Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...

“Kudüs’e gitmek İsrail’e gitmek olmamalı, bu mutlaka ama mutlaka değişmeli bir gün.” duası ile Kudüs’e gidiyoruz.

Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri... Zehra

KUDÜS İZLENİMLERİ

İki oğlumla birlikte Kudüs’e gidiyoruz.

Şehit Ömer Halisdemir Lisesinin düzenlediği, ortaokullu liseli gençlerle birlikte müdür, müdür yardımcısı, öğretmenleri ve birkaç veli Kudüs’e gidiyoruz.

Aklımızın bir köşesinde sürekli gitmeliyim dediğimiz yıllarca hakkında şiirler okuduğumuz, ilahiler dinlediğimiz, haberlerini seyrettiğimiz, kanlar içinde yerde yatan, bombalanan, şehitlerini gördükçe gözyaşlarımızı tutamadığımız büyük bir duyarlılıkla takip ettiğimiz Kudüs’e gidiyoruz.

İlk olarak telefonumu yurt dışında görüşmeye açtırmak isterken, hangi ülkeye gitmek istediğimizi sorduklarında İsrail demeye zorlandık. Kudüs’e gitmek istiyoruz dedi eşim, ülke olarak nereye gitmek istiyorsunuz diye sorduklarında telefonda uzatmamak için “Kudüs İsrail’e bağlı olduğu söyleniyor ama…” diyebildi, titrek bir sesle…

“Kudüs’e gitmek İsrail’e gitmek olmamalı, bu mutlaka ama mutlaka değişmeli bir gün.” duası ile Kudüs’e gidiyoruz.

Kırk kişilik bir grup Tel Aviv’de havaalanına girdiğimizde tedirginliğimiz yüzlerimizden okunuyordu. Bunun nedeni Ülkeye giriş ve çıkışlarda Türkiye’li Müslümanlara sıkıntı çıkardıklarını duymamızdandı. Biz herhangi bir sorun yaşamadan geçişlerimizi tamamladık. Rehberimiz bu duruma oldukça şaşırdı. Yıllardır gidip geliyorum ilk defa sıkıntısız geçtik, inanın sizlerle bir ilki yaşıyorum dedi.

Kudüs’e niyetlendikten sonra orası hakkında yoğun bir araştırmaya koyuldum. Burada da bazı bilgilerden bahsetmek istiyorum.

İlk olarak eski bir Filistin toprağı Yafa’dayız. Gerçekten çok temiz, nezih, güzel bir yer Yafa.

1812’de yaptırılan Mahmudiye diğer ismiyle Ulu Cami’ye doğru yol aldık. Yakınında 1900’lü yılların başında Sultan Abdulhamit’in saltanatının 25. yılının anısına yapılmış saat kulesi karşıladı bizleri.

Caminin büyük ve geniş avlusundan içeriye doğru adım attıkça Osmanlı’nın izlerine şahit olduk. Mimarisi, ana giriş kapısındaki ay yıldızı memleketteymişiz izlenimini verdi. Bir sabah namazı vaktinde ıssız ve sessiz sakin sokaklarını terk ederken Yafa’nın, saat kulesi ve camiye geriden bakıp buraların bir İsrail toprağı olması dolayısıyla karma karışık duygularla dolup taşıyor insanın yüreği. Şahit olduğumuz Osmanlı izleri gurur ve heyacan verici lakin. Bunlara sahip çıkamamanın verdiği üzüntü ve boyun büküklüğüyle dolu düşünce seli içerinde ayrıldık Yafa’dan.

Vaktimiz çok yok, az zamana çok şey sığdırmak istiyoruz. El Halil’e doğru yola koyulduk. Burası bir Filistin Mahallesi. Müslümanların çoğunlukta olduğu bir yer. Burada 600 İsraillinin yaşadığı söyleniyor ve onları korumak için 3.000 Yahudi askeri var. Şehre girerken kirlilik ve bakımsızlık gözümüze çarpıyor. Yafa’dan sonra böyle bir bakımsızlık ve bu karşılaştırma çok üzücü ama maalesef durum böyle…

Yolda rehberimiz bize İsrail’in işgal ettiği yerleri ayrı tutmak adına inşa edilen duvarları ve tel örgüleri, Filistinlilerin “utanç duvarı” dedikleri duvarları gösterdi. Bu duvarlar yüzünden bölünen Müslüman ailelerin yaşadığı zorlukları anlattı. Park halinde bir sürü beyaz plakalı araç çekti dikkatimizi, bunlar Filistinlilerin araçları, İsrail bu araçları almadığı için park edip öyle geçiyorlarmış. Yine yol kenarlarında bazı lüks villalar çarptı gözümüze, bununda İsraillilere ait olduğunu, işgal politikasını devam ettirdiğini, önce iş yapıyor görünümünde iş makineleri ve araçlarla konteyner barakalar yapıp sonra da villalarını yapıyorlarmış.

