konya escort bayan bursa escort bayan antalya escort bayan Atasoy Müftüoğlu: Müslüman aydınlar otorite ve iktidarla özdeşlektikleri için, büyük bir ahlaki özgürlük kaybı yaşıyor, çapa escort halkalı escort esenyurt escort bostancı escort kadıköy escort gaziosmanpaşa escort taksim escort silivri escort göztepe escort göztepe escort aksaray escort beyoğlu escort bakırköy escort kadıköy escort kurtköy escort

Atasoy Müftüoğlu: Müslüman aydınlar otorite ve iktidarla özdeşlektikleri için, büyük bir ahlaki özgürlük kaybı yaşıyor,

Bugün, maalesef, Kur’an ve İslam seküler şiddet ve denetim sebebiyle, büyük ölçüde, Kur’an ve İslam araştırma merkezlerinin duvarları içerisine hapsedilerek tecrit edilmiş bulunuyor.

Atasoy Müftüoğlu: Müslüman aydınlar otorite ve iktidarla özdeşlektikleri için, büyük bir ahlaki özgürlük kaybı yaşıyor,
Atasoy Müftüoğlu: Müslüman aydınlar otorite ve iktidarla özdeşlektikleri için, büyük bir ahlaki özgürlük kaybı yaşıyor, Zehra

Üstad Atasoy MÜFTÜOĞLU'nun Hertaraf Haber'de "AHLAKİ ÖZGÜRLÜĞÜ KAYBETMEK " başlıklı bir yazı kaleme aldı.

İşte o yazı:

İslam dünyası toplumlarında, dini ve politik yapılar, dini/ politik popülizm / hamaset dili ve söylemiyle, ütopyacı kehanetlere dayalı, peşinen kurtuluş vadeden, bu nedenle de her tür çabayı erteleyen ölçüsüz umutlar ve iyimserlikler üreterek, Müslüman halkların umutlarını sistematik bir biçimde istismar edegeldikleri için, ütopyacı iyimserliklerin – umutların büyük ölçüde karaya oturduğunu gereği gibi göremiyor, anlayamıyor, bu nedenle de mağluplar- madunlar tarihsel yüzleşmeler, hesaplamalar yapamıyor, teslimiyetçi romantizmlere sığınmaya devam ediyor.

Bu tür yüzleşmeler/ hesaplaşmalar yapılamadığı için de, yeni bir kurucu düşünce / bilinç / vizyon / felsefe / stratejik akıl oluşturulamıyor.

Konformizm ve muhafazakarlıkla bütünleşen toplumlar ve kültürler, eleştirel düşünceye hayat hakkı tanımadıkları için, bu tür toplumlar ve kültürler hiçbir şekilde bir yenilenme de yaşayamıyor, İslami bilinci tamamlayamıyor.

İslami bilinci tamamlayamayan toplumlar ve kültürler, bugün, içerisinde yaşayarak tecrübe ettiğimiz üzere, somut ve mümkün olabilecek İslami geleceği gündeme almaya cesaret edemiyor. Toplumlarımızda İslami bilincin tamamlanması, eleştirel düşüncenin özgürlüğü ve yoğunluğu ile sağlanabilir.  

Batı rasyonalitesinin otoriter karakteri ve mutlakıyetçiliği sebebiyle, entelektüel haçlı seferlerine maruz kalan İslami zihin, bu süreçlerden sağ çıkmayı bir türlü başaramıyor. 

Ütopyacı kehanetler ve teslimiyetçi romantizmler sebebiyle İslam toplumları büyük zihinler yetiştiremiyor. Ütopyacı kehanetlerde bulunan ‘’üstad’’ lar, büyük zihin sayılıyor.

Aklı edilgin kılarak kurumsallaştıran içe / geçmişe kapanarak içerik üretimini durduran / donduran, muhafazakarlığı, statükoculuğu, teslimiyetçiliği ve konforizmi meşrulaştıran bir zihin dünyası karşısında, emperyalistler, sömürgeciler her  durumda, maalesef, hep kazanmaya devam edebiliyor. Sözünü ettiğimiz zihin dünyası bugünün tarihsel sorunlarına cevap veremediği için, İslama / Müslümanlara yönelik entelektüel / ideolojik / politik şiddet karşısında bir direniş ve hayatiyet ortaya koyamıyor, hep geri çekiliyor. İslam’ ı siyasetin ve tarihin dışına sürgün ederek, onu bir tür mistisizme indirgeyen zihniyetin İslami bir direniş gerçekleştirmesi beklenemez.

Bu nedenle de, ilerleme ideolojisi, sömürgeciliğin, tahakkümün ve kötülüğün ilerlemesi biçiminde, belirleyiciliğini sürdürmeye devam eder.

Günümüzde, toplumlarımızda, düşünsel ve zihinsel manzara,  İslami / İslamcı perspektifi, programı ve bilinci savunmaktan, sahiplenmekten imtia ediyor. İslami bütün sorunları, İslami imkanları içerisinde değil, tek yanlı, tek boyutlu seküler evrenselliğin dayattığı zihinsel/ entelektüel çerçeve içerisinde konuşabiliyoruz. İslami bilinci savunmayan, sahiplenemeyen düşünce / kültür / ilahiyat hayatı, bağımsız, özgün, siyasal bir model – çerçeve – norm ortaya koyamadığı koymayı düşünmediği ve hatta bu tür bir uğraşa cesaret edemediği için, belki de bu tür bir çabaya ihtiyaç duymadığı için politik konformizmle bütünleşmeyi, bu konformizmi içselleştirmeyi tercih ediyor.  Politik konformizmi  içselleştiren düşünce – kültür – ilahiyat hayatı, İslami tartışmalar sırasında akademik- resmi- hakim kod’ ların, ritüellerin sınırlarını aşamıyor, sınırları aşmak bir yana, bu sınırları aşmamak üzere büyük bir dikkat sarfediyor. İslami çalışmaları bir uzmanlık konusu olarak görüyor. Bu durum kuşkusuz düşünsel – siyasal bir bağımlılık durumuna işaret ediyor.

