M. Yavuz Ay Yazdı: Kürtleri Amerika ve İsrail'in Kucağına İtmek..

Fırat’ın ötesinde Dicle’nin kıyılarında on binlerce Kürt ocağında da “Asi” “hain” “katil” “yıkıcı” ”bölücü” öldürülmüş gençler vardır Alnının çizgileri derinleşmiş suskun babalar gözpınarları kurumuş analar kardeşler

M. Yavuz Ay Yazdı: Kürtleri Amerika ve İsrail'in Kucağına İtmek..
M. Yavuz Ay Yazdı: Kürtleri Amerika ve İsrail'in Kucağına İtmek.. Ramazan

Anadolu’nun birçok şehir ilçe ve köylerinde, başucunda bayrak olan mezarlar vardır.

Yaşadıkça acıları sızım sızım sızlayacak eşler analar babalar kardeşler

Evlilik tarihleri kararmış sözlüler nişanlılar

Türkçenin ağıtlarını acılı türkülerini mahzun şarkılarını söylerler… 

Fırat’ın ötesinde Dicle’nin kıyılarında on binlerce Kürt ocağında da

“Asi” “hain” “katil” “yıkıcı” ”bölücü” öldürülmüş gençler vardır

Alnının çizgileri derinleşmiş suskun babalar gözpınarları kurumuş analar kardeşler

Kürtçenin mersiyelerini yürek dağlayan türkülerini salarlar gökyüzüne…

Yaralı yürekler sönmüş ocaklar kanla beslenen kin ve nefret tohumları

Duvarlar uçurumlar lanetler sıkılı yumruklar intikam yeminleri…

29 Haziran 1925’de Şeyh Said’in idam edilmesinden bu yana ülkemiz iç huzuru bulamamış

Baskılarla üstü örtülse kimi zaman ateş küllense de yara kanamaya devam etmiştir.

“İç tehdit” olarak tasarlanan örgüt, Irak’ın Amerika tarafından işgali ve Suriye iç savaşı sürecinde “dış tehdit”e dönüşmüştür.

Genelkurmay kayıtlarına geçen “ayaklanmalara” bakalım:

1. Nasturi Ayaklanması (12-28 Eylül 1924)

2. Şeyh Said Ayaklanması (13 Şubat-31 Mayıs 1925)

3. Raçkotan ve Raman Tedip Harekâtı (9-12 Ağustos 1925)

4. Sason Ayaklanmaları (1925-1937)

5. Ağrı Ayaklanmaları/ Birinci Ağrı  (16 Mayıs- 17 Haziran 1926)

6. Koçuşağı Ayaklanması (7 Ekim – 30 Kasım 1926)

7. Mutki Ayaklanması (26 Mayıs – 25 Ağustos 1927)

8. İkinci Ağrı Harekâtı (13- 20 Eylül 1927)

9. Bicar Tenkil Harekâtı (7 Ekim- 17 Kasım 1927)

10. Asi Resul Ayaklanması(22 Mayıs- 3 Ağustos 1929)

11. Tendürük Harekâtı (14 – 27 Eylül 1929)

12. Savur Tenkil Harekâtı (26 Mayıs- 9 Haziran 1930)

13. Zeylan Ayaklanması (20 Haziran- Eylül başı 1930)

14. Oramar ayaklanması (16 Temmuz- 10 ekim 1930)

15. Üçüncü Ağrı Harekâtı (7- 14 Eylül 1930)

16. Pülümür  Harekâtı (8 Ekim- 14 Kasım 1930)

17.  Menemen Olayı (23 Aralık 1930)

18. Tunceli(Dersim) Tedip Harekâtı (1937-1938)

(Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar/1924-1938, Gnkur Basımevi, 1972)

1984 Eruh baskınıyla başlayıp 35 yıldır devam eden PKK eylemleri ile Kürt Sorunu önce bölgesel şimdilerde uluslararası bir niteliğe kavuşmuştur.

Yukarıda belirtilen kaynakta, Lozan Konferansı sonrasına kalmış Türk-Irak sınırının tayini ve Musul’un bölünmesine ilişkin Türkiye’nin İngiltere’ye karşı tutumunun şöyle olduğu ifade edilmektedir:

“İl (Musul) nüfusunun % 66’dan çoğu Türk ve Kürt idi. Bunlar Anadolu’da tamamen kader birliği yapmış iki millet halinde olup memleketi beraberce idare etmekte idiler.” (s.19)

(…)”Türkiye, Musul’un milliyet prensibine uyularak bölünmesi yani Türk ve Kürt çoğunluğunun bulunduğu kısımları Türkiye’de, Arap çoğunluğu bulunan kısımların da Irak’ta kalmasını teklif edecekti.” (s. 21)

Dün İngiltere bugün Amerika; bölgeyi istikrarsızlaştırmak, İsrail’in güvenliğini sağlamak, Türkiye, İran, Irak ve Suriye’yi otonom bölgelere ayırmak için hayli mesafe aldı.

Özetle Amerika, DEAŞ’ı yok etme(?!), petrol bölgelerini kontrol altında tutma; Kürtleri Türkiye, İran, Irak ve Suriye’ye karşı kullanarak düşmanlıkları arttırma, nihayet Kürtleri koruma bahanesiyle Suriye ve Irak’tan hiç çıkmama plânını devreye aldı. PKK/PYD bugün Amerika’nın resmî ortağı haline getirildi.

Gelelim bize. Emperyalistlerin bölgemizi işgal  etmeleri, parçalanma endişelerimizin yoğunluk kazanması üzerine gerçekten aklı selim tavırlar geliştirme, taktik ve stratejik adımlar atma konusunda bu kadar zaaf içinde kalmaya nasıl devam ediyoruz? Kendimize sorular sormalıyız:

Bu kadar ayaklanma niçin olmuş? “Anadolu’da tamamen kader birliği yapmış, (…) memleketi beraberce idare eden” Türkler ve Kürtler bu hale nasıl gelmiş?

Darbe Anayasasının kaldırılması, etnik ve mezhebî ötekileştirmenin önüne geçilmesi, temel hak ve hürriyetlerin teminat altına alınması, ana dilde eğitim gibi yapabileceğimiz bir dizi düzenleme, geleceğimizi emperyalistlerin elinden kurtaracak adımlar olacaktır.

Irak Suriye dahil bizim Kürtlerimizi, İsrail ve Amerika’nın kucağına itmek; ülkemize, insanımıza, bölgemize, geleceğimize yapılan/yapılacak en büyük yanlıştır. “Asi çocuklarımızı”, “iç düşmanlarımızı” gerçek düşmanlarımız Amerika’ya, İsrail’e, Rusya’ya, İngiltere’ye, Çin’e, Fransa’ya, Almanya’ya teslim etmemeliyiz. Mahir Kaynak’ın ifadesiyle, “yılanımızı bile düşmana öldürtmemeliyiz.”

hertaraf.com

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...