Dücane Cündioğlu: Asfalta yağan yağmurun hikâyesi

Tasavvuf kaal ilmi değil, hâl ilmidir!” Yani hakikat''in bilgisi, “o dedi, bu dedi”yle öğrenilemez; bilakis hakikatin bilgisine, yaşamakla, tecrübe etmekle ulaşılabilir.

Dücane Cündioğlu: Asfalta yağan yağmurun hikâyesi
Dücane Cündioğlu: Asfalta yağan yağmurun hikâyesi Zehra

Tasavvuf kaal ilmi değil, hâl ilmidir!” Yani hakikat''in bilgisi, “o dedi, bu dedi”yle öğrenilemez; bilakis hakikatin bilgisine, yaşamakla, tecrübe etmekle ulaşılabilir.

 
Çıktım erik dalına anda yedim üzümü/ Bostan ıssı kakıyub dir ne yirsin kozumu?
 
Yani, erik dalına çıkıp tam da üzüm yediğimi zannederken, bahçenin sahibi gelmiş beni cevizlerine dadanmakla suçluyor.
 
Bu beytin açıklamasını Niyazî Mısrî hazretlerinin kaleminden okuyanlar bilirler ki bir ustanın kılavuzluğundan istifadeyi bilmemek helâk olmak anlamına gelir. Öyle ya, henüz yolun başındayken hakikatin sana hangi surette tecelli edeceğini sen nereden bileceksin? Bir de bakmışsın ki erik ağacında üzüm yediğini sanırken kırk yıl mideni cevizle doldurmuşsun.
 
Şeyh Ahmed Rufaî hazretleri birgün mürîdlerine şöyle der:
 
— “Marifetullah ilmini öğreniniz. Çünkü yanımızda cezebât-ı ilahiye azalmıştır.”
 
Bu sözde geçen cezebât kelimesiyle ''meczublar''ın kastedildiği ve o zamanda artık meczupların azalmış olduğuna işaret edildiği söylenmiştir.
 
Yani denmek isteniyor ki: Çevremizde pek deli kalmadı, herkes akıllı geçiniyor. Bu yüzden, ey dostlar, fırsat varken hakikatin bilgisini kendiniz elde etmeye çalışın! (Delirin!)
 
Acaba niçin meczublar azalmış olabilir?
 
Ehl-i zaman nefahat-ı rahmaniye''ye (rahmanî nefhalara/nefeslere) talib olmadığı için. Bir başka deyişle, hakikatin tecellisine mazhar olmak amacıyla nefislerde süslenmeye (tahalli ve tezeyyüne) gayret kalmadığı için.
 
Sözün özü, azalma tecellî açısından değil, tecellî''ye mazhar olma açısındandır, Hak her zaman aynı surette ve aynı miktarda tecellî eder. Azı çoğu olmaz!
 
Yani rahmet her daim yağar da yağar. Toprağa da yağar, asfalta da.
 
Rahmete bağrını açanlar nefislerini asfalt suretinden çıkarmadıkları sürece rahmetten bereket tahsil edemezler. Rahmet yağmurları câna değmeksizin üzerlerinden akar gider.
 
Bereket tahsili için önce gönül aynasını ziftlerden temizlemek, o gönlü kendinde hakikat çiçeğinin açacağı bir bahçe hâline getirmek gerek!
 
Asfaltta çiçek açmaz. Açabilmesi için asfaltın yağmura değil, fırtına ve sele ihtiyacı var; yani yaşamın ve çelişkinin çıplak gerçekliğine...
 
Günümüzde yayımlanan tasavvuf kitaplarından gelen su, yağmur suyu bile değil, hortum suyu.
 
En çok ahmak ıslatmaya yarar.

Düşünce Mektebi

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...