Halil İbrahim Sert Yazdı: Evimde Misafir Gibiyim..

Kendimizi yabancı hissettiren, adeta "sen buraya ait değilsin" diyen mekanların sayısı gittikçe artıyor ya da kendini yabancı hisseden insanlar azalıyor...

Halil İbrahim Sert Yazdı: Evimde Misafir Gibiyim..
Halil İbrahim Sert Yazdı: Evimde Misafir Gibiyim.. Zehra

Kendimizi yabancı hissettiren, adeta "sen buraya ait değilsin" diyen mekanların sayısı gittikçe artıyor ya da kendini yabancı hisseden insanlar azalıyor...

 

Havaalanlarındaki büfelerin, kafelerin, lounge salonlarının, bira ve viski kokulu mini barların yanından geçmek gibi, bir ekmek arasına yirmi lira vermenin anormal geldiği bir çekingenliği taşımak gibi...

 

İçiçe bir sürü tabağın ve yanında değişik boyutlarda bir sürü çatal kaşığın bulunduğu, menüsünde telafuz etmekte zorlandığım bir sürü yemek isimlerinin yazdığı bir restorana bir şekilde gitmiş gibi, sandalyenin hep ucunda oturmak, arkana hiç yaslanamamak gibi...

 

Tedavi için gittiğim bir hastanede, zorunluluk olduğu belli olan mini etekli, ağır makyajlı, parfümünün kokusu burnunuzu yakan  bayanlarla muhatap olmak gibi, hatta bir benzin istasyonunda dahi abartılmış bir samimiyetle gülümsemelerle karşılanmak gibi...

 

Kendimizi yabancı hissettiğimiz mekanların sayısı gittikçe artıyor.

 

Oysa on bin metre yüksekte, saatte 700 km hızla giden bir uçakta alkol servisinin olması, uçmanın standardı, olmazsa olmazları arasında yer almasından daha absürt bir şey olabilir mi ? 

 

Bir yudumda sarhoş olabilecek birini uçağın acil çıkış kapısına oturtan garip bir anlayış bu. Her türlü emniyet detayı titizlikle vurgulanırken, alkol gibi tehlikeli bir şey nasıl buna dâhil olmuyor, çok ilginç!

 

Uçakta hiç yabancı yolcu olmasa da talimatların ingilizce olarak tekrarlanması, "sen yabancısın" mesajindan başka nedir ki?..

 

Hasta olmuşum, canımın derdindeyim, ama hastane yönetimi bütün bayan çalışanlara en yakınlarının kına gecesine gidiyormuş gibi süslenmelerini söylemiş sanki, hepsi çok keyifli. 

 

Neredeyse hastasınız diye göbek atacaklar...

 

Entel (!), elit (!) ve toplumdan kopuk tiplerin valeli mekanları hepsi. Özel sigortalı, varlıklı ailelerin hormonlu çocuklarının doğal ortamları.

 

...ve daha birçok benzer şeyi yanyana koyunca, kendimi yabancı hissediyor oluşuma hiç şaşırmıyorum.

 

Kendimizi yabancı hissettiğimiz mekanları çoğaltanlar da, bir cami avlusunda  benzer bir ruh hâlini yaşayacaklardır eminim, bir yer sofrasına oturamadıklarında ya da salaş bir dönerciye girdiklerinde, Şahin marka bir otomobile bindiklerinde mesela, bir mahalle bakkalına girdiklerinde ya da bir sokak köpeğini sevdiklerinde yabancı hissetmek nedir anlıyacaklardır, eminim buna. 

 

Yabancı hissedişlerimi mü’min yanıma yaslıyorum hep nedense. Günah sınırlarda dolaştıkça, daha da yabancı hissediyorum kendimi. Böyle bir algı kaplıyor zihnimi. Yabancı hissetmek, varlıklı ve zengin olmaktan farklı bir hâl alıyor. 

 

Helallerin, ardımdan endişeyle seslendiği zamanlarda hissediyorum bunu en çok da.

 

Daha da kötüsü, yabancı hissettiğiniz insanlar çoğalıyor. Mekanların içindeki yalnızlık, yabancılık neyse de, insanların yanındayken yalnız ve yabancı hissetmek zifiri karanlık bir çukura düşmek gibi. İçinin duvarlarında yankılanan çığlıkları kimsenin duyamadığı bir çukura terk edilmek gibi...

 

Buna alışmaktan başka bir çareye muhtacız. 

 

Medet!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye’de Edward W. Said’in “Kültür ve Emperyalizm” kitabı okundu, okunuyor…
Türkiye’de Edward W. Said’in “Kültür ve Emperyalizm” kitabı okundu, okunuyor…
Büyük Şeytan ABD Zindanındaki Dr. Afiye Sıddıki: Dünyada beni kurtaracak bir Müslüman yok mu?
Büyük Şeytan ABD Zindanındaki Dr. Afiye Sıddıki: Dünyada beni kurtaracak bir Müslüman yok mu?