El Halil’de Halillurrahman Cami’ne gitmek için mahalle arası dar sokaklardan dere tepe geçtik. Sağolsun otobüs şoförümüz Mahmut bu konuda çok usta, koca otobüsü taksi gibi bisiklet gibi kullanıyor. Çocuklar bir ara Mahmut’u alkışlayıp takdir ettiler. Halilurrahman Caminde Hz. İbrahim’in, Hz. Sare’nin, Hz. İshak’ın makamları var ve bir kuyudan bakıyoruz. Buranın da onların mağarası, yaşadığı yer olduğunu söylediler. Aynı yerde Hz. Yusuf ve Hz. Yakup as makamları var. İsrail Hz. Yakup’un makamının bulunduğu bu alanı da bölmüş, normalde girmemiz yasaktı ama biz izinsiz girebildik. Tedirgin bir şekilde duamızı edip çıktık buradan.

Sonradan edindiğim bilgiye göre burada sadece akşam ezanı okunuyormuş, Cumartesi günü ise ezan yasakmış.

Cami girişinde iki turnike var boyumuzu aşkın iki ayrı turnike uzun namlulu nöbet tutan askerler esaretimizi hatırlatıyor. Bu tedbirin sebebi ise 1994’de sabah namazında bir Yahudi’nin otomatik silahla 29 kişiyi şehit etmesiymiş. Daha sonra İsrail Mahkemesi deli raporu verip adamı serbest bırakıyor.

Biz bu iki turnike arasında beklerken yan tarafında yetim ve yoksulların olduğu aşevi olduğunu öğrendik. Yanımızda getirdiğimiz yardım paralarından bir miktarını buraya vermeye karar verdik. Hepimiz gitmeyelim diye bir kısmımız bu turnike arasında beklerken üç beş arkadaşımız bu parayı vermek için ayrıldı, askerler bizi seyrediyorlar, alaylı bir ifade vardı yüzlerinde. Sonra arkadaşlarımızı turnikeden içeriye almadılar biz yanlarına gitmek istedik oda olmadı iki turnike arasına bir aşağı bir yukarı yaptırdılar bizi, sonra geçirdiler arkadaşlarımızın yanına.

Hz Ömer cami  Lut gölü, kardeş okul ziyaretleri yapıp Filistinli çocuklara hediyelerini verdik

VE KUDÜS…

Kanuniden kalma koca surların içerisinde Mescid’i Aksa kapılarından İsrail askerlerinin arama ve izinleriyle .geçiyoruz

Bu esaret hiç içe sinmiyor yine Yafa’daki duygu seli Kanuninin surlarının sevinci ve gururu İsrail askerinin esaretinin hüznü.

Daha önce Mekke’ye gittiğim için o yoğunluğu, havayı hissettirdi bana Mescidi Aksa  Kabe’deki Müslüman yoğunluğu ve çeşitliliği burada farklı dinlerin çeşitliliği ile gösteriyor kendini. Bunu onların giyim şekillerinden anlıyorsunuz. Her biri kendi dinini temsil eden giyinişler sergiliyor kendini. Her bir din mensubu Kudüs’ün sokaklarında çekilin, Kudüs benim der gibi yürüyor.

Vaktimizin büyük çoğunluğunu Mescidi Aksa’da geçirdik. Okulun 6.sınıfa giden küçük kızları yeni öğrendikleri arapçayla bize tercümanlık yaptılar. Oldukça da başarılıydılar. Çocuklarımız Filistinli çocuklarla maç yaptı. Türkiye’yi çok seviyorlar tabiki, biz de onları. Bu her halimizden belli oluyor. Amcalar bizi durdurup ortak dil kullanamadığımız için sure okuyorlar biz de onlara okuyoruz gülümseyerek ayrılıyoruz. Gazze yarı açık hapishane biliyorsunuz, giriş çıkış yasak. Kıble Mescidi’nde Gazze’li Emir bebek annesi namazda olduğu için yerde ağlıyordu aldım ilgilendim hatta uyuttum. Annesi çok sevindi, Türkiye diyebildi, ortak dilimiz olmadığı için anlaşamıyorduk, biz de sarıldık. Bazen ortak dilimiz olan insanlarla böyle sarılamıyoruz. Böyle kaynaşıp oynayamıyor çocuklarımız. Filistin halkıyla gerçekten aramızda kuvvetli bir sevgi bağı var.

Kıble Mescidi’nin alt katında da geniş geniş alanlarla mescidler var. Bunlardan birinde Muhammed Emirah ile sohbette bulunduk daha doğrusu onu dinledik Muhammed Emirah 1994 de Ankara Fen Fakültesinde Fizik Bölümü mezunu, kendisi Mescidi Aksa’nın inşaat tamirat müdürü. Konuşmasında bütün peygamberlerin yollarının Kudüs’ten geçtiğini burada ya yaşadıklarını yada buraya uğradıklarını söyledi. Buraları gezerken bunları unutmamamızı tembihledi konuşmasında. Türkiye ve Türkiyeli Müslümanların üzerine düşecek sorumluluklardan bahsetti. Ayrıca sadece Türkiye değil dünya Müslümanlarının Aksa’ya karşı duyarsızlığından bir şeyler yapmaları gerektiğinden bahsetti.

