Fatma Tuncer Yazdı: Kibir İnsanı Yutan Karanlık Kuyudur

Kişi insani ilişkilerinde kendini diğerleri ile karşılaştırır ve onlardan üstün olduğunu düşünmeye başlar. Kendisinin daha yetkin, daha başarılı, daha güzel, yakışıklı ya da özel olduğuna inanan insan diğerleri üzerinde baskı oluşturmaya ve onlar üzerinde tahakküm kurmaya başlar.

Fatma Tuncer Yazdı: Kibir İnsanı Yutan Karanlık Kuyudur
Fatma Tuncer Yazdı: Kibir İnsanı Yutan Karanlık Kuyudur Zehra

Fatma Tuncer Milli Gazete'de "Kibirli insan mutsuzdur" başlıklı bir yazı kaleme aldı..

İşte o yazı: 

İmam-ı Gazali kibrin iki veçhesinden bahseder. Birincisi batınıdir, kişinin nefsinde gizlenmiştir ilk etapta dikkat çekmeyebilir. İkincisi ise kişinin akıl, irade ve duygularına sirayet eden ve davranışlarda kendini gösteren kibirdir. Ona göre kötülüğün kökeni kişinin nefsinde gizlenmiş olan kibir ve kibrin davranışlara yansımasıdır.

Gazali¸ kibir ve kendini beğenme davranışının sosyo-psikolojik yansımalarına dikkat çeker ve bunun insan ilişkilerine getirdiği zarara vurgu yapar. Ona göre kibir kişiler arası ilişkilerde ortaya çıkar ve kendini gösterir.

Kişi insani ilişkilerinde kendini diğerleri ile karşılaştırır ve onlardan üstün olduğunu düşünmeye başlar. Kendisinin daha yetkin, daha başarılı, daha güzel, yakışıklı ya da özel olduğuna inanan insan diğerleri üzerinde baskı oluşturmaya ve onlar üzerinde tahakküm kurmaya başlar. 

Gazali¸ kibirden söz edebilmek için üç şeyin birleşmesi ve bir araya gelmesi gerektiğini belirtir. Buna göre önce kişinin hem kendine hem de başkalarına bir konum belirlemesi gerekir. Kendisinin ötekinden daha üstün ve özel olduğuna inanan kişi bunu kendisinden bilir ve ezici tavırlar sergilemeye başlar. Bu durum zamanla kişinin karakteri haline gelir ve baskıya dönüşür.

Kişinin bir insan olarak kendine değer vermesi kibir değildir aksine bu durum teslimiyetin bir göstergesidir. İnsan olarak kendine hak ettiği değeri veren kişi kibre kapılmaz, varlığını bahşeden yaratıcısına teslimiyet gösterir ve ona şükreder. Kişi sahip olduğu bütün imkânların yaratıcısı tarafından kendisine bahşedildiğini bilir ve Allah’a kul olmaya çalışır. Kibirli kişi ise bu dünyada bir emanetçi olduğunu unutur ve insanlara tepeden bakmaya başlar. Kibir deryasına batmış kişi acziyetinin farkına varamaz ve Allah’ın koyduğu ilkelerden uzaklaşmaya başlar. Kibrin kuyusunda kaybolan kişi ilim, amel ve ahlaki değerlerini kaybeder ve ne içine düştüğü kuyunun ne de yoksullaştığının farkına varabilir. Zirvede olduğunu zanneder oysa dibe vurmuş yoksullaşmıştır.

Kibirli insanın iç huzuru ve mutluluğu yakalama şansı yoktur. Neden? Zira mutluluk en başta kişinin kendisi ve çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurması ve yaratıcıya teslimiyet göstermesi ile mümkün olabilir. Kibirli insan ise Allah’ın koyduğu ilkeleri hiçe sayıp, bütün ilgisini kendine çevirmektedir. Kibirli insan ötekini küçümsediği için kalıcı dostluklar kuramamakta ve insanlarla sevgi eksenli ilişkiler oluşturamamaktır. Kibirli insan yalnız ve mutsuzdur.

Mutluluğa ulaşmanın yollarından biri de öteki ile doğru ilişkiler kurmak ve ötekine değer vermektir. Sevmek, sevebilmek ve önemsemek mutluluğun anahtarıdır. Kibirli kişi ise ötekine değer vermemekte onu küçümsemekte ve kendini karanlık bir hücreye hapsetmektedir.

Kibir insanı çıkmaz bir sokağa, karanlık bir dehlize sürükler. Kişi karanlığa o kadar aşina olmuştur ki ne çıkmayı düşünür ne de nasıl çıkabileceği konusunda kafa yorar. Kısır bir döngünün içinde yaşamaktadır. Fakat farkında olmadığı için kendini dev aynasında görür ve avunur.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...