Deniz Karaalioğlu yazdı: Cumhurbaşkanı´nı ABD çıkarları için hedef tahtasına koyan bir zihniyet..

Erdoğan´ın partisinde yanlışların olduğunu yanlış kararların ve müsrif tutumların olduğunu konuşmak yine Müslümanca bir tutumdur. Fakat şahısları konuşmak toplumsal yapının bütününe zarar verecek tutuma gelecekse susmak ve Allah´a havale etmek doğru bir bakış açısıdır.

 Deniz Karaalioğlu yazdı: Cumhurbaşkanı´nı ABD çıkarları için hedef tahtasına koyan bir zihniyet..
 Deniz Karaalioğlu yazdı: Cumhurbaşkanı´nı ABD çıkarları için hedef tahtasına koyan bir zihniyet.. Zehra

Recep Tayyip Erdoğan Ne zaman Cumhurbaşkanı Oldu?

10 Ağustos 2014 Pazar günü Türk siyasi tarihi bir ilke tanıklık etti. İlk kez doğrudan halk oylamasıyla yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti´nin 12. Cumhurbaşkanı seçildi.

Neden bir hatırlatmayla başlıyoruz? Bu gün ne yazık ki ekranlarda birtakım çevrelerin hatta buna “Cumhurbaşkanı´nı savunmak” iddiasıyla boy gösterenlerin tutumlarını da katarak, bir akıl tutulması yaşanıyor oluşu bu hatırlatmayı zorunlu kılıyor

Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti´nin 12. Cumhurbaşkanı seçildi.

Dikkat çekmek istediğimiz zihniyet ise, 27 Mayıs darbe sürecinde her ne koşul ve sebeple olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı´nı darağacına götüren zihniyettir. Siyasi tarihe ilişkin konuşan herkesin darbelerin milletin zihnini, kültürünü ve toplumsal yapısını büyük ölçüde tahrip edeceğini inkar etmeyecektir. Yine 17 Eylül 1961´de Adnan Menderes darağacına götürüldüğünde aslında Türk milletinin de o idam sehpasında Başbakanı ile beraber olduğunu inkar etmek mümkün değildir

Türkiye´ye “artık düşünmeyeceksiniz, üretmeyeceksiniz ve hatta inanmayacaksınız” denildi.

Diğer yandan 1979 yılında Amerika´nın bölgedeki jandarması Rıza Pehlevi direnişçi ve devrimci bir halk tarafından saltanatsız kalmıştı. Amerika ve Britanya sürekli müdahalesinin önüne geçen bu ayaklanmanın yayılmasına karşın önlemini almıştı…

Türkiye 27 Mayıs darbesinin üzerinden henüz bırakın yüz yılı, 25 yıl geçmeden 80 darbesini yaşadı. 80 darbesi siyasi görüşü her ne olursa olsun, okuyan, düşünen ve üretimin sömürgeye karşı en doğru direniş olduğunu bilinç edinmiş bir toplumu yerle bir etti. Adeta, “artık düşünmeyeceksiniz, üretmeyeceksiniz ve hatta inanmayacaksınız” denildi.

Edilgen fiil yapısının zuhur ettiği bir coğrafyaydı Türkiye, faili meçhullerin, yönlendirilen, sınırlandırılan, Avrupa ve ABD´nin kurallarının dayatıldığı bir ülke..

Türkiye´nin başlı başına bir darbeler tarihi var ve bunlar arasında tanık olduğumuz teknik hazırlığının utanç senaryosu olduğu ve kamu görevlisi sıfatıyla, Türkiye Cumhuriyeti´nin 12. Cumhurbaşkanı´na, halkın Cumhurbaşkanı´na yönelik hazırlıkların yapıldığı ve şükürler olsun ki deşifre olmuş olan, Selam Tevhid Kumpası..

Bu kumpasla halkın seçtiği ve seçilmemesi için yine aynı güruhun ülkede her yolu denediği Ilımlı İslamcı bir alternatif hazırladığı bunlarla yetinmeyip Amerikan metoduyla Kürt halkına özgürlük (!)iddiası üzerine Selahaddin Demirtaş gibi bir adayı seçime hazırladıklarını unutabilir misiniz?

Bu süreç bir Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başlamadı, çok önceden kamuya yerleştirilen öğretmeninden müstahdemine, subayından banka görevlisine … amaçlarının ne olduğunu bilmiyorcasına Amerika için sınırsız ve sınıflandırılmış bir mücadele veren yapılanma…

Elhamdülillah

Cumhurbaşkanı yani millet iradesinin tezahürü Amerikancı komploya kurban gitmedi..

