karşıladığı bir ülke iken bugün İran’ın İsrail ile hiçbir ticari ve diplomatik ilişkisi bulunmuyor. Devrim sonrası 1982 yılında Lübnan’da kurulan Hizbullah İsrail ile silahlı mücadeleye başlamış ve bu mücadele sonucunda yüzlerce belki binlerce şehit vermişti. Yüzlerce belki binlerce İsrail askeri öldürmüş ve sonuçta 2000 yılında İsrail tarihinde ilk defa direnişle bir yerden Güney Lübnan’dan çıkmak zorunda kalmıştı. Bugün İran işgalci İsrail’e karşı silahlı mücadele veren Hizbullah, Hamas ve İslami Cihadı desteklemek ve onlara silah vermekle suçlanıyor. Doğrusu bu suçu, İran’da direniş örgütleri de kabul ediyorlar gizleme gereği de duymuyorlar. Bugün Amerika, İran’a uyguladığı ekonomik ambargonun en büyük nedeni olarak  direniş örgütlerine olan bu silah dahil her türlü desteği gösteriyor. İran resmi açıklamalarla ‘İsrail yok olacaktır’ diyen bir İslam ülkesi…

İran ve Malezya ‘Yüzyılın anlaşmasına’ sert tepki gösteren ülkeler. Türkiye basınında çok yer almasa da bazı sitelerde bu haberler kendine yer buldu.[2]

Pakistan Dışişleri Bakanlığında yaptığı açıklama ile ABD’nin sözde ‘Yüzyılın anlaşması’ planını eleştirdi açıklamada, "1967 öncesi sınırlarına dönülerek başkenti Kudüs olan Filistin devletinin kurulması çağrımızı yineliyoruz." denildi. Pakistan’da işgalci İsrail’i tanımayan İsrail ile diplomatik ilişkisi olmaya bir ülke.

Tunus Cumhurbaşkanı Qais Saeed, Amerikan'ın 'Yüzyıl Anlaşması' olarak ilan ettiği 'Sözde Orta Doğu Barış Planı'nın “Yüzyılın Anlaşması” değil, 'Yüzyılın Karanlığı” olarak nitelendirdi. Tunus Cumhurbaşkanı Saeed, İsrail ile normal bir ülke gibi ilişki kurmayı doğal görenlerin büyük bir ihanet içinde olduğunu söyledi. Tunus’ta İsrail’i tanımayan İsrail ile diplomatik ilişkisi olmaya bir ülke. Tunus İsrail ile ilişki kurmayı ihanet olarak nitelendiriyor.

Cezayir’de ABD Başkanı Donald Trump'ın "Yüzyılın Anlaşması" isimli sözde barış planına tepki gösteren ve İsrail ile tanımayan İsrail ile diplomatik ilişkisi olmayan ülkelerden…

Bu ülkeleri daha da çoğaltmak mümkün hepsini burada zikretmeye gerek yok.

Türkiye ise işgalci İsrail ile ilişkilerde bazı krizler yaşasa da, diplomatik ilişkileri ve zaman zaman artan ve azalan bir ticari ilişkiyi sürdürüyor. Türkiye 2015 yılında ülkemizde bulunan Hamas liderlerinden Salih Aruri’yi İsrail’in baskısı sonunda sınır dışı etti.[3] İran’dan İsrail’e atılacak füzeler için olduğu söylenen Kürecik radar sisteminin kurulmasını kabul etti.[4] Ve Kürecik radar sistemi hala faaliyette.

Tüm bunlara rağmen son dönemde Filistin konusunda İktidarın gösterdiği duyarlılık ve geliştirilen söylemler önemli. Özellikle sayın Cumhurbaşkanımızın BM’de yapmış olduğu konuşma ve ‘Yüzyılın Anlaşması’ ile ilgili verdiği mesajlar her türlü taktiri hak ediyor. Ancak bu konuşmaları yapan liderden, bu konuşmaların gereği olarak yapmasını beklediğimiz somut tavırlar var.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM kürsüsünden gösterdiği meşhur bir harita var ya, İsrail'in Filistin'i nasıl yıl yıl yuttuğunu gösteren. İşte o haritada ‘Yüzyılın anlaşması’ ile Filistin noktacıklara dönüşüyor.