İslami düşünce / kültür/ ilahiyat dünyasının ufuklarını taradığımızda, İslam’ı, 21’ nci yüzyılın dünyası için, kurumsal  yeni bir bütüncül çerçeve içerisinde, bütün boyutlarıyla ortaya koyabilecek nitelikli entelektüel kodrolara sahip olmadığımızı görebiliyoruz.  Bu kadrolara sahip olmadığımız için de, ortak İslami bir strateji belirleyemiyoruz.  Bütün bu sorunlara, Müslüman özne’ nin içerisinde bulunduğu zihinsel- entelektüel- ahlaki krizi de eklemek gerekiyor. İçerisinde bulunduğumuz derin kriz  sebebiyle, İslami bütünlüğün ufku gözden kayboluyor.

İslami ufuk kaybı, bir başka alanda, çok daha derin bir sorunla karşı karşıya bulunduğumuzu gösteriyor. Müslüman aydınlar otorite ve iktidarla özdeşlektikleri için, büyük bir ahlaki özgürlük kaybı yaşıyor, ahlaki tanıklıklar yapamadığı için de, karşı karşıya bulunduğumuz haksızlıklar ve  adaletsizlikler karşısında sessiz kalıyor. Düşünce ve kültür dünyamızın, düşünce ve kültür adamlarımızın yapabildikleri tek şey, soyut tahayyül ve tasavvurlarla tarih yazmak medeniyet inşa etmekten ibarettir. İslami siyasal inşa’ nın somut ve mümkün düşünsel- felsefi temelleri konusunda her hangi bir çalışma ne yazık ki yapılmıyor.

Avrupamerkezci seküler – liberal referanslara, paradigmalara mahkûm edilen toplumların ve kültürlerin hiçbir konuda bağımsız bir proje üretmeleri beklenemez. Bu tür toplumlar, Türkiye örneğinde de görülebileceği gibi, Batı sonrası konuşamadıkları için, kronik bir entelektüel kriz ve açmaz içerisinde bulunuyor. Ahlaki cesaret ve özgürlüklerini kaybederek, ahlaki - vicdani kayıtsızlığı seçen toplumların, ya da kültürlerin bağımsız - eleştirel bir varoluşun ifadesi oldukları görülmemiş duyulmamıştır.

Dünya hakkında konuşma tekelini Batılı paradigmalar elinde tuttuğu için, bugün, İslam’ı evrensel anlam ve içeriği doğrultusunda tanımlayamıyoruz. Bugün, maalesef, Kur’an ve İslam seküler şiddet ve denetim sebebiyle, büyük ölçüde, Kur’an ve İslam araştırma merkezlerinin duvarları içerisine hapsedilerek tecrit edilmiş bulunuyor.

Yerel haksızlıklar, adaletsizlikler karşısında ahlaki bir infial göstermeyen toplumların, küresel – emperyalist haksızlıklar- adaletsizlikler karşısında, toplumsal bir tepki- direniş gerçekleştirmeleri beklenemez. Günümüz insanı, Müslümanlar da, ahlaki - vicdani tanıklıklara , sorumluluklara, eylemlere yabancılaşıyor.  Hangi toplumda olursa olsun, genç kuşaklar hayali sanal ortamlarda yaşanan hayat tarzlarına göre öykünüyor. İnternet dünyası, genç kuşakları amaçsız araçlara dönüştürüyor. İlerleme ve araçsal akılcılık ideolojileri, bütün dünyada insani - ahlaki - vicdani alanları çölleştiriyor, İnsani krizin derinleştiren seküler – liberal ideolojiler, din’i ahlaki mutlakları sınırlandırır, kısıtlar ve değersizleştirirken, kendilerini mutlaklaştırıyor. Sahte mutlaklar, dünyayı profanlaştırıyor, müstehçenleştiriyor. Araçsal akılcılık, reapolitik’ le bütünleştiği için, insani – ahlaki politikalar imkansız hale geliyor, politik belirsizlikler normalleşiyor.

Daha adil bir dünya için siyaset yapmak ulus- devlet realizmleri sebebiyle, gündemde yer bulamıyor. Milliyetçilikler- kabilecilikler- mezhepçilikler, İslami ‘’Biz’e’’ geçit vermiyor. İslami ‘’biz’i’’ mümkün kılabilecek, İslami birikimden uzaklaşıyoruz. İslam toplumları, düşünsel/ kültürel/ felsefi/ entelektüel/ itibara / niteliklere sahip olmak yerine, maddi zenginlik tezahürleri – sembolleriyle itibar kazanmaya çalışıyor. Hangi konuda olursa olsun, kendilerini referans alan bireyler gibi, toplumlar da, başkalarıyla müzakere- müşavereye değer vermiyor

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...
 Fazıl Esad Altay  yazdı: Teknik Analiz: Malatya Kürecik’te Bulunan Radarın Görevi Nedir?
Fazıl Esad Altay yazdı: Teknik Analiz: Malatya Kürecik’te Bulunan Radarın Görevi Nedir?