Fatma Tuncer: Muhafazakâr deyince akla israf denizleri, peşkeş çekilen ihaleler, torpille ulaşılan mevkiiler geliyor

Putların çok nevileri vardır. Mesela paralar, mallar, servetler, nefsin arzuları ve emsali... Bunların en kötüsü kendini beğenmişliktir. Bu pek büyük bir beladır.”

Fatma Tuncer: Muhafazakâr deyince akla  israf denizleri, peşkeş çekilen ihaleler, torpille ulaşılan mevkiiler geliyor
Fatma Tuncer: Muhafazakâr deyince akla  israf denizleri, peşkeş çekilen ihaleler, torpille ulaşılan mevkiiler geliyor Zehra

Fatma Tuncer, Milli Gazete'de yayımlanan yazısında Ihlamur Kasrı’ndaki bebek mevlidi üzerinden Türkiye Müslümanları’nın işledikleri haramlara dikkat çekti. 

Tuncer yazısında "Artık muhafazakâr deyince akla vicdanları sızlatan israf denizleri, peşkeş çekilen ihaleler, torpille elde edilen mevkiiler geliyor" dedi.

İşte Fatma Tuncer'in "İsraf Merasimleri" başlıklı yazısı:

Ihlamur kasrında düzenlenen şaşalı mevlit toplumun gündemini epey meşgul etti. Söz konusu görüntüler için parası olanın hali böyle olur deyip geçiştirenler olsa da, yoksullukla mücadele eden insanlarımız bu duruma içerlediler. Dünyaya gözlerini yeni açan bir bebeğin parmağına takılan yüzük ise görgüsüzlüğün dibe vurduğu andı.

Para ve mevkiin sarhoşluğuna kapılan ve ne yapacağını şaşıran bir anne-babanın ülkeyi meşgul eden israf merasimini hangi yandan tutsanız elinizde kalıyor. Özenti mi desek, gösteriş mi desek, israf merasimi mi desek, sonradan görmüşlük mü desek? Açıkçası bu görüntüleri karşı mahalleye açıklamakta hayli güçlük çekiyoruz. Zira eskiden dindar muhafazakâr insan için -israf etmez, gösterişe meyletmez, kibre kapılmaz, tevazu sahibidir, kul hakkı yemez- denirdi. Fakat bu kardeşlerimiz iktidara gelince her şeyi ters yüz ettiler. Artık muhafazakâr deyince karşı tarafın tasavvurunda vicdanları sızlatan israf denizleri, peşkeş çekilen ihaleler, torpille elde edilen mevkiiler ve gösteriş delisi insancıklar canlanıyor. Bu zevatlar halkı israfa alıştırmak için Müslüman en iyi araçlara binmeli, en lüks evlerde yaşamalı her şeyin en üst modeline sahip olmalı dediler ve israfı sıradanlaştırdılar. Akla kara birbirine karıştı, para ve mevkii insanları baştan aşağı değiştirdi. Yani muhafazakâr dindar kesim 15 yılda sekülerleştiler ve hatalarına kendilerince kılıflar uydurarak haramı meşru görmeye başladılar.

Ihlamur kasrında düzenlediği şaşalı mevlitle adlarından söz ettiren kadının ve eşinin kimliğini hiç merak etmiyorum. Bu kişilerin kimin kızı ya da kimin oğlu oldukları umurumda değil. Fakat insanlar yoksullukla mücadele ederken, onların gözlerine soka soka gösteriş budalalılığı yapmanın, israfın, kibrin ve vurdumduymazlığın sergilenmesini asla kabul edemiyorum.

Bir şeyin haram olduğunu, kötü olduğunu, hata olduğunu kabul ediyorum ama kendimi alamıyorum demek farklı haram olan fiili helalmiş gibi lanse etmek ve bunun için gerekçeler uydurmak farklıdır. Bugün muhafazakâr görgüsüzlerin ekserisi bunu yapıyor. Faize batmış, faizsiz iş yapılmıyor ki diyor, zinaya meylediyor napalım zaman böyle diyor, israfı meşru görüyor alışmışız bir şey olmaz diyor. İşte en tehlikeli olan da budur.

BİR KAÇ SÖZ

“Putların çok nevileri vardır. Mesela paralar, mallar, servetler, nefsin arzuları ve emsali... Bunların en kötüsü kendini beğenmişliktir. Bu pek büyük bir beladır.”

(Mehmet Zahid Kotku)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...