Filistin davası ile ilgili onlarca eylem yapıldı bu ülkede, onlarca güzel söz söylendi meydanlarda. Filistin’in erimeye devam ettiği bu süreçte. "Kahrolsun İsrail" sloganlarıyla yer gök inledi. Yöneticilerimiz İsrail’i sadece kınadılar. Ancak her eylemden sonra, söylenen her güzel sözden sonra İsrail’in yaptıkları hep yanında kar kaldı. Ve Filistin erimeye devam etti. İşte düne kadar 67 sınırları diyenler bugün 67 sınırlarının ellerinden çıktığına şahit oluyorlar.

Artık sözden öte bir şeylerin yapılması gerekiyor. İktidarların slogandan öte, sözden öte bir şeyleri yapması gerekiyor. İktidardan öncelikle işgalci İsrail ile ticaret dahil tüm ilişkileri bitirmesini bekliyoruz. İşgalci İsrail ile diplomatik ilişkilerin kesilmesini istiyoruz. Kürecik radar istasyonunun öncelikle kapatılmasını istiyoruz‘Kudüs kırmızı çizgimiz’ diyen iktidardan bunları beklemek hakkımız diye düşünüyorum. Bu güzel sözden sonra somut hiçbir şey yapmazsak söylenen sözün hiçbir kıymeti olmayacaktır.   

Söylenen birkaç güzel söze bakarak Filistin meselesine Türkiye’den başka sahip çıkan yok değerlendirmelerinin de doğru olmadığını düşünüyorum. Hatta işgalci İsrail ile devam eden ticari ve diplomatik ilişkilerle birçok İslam ülkesinden Filistin konusunda daha geride olduğumuzu düşünüyorum.

Filistin meselesine önderlik etmek benim ülkeme yakışır ancak öncelikle yukarıda belirttiğim somut tavırları koymamız gerekiyor. Sonra ortak düşman Siyonist işgalci İsrail’e karşı, ortak hedef olarak ta Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü belirlenerek, İslam ülkelerinden bu konuda duyarlı olanları bir araya getirmeliyiz.

Şu şartlarda İslam ülkelerinin hepsini bir araya getirmek mümkün olmasa da en azında daha duyarlı olan ülkelerle bir birliktelik oluşturula bilir ve ortak bir strateji belirlene bilir diye düşünüyorum.

Kudüs davası bile bu ümmeti bir araya getirmeyecekse bu ümmeti bir araya getirecek hiçbir şey yok demektir.

Malezya, Endonezya, Pakistan, İran, Irak Lübnan, Cezayir, Tunus bu işe hazır olan diğer ülkelerle bir araya gelebiliriz bence. Ancak bu işe mümkünse ikna edilerek ilişkiler düzeltilerek bir şekilde Mısır’da dahil edilirse Filistin konusunda başarı şansı yükselir.

Yüzyılın anlaşmasını Filistinlilere dayatan ABD, kabul etmedikleri taktirde Filistinlileri ekonomik ambargo ile tehdit ediyor. Buda önümüzdeki sürecin daha da zorlaşacağını gösteriyor.  Bu anlaşmaya karşı çıkan ülkelerin ve tabiî ki Türkiye’nin, bugünden sonra Filistinli direniş örgütlerine İslami Cihad’a, Hamas’a her türlü siyasi, ekonomik ve askeri yardımı yapmaları, yaptıkları yardımları artırmaları gerekiyor.

Yoksa Kudüs’te gider Mescid-i Aksa’da…..


Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Metin Yüksel, şehadetinin 41. yılında anılıyor: 23 Şubat Pazar günü Fatih Camii'ndeyiz!
Metin Yüksel, şehadetinin 41. yılında anılıyor: 23 Şubat Pazar günü Fatih Camii'ndeyiz!
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...