Mehmet Irmak yazdı: Efsane Komutana Selam

‘FETÖ karşıtlığında mangalda kül bırakmayanlar, söz konusu Kasım Süleymani olunca FETÖ ile aynı fikir ve his dünyasına sahip olduklarının farkındalar mı?’

Mehmet Irmak yazdı: Efsane Komutana Selam
Mehmet Irmak yazdı: Efsane Komutana Selam Zehra

Mehmet Irmak, İslami Analiz’deki yeni yazısında İranlı Komutan Kasım Süleymani’nin şehadetini değerlendirdi.

İşte o yazı: 

Amerikan’ın tüm dünyayı ve özellikle Ortadoğu’yu kendi çıkar ve istekleri doğrultusunda şekillendirme gayreti ,hem ekonomik çıkarlarını korumakta, hem gayri meşru israile güvenli bir saha oluşturmaya yönelik istikrarsız bir bölge oluşturma, kolonyalist yaklaşımları ve tehditkâr politikaları ise bölgedeki ülkeleri kendi uşağı ve piyonuna dönüştürürken petrol kuyularını yaptığı masraflar için ipotek etmektedir.

Kumarbaz ve gazinocu ağası Trump’ın hiçbir insani hak ve hukukunu dikkate almadan , başka bir ülkede kendi kafasına estiği gibi bir operasyonla Kasım Süleymani ve Mühendis’e yönelik suikast girişimi dünyada bir çok alanda büyük bir etki oluştururken beraberinde sonraki günlerde  bölgede veya dünyada neler olacağı üzerine bir tartışmadır devam ediyor.Üzülenler , sevinenler, korkanlar, kıyamet kapılarının açılacağını , 3.dünya savaşının başlayacağını iddia edenler …vs

Amerika’nın bombalarının  kendi coğrafyamıza düşmesi piyasa aktivistlerinin, siyasal analistlerin , yılların mekanize İslamcılarının, sakallı ve cüppeli şeyhleri pek bir memnun etmiş ki kalemlerine ve dillerine Allah’ın ayetlerini dolayarak yürek soğutmaya çalıştıklarını görmekteyiz. FETÖ karşıtlığı konusunda mangalda kül bırakmayan ve bulundukları gölgeliği meşruiyet kaynağı gören bu yapı ve yapılanmaların trumpın suikastı sonucunda  takındıkları tavır ile FETÖ ile aynı fikir ve his dünyasına sahip olduklarını anlayamamış olmalarını ise anlamlandırmak zor.

Özellikle son yüzyılda Kolonyal taarruzların dumura uğrattığı fikir ve şuur dünyaları ile Küreselleşmenin etkileri ile de özne ve oyun kurucu olma özelliğini yitiren ancak bunun bir türlü farkına varamayan, her gece rüyalarından at kişnemeleri ve kırbaç sesleri ile uyanan , bir gün Gazze’de bir gün Bosna’da bir gün Bağdat’ta en sonda Şam’da  havai fişek patlatma arzusuyla yanıp tutuşan  ve kullanılmaya elverişli bir yapı ve varlık oluşturan zihnin oluşturduğu muhafazakar dindar politik yapılanmalar bir türlü Kasım Süleymani’nin Ortadoğuda başardığı şeyi görmek ve kabullenmek istemiyor.

Kumarbaz Trump bile ertesi gün konuşmasında biz Irak’ta çok para harcadık ama bizim istediğimiz olmuyor bunu kabullenemeyiz derken bölgede olanları özetliyor. Yürek yangılarını soğuttuklarını zann eden yapı ve yapılanmalar Kasım Süleymani’nin bölgeyi kan gölüne çevirdiğini bile söyleyebilmekteler. Niye Yemen’de ,Suriye’de , Lübnan’da ve Irak’ta (bildikleri halde bu cümleye büyü bozulmasın diye Filistin veya Gazze’yi ilave etmemekteler) İran varlık gösteriyormuş , mezhebi kaygılarla ulus devlet refleksi gösteriyormuş, ABD ile danışıklı döğüş yapıyormuş , Sünnileri öldürüyormuş, söz konusu arkadaşlar buralarda İslam devrimi yapacaktıymış ama Kasım Süleymani kurduğu silahlı yapılarla bunları engellemiş.