Senaryo öylece işlerken bu coğrafyada karşılarında duran tek güç herhangi bir Orta doğu ülkesi yada İslam ülkesi değildi. Bizzat Türkiye Cumhuriyeti´nin “artık düşünmeyeceksiniz, üretmeyeceksiniz ve hatta inanmayacaksınız” denilen vatandaşlarıydı. Bu kez Cumhurbaşkanı yani millet iradesinin tezahürü Amerikancı komploya kurban gitmedi..

Başta ifade ettiğimiz zihniyetin bugün hangi platform ve ortam olursa olsun yine hedefinde Tayyip Erdoğan´ın olduğunu ifade etmekten vazgeçmemeliyiz. Erdoğan´ın partisinde yanlışların olduğunu yanlış kararların ve müsrif tutumların olduğunu konuşmak yine Müslümanca bir tutumdur. Fakat şahısları konuşmak toplumsal yapının bütününe zarar verecek tutuma gelecekse susmak ve Allah´a havale etmek doğru bir bakış açısıdır. Türk siyasi tarihi çelişkilerle dolu söylemlere hep tanıklık etti.

Bu durumun sorumluları arasında medya ve aktarım biçimi olduğunu belirtmek gerekiyor.

Bugün her fırsatta masaya yatırılan ve kaşınan mezhep meselesi, affınıza sığınarak bu ifadelere yer veriyorum, Soft gündemlerde, gece kulüplerinden çıkmayan gazeteci kılıklı dalkavukların konu Ortadoğu, İran, Suriye .. olduğunda birden İslam alimi kesilmeleri ve hiçbir uzmanlık alanları yokken her birinin Ortadoğu´yu avucunun içi gibi biliyormuşcasına tavırları her şeyi çok net açıklıyor.

Medya-okuryazarlığı kavramını yada doğru bilginin kaynağının ne olduğunu bilmeyen bir kitle ile karşı karşıyayız. Bu kitle ekranlarda Tayyip Erdoğan´ın ağzından konuşur gibi onu temsilen ekranda bulunur gibi bir tavırla hareket ediyor… Cümleler ise o kadar mesnetsiz ki her biri işkembe-i kübradan atıyor..

Gece kulüplerinden çıkmayan gazeteci kılıklı dalkavuklar Ehli Sünnet alimiymiş gibi Amerika´nın öldürdüğü bir generalin şehitlik mertebesini tartışıyorlar…

Aynı şahıslar Kasım Süleymani meselesinde “Selam Tevhid ve Kudüs Gücü” kavramını dahi kullanırken hedeflerindeki ismin Cumhurbaşkanımız olduğunu unutuyor olabilir mi? Yazının hemen başında Erdoğan´ın Cumhurbaşkanı olduğu tarihi hatırlatmamın sebebi aslında burada yatıyor. Hiçbir siyasi tarih bilincine sahip olmayan hiçbir ufku olmayan o gece kulüplerinden çıkmayan gazeteci kılıklı dalkavuklar Ehli Sünnet alimiymiş gibi Amerika´nın öldürdüğü bir generalin şehitlik mertebesini tartışıyorlar… Bu tartışmayı yaparken de sözlerinde sayın Erdoğan´a terör örgütü üyesi kisvesini giydiren zihniyetten geri kalmıyorlar.. Yine bu tartışmalarda köşeye sıkıştıklarında hemen baş örtüsü konusunu öne sürüyorlar. Toplumumuzun saatlerini öldürebileceği yayınlar ekranları kaplıyor…

Artık karşımızda Türkiye´de holdingleşen İslami toplulukların toplumumuza derinden zarar verdiği ve ayrıştırdığı bir döneme tanıklık ediyoruz..

Gazeteciliğin bu kadar seviyesiz ve yerlerde olduğu bir 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü´nde doğruya, tarafsıza özlem duyan herkese sevgi ve selam ile….

medium.com

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mehmet Irmak yazdı: Efsane Komutana Selam
Mehmet Irmak yazdı: Efsane Komutana Selam
Mücahit Gültekin’den Kasım Süleymani yazısı: Neye Seviniyorsun?
Mücahit Gültekin’den Kasım Süleymani yazısı: Neye Seviniyorsun?