Çok önemli yerler var Kudüs’te: Tapınak Dağı, Ağlama Duvarı, Kutsal Mezar Kilisesi veya Kıyamet (yeniden diriliş) Kilisesi ve Kıble Camimiz Kubbetüs Sahra.

Yahudilerin kutsal kitaplarına göre İsrail Kralı Kral Davud milattan önce Kudüsü Birleşik İsrail Krallığının başkenti ilan etti ve oğlu Kral Süleyman ilk tapınağı şehrin içine kurdu. Süleyman dönemine ait olduğuna inanılan duvar ağlama duvarı asıl tapınağın ise Kıble Mescidin altında kaldığını düşünüyorlar, mescidin altını bu yüzden kazıyorlarmış.

Hristiyanlar da Kutsal Kabir Kilisesinde Hz İsa’nın çarmıha gerildiğini düşünüyorlar ayrıca Azize Helana’nın burada Hz isa’nın hayatındaki Hac noktasını belirlemesinde dolayı burada hacı oluyorlar. Dünyadaki bütün Kilise yüzleri Kudüs’e bakıyor Bu kilise Rum Ortodoks Patrikhanesi, Roma Katolik Kilisesi ve Ermeni Patrikhanesi gibi farklı mezheplerin temsilcileri tarafından yönetiliyor Kilisenin mezhepleri arasında paylaşılamayacağı düşüncesiyle Hz Ömer anahtarını Müslüman Filistinli bir aileye teslim etmiş aile bu geleneği günümüzde de hala sürdürüyor. 

Kudüs’ün biz Müslümanlar için de çok değerli olduğunu biliyorsunuz. İlk Kıblemiz ve Peygamberimiz Hz Muhammedin Miraç hadisesini burada gerçekleştirmesi.

“Yüceliğinde sınır olmayan O (Allah) ki kulunu geceleyin kendisine bazı alametlerimizi göstermek için (Mekke’deki) Mescidi Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid’i Aksa’ya götürdü. Çünkü gerçekten her şeyi işiten, her şeyi gören O’dur.”(İsra 1)

Mescid’i Aksa Cuma vaktinde çok hareketli idi. Müslümanlar Cuma namazı için Kıble Mescid’ini, bayanlar Kubbetüs sahra’yı kulandılar Mescidi Aksa’nın avlusu da oldukça kalabalıktı .Namazımızı kılarken yine silahlı İsrail askerleri beklemede 

Yahudilerin Cumartesi kutsal günleri Cuma öğleden sonra başladığından namaz sonrası onlarda da bir hareketlilik vardı. Onlar Cuma öğleden sonra hiçbir iş yapmaz, araç kullanmaz, asansör veya elektrikli hiçbir eşya kullanmazlarmış. Ateşte pişen yiyecekleri dahi yemezler dedi rehberimiz. Hz Davud makamı da kalabalıktı. Yahudi bir kadın elinde kitabı dua ediyordu, bizim grubu görünce bir eliyle kitabını tuttu, diğer eliyle de bizim geçişimizi engellemek için kapıyı tuttu. Bizi ileriye almak istemedi, arkadaşlardan birkaçı geçmek istedi ama hayır işareti yapıyordu. Sonra cesaretli bir arkadaşımızın kadının elini ve omzunu itmesiyle içeriye girdik, kadına dönüp baktığımda sevgisiz yüz ifadesi vardı ve bu karşılıklı idi. Biz de onu ve bu hoşgörüsüzlüğünü hiç sevmedik zaten. Biz Osmanlı torunları farklı din ve onların bizim cami, mescid ve türbelerimize ziyaretlerine karşı ne kadarda hoşgörülüyüz. Kudüs tek bir dinin kutsalı değil, tek bir dine ait olamaz. Doğru olan ise 1200 yıldan fazla hüküm süren İslam’ın adaletle, eziyet etmeden en adil bir şekilde diğer din mensuplarının ibadet haklarını koruyarak huzuru sağlamaktır. Bunu İsrail’in sağlayamayacağı da kesin bir gerçektir.

Aslında kısa zaman içerisinde çok şey yaşadık, çok şey yazılabilir ama ben sözü daha fazla uzatmak istemiyorum Kudüs bizim kanayan yaramız fakat gidip yerinde İsrail’in işgalini görmek çok daha üzücü etkileyici. Rabbimden Kudüs’ü yeniden fethedecek Selahaddin Eyyubileri neslimizden çıkarması için dua ederek ayrılıyorum Kudüs’ten şimdilik…

(Gülbeyaz KARATAŞ SOYALP - Kasım 2019)

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...