Bu patolojik durumun ortaya koyduğu gerçeklik İslam dünyasının beyinsel fonksiyonlarını kaybettiğinin göstergesidir. 2019’da yüreklerini soğutamayan ancak Trump’ın özel gayretleri ile 2020’ye Yüreklerini soğutarak giren bu mekanize güruh , Emperyal projeye karşı konulamayacağı ön kabulüne şartlanmışlardır. ABD’ye karşı başarılı olunamaz olundu görüntüsü varsa bu bir kurgudur, öyleyse hem müttefik hem düşman stratejisi gibi bir starateji geliştirmek gerekir .Bundan daha kötüsü ise  Batı ve Amerika’nın İsrail’in çıkarları doğrultusunda hareket etmesine razı oluruz , Batı ve Amerika istediği gibi at koşturabilir ,İstediği yeri bombalayabilir, istediği ülkeye ambargo uygulayabilir ve hatta bizimle stratejik müttefik olabilir , ülkemizde onlarca üssü radarı olabilir. ABD Afganistan, Pakistan  ,Yemen , Irak  ,Suriye , Libya , Mısır  , Lübnan ve Filistin de ( söz konusu güruh için bir anlam ifade etmediği için belirtmeye gerek duymuyorum ama Vietnam ,Japonya ,Brezilya ,Kuzey Amerika , Filipin , El Salvador  ,Kolombiya ,Endenozya , Şili de… ) milyonlarca insan öldürür , milyonlarca yetim bırakır ama bu kesimin medyasında el ele göz göze diz dize trumpla gelecek vaad eden manşetler atılır. Bugünlerde geleceğimizi ipotek altına almaya kararlı, Cüppeli şeyhlerin rüyalarla muştuladığı zamanın Başbakanın Hillary ile meşhur çak pozunu kıskandırırcasına tüm aleme servis edilir. Irak’a ABD askeri gönderilsin diye tezkere çıkarılmaya çalışılır.ABD’nin 6.filosu payitaht İstanbul’a demirler kıbleye alınıp namaza durulur.Toplumun her kesimini kucaklayıp her rengi ile zenginlik oluşturup ortak bir gelecek inşasını sağlayabileceğimiz Medine Sözleşmesini tartışıp hayata geçirmek yerine, toplumu en küçük birimi olan aile içinde bile eşleri birbirine düşman edecek ve aileyi geri dönülmez mecralara sürükleyen İstanbul Sözleşmesi savunması yapılır ve faziletleri savunulur. İşte bunlar bizim hacı abileri,cüppeli şeyhleri, yardım gönüllülerini,aktivistleri,analistleri , fıkıhçı ağabeyleri, itikat kasan uzmanları, hadis ezberci ulemayı ve mekanize politik İslamcıları rahatsız etmez, kasmaz bir de rüyalarını süsleyen Peygamber ve Sahabe-i Kiram olduğunu zannettikleri kişiler bize bu politik yazgıyı muştular ve kutsarlar.

Ne yapsaydı Süleymani , ABD bölgeye çöksün ve Ortadoğu’yu boğsun mu? Kolonyal ve Emperyal heveslerini bizim üzerimizde uygulamalarına müsaade mi etseydi? Astığı astık kestiği kestik politikalarının bölgeyi tamamen yok etmesine seyirci mi kalsaydı.Çok para harcadı çok kan akıttı diye ABD istediği düdüğü öttürmeli miydi. Süleymani son yirmi yıldır iliği sömürülmüş, fiilen bölünme eşiğine gelmiş Irak’ta Şii,Sünni,Türkmen,Kürt  ve hatta Hristiyanlardan oluşan bir yapı oluşturarak ABD çıkarlarına top yekûn savaş başlatarak vekaleten ihale alan taşeron  Suudi Amerika ürünü olan hortlaklardan oluşmuş IŞİD ve Kaide türevlerine karşı başarı sağlamış ve Irak’ta Trump’ın harcamaları boşa çıkmıştır.ABD harcadığı trilyon dolarlara rağmen vekaleten ve asaleten yürüttüğü bu savaşta başarısız olmuştur.

Irak, Yemen,Filistin,Lübnan ve Suriye’de ABD projeleri akamete uğramış Körfez sermayesi istediği değişimi hortlaklarla sağlayamamıştır. Bölge yüzyılların biriktirdiği sorunlarla karşı karşıyadır. Oturup bu coğrafyanın insanları olarak her renkten ve her dinden mezhepten insanla beraber sorunlarımızla yüzleşmek ve çözmek zorundayız.

Bazılarımız da İran nasıl intikam alacak veya alamayacak diye süreci hararetle izlemektedir. Tabiki Süleymani İran için büyük bir kayıp ancak Süleymani ve direniş tüm Ortadoğu ve İnsanlık için büyük bir değerdir. Şii olduğu için değil, İranlı olduğu için hiç değil, Süleymani Amerika’ya karşı bir projeyi uygulamaya koyarak ,ABD projelerininin İsrail’i rahatlatacak gelişmelere dönüşümünü engellemiş ve bunun için bölgede Şii,Sünni, Türk-Kürt-Arap, Hristiyan-Ezidi-Müslüman insanlardan bir Amerikan Karşıtı cepheyi devreye sokarak birbirleri ile irtibatlandırmıştır. Süleymani  için alınacak en büyük intikam bu Amerikan Karşıtı direniş cephesinin genişletilerek tüm dünyada Amerikan ve Batı merkezli Kolonyal ve Emperyal cepheye  karşı savaşı devam ettirmesidir. Sünniler Şiiler el ele diz dize vermeleri kendi sıkıntı ve sorunlarını dışarıdan müdahalelerle yönlendirilerek kangrene dönmeden insan , hakk adalet merhamet ve ahlak merkezli çözümler üreterek dünyayı yaşanılır selam yurduna dönüştürmenin yolunu bulmalıdırlar. Bu saatten sonra teolojik-mezhebi yorumlarla veya tevillerle ortak bir yol bulmanın zorluğu ortadadır öyleyse siyasal ve konjektürel bir dil geliştirilerek ezilenlerin mazlumların mahrumların ve vijdan sahibi tüm insanlığın tek dişi kalmış canavara karşı ortak bir eylem planı oluşturulmalı ve uygulamaya konulmalıdır.

Süleymani’nin intikamını almak İran’ın borcu değil, tüm Amerika İsrail ve Batı karşıtlarının yeryüzünün tüm hür insanlarının boynunun borcudur. Latin Amerika’daki Kızılderililerin torunları , Kara  Afrika’nın nur yüzlü Mandela’nın Malcolm X’in Muhammed Ali’nin kardeşleri, Avrupa’da Roger Garaudy, Aliya ,Faruki , Sıddiki’nin çağrılarına uyanlar, Asya’da Gandi’nin ayak izinden yürüyenler, İmam Humeyni’nin açtığı İnkılap Çağında doğanlar , Fethi Şikaki, Ahmed Yasin ile siyonizmi hezimete uğratanlar, Hasan El Benna’nın teşkilatında yetişenler, Mehmet Akif’in sancısını çekenler, Erbakan Hoca ile Konya’da Mescidi Aksa maketi ile yürüyenler, Ali Şeriati ile coşanlar, Muhammed İkbal ile mollayla kapışanlar, Fadlullah’ın hikmetli öğütlerini dinleyenler , Kudüs sevdalısı Nuri Pakdil’in devrimci anti Amerikancı selamına Aleykümselam diyenler, Kıbleye yönelip Allah’ın önünde eğilenler, Zorbalar tarafından ezilenler ,mazlumlar ,mustazaflar yeryüzünün esmer, sarışın , kara tenli insanları, vijdanlı merhametli ahlaklı tüm insanları Süleymani’nin intikamı boynumuzun borcudur.

 Süleymani’nin Şehadeti sonrasında insanlık savaşımını Amerika yandaşları ve Amerika Karşıtları olarak devam ettirmelidir. Meseleyi Amerika ve İran savaşına indirgemek veya üç beş Amerikalı generalin öldürüleceği intikam gününe kilitlemek , İsrail ve Amerika projeleri karşısında elde edilen kazanımları ıskalamaktır.

Bazıları Amerikan bombaları ile yürek soğutup sevinedursun, bazılarının da  İsrail yerle bir olduğunda , ABD’nin elleri bölgede kesildiğinde , Dünya ve bilginin merkezi olduğunu bize dayatan Batı anlayışı diz çöktüğünde, kapitalizm ve Siyonizm tüm ekipmanları ile hayatımızdan çıktığında ,Medine Sözlemesini tekrar hayata geçirildiğinde  ve Fırat ile Dicle kenarında herkes emin bir şekilde ele ele yürüdüğünde yüreklerinin soğuyacağını biliyoruz.

 irmakm500@gmail.com

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
ahmet     2020-01-08 süleymaninin ölümüne sevinmiyoruz amma üzülmüyoruz da bir zalim başka bir zalim eliyle def edilmiştir.mezheplerini din edenenler kafirden çok müslüman katledenlere şehit demek içimden gelmiyor neye şahitlik etmiş onca müslümanın kanı var ellerinde esedin şebbihalarına destek veren onca masumu süren lerle amerika israilin ne farkı var aynı işi yapıyorlar zaten
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Metin Yüksel, şehadetinin 41. yılında anılıyor: 23 Şubat Pazar günü Fatih Camii'ndeyiz!
Metin Yüksel, şehadetinin 41. yılında anılıyor: 23 Şubat Pazar günü Fatih Camii'ndeyiz!
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Müslümanlar muhalefet ve özeleştiri kültürünü terk ettiler...