Muharrem Turgut yazdı: Behey Yunus sana söyleme derler / Ya ben öleyim mi söylemeyince

Allahü Teâlâ’nın Türk milletine bir lütfu olan Yunus’tur o. Söylemenin derin hazzını gönül tahtından damıtarak şimdilere ve daha geleceklere ulaştıran derviş Yunus. Muharrem Turgut yazdı.

Muharrem Turgut yazdı: Behey Yunus sana söyleme derler / Ya ben öleyim mi söylemeyince
Muharrem Turgut yazdı: Behey Yunus sana söyleme derler / Ya ben öleyim mi söylemeyince Zehra

Büyük Türk şiirinin aşılmaz duvarı, gönüllerin şahı Yunus Emre Hazretin dediğidir bu satırlar. Böyle bir epigrafla başlık atmak istedim yazıya zira hem gündeme dair hem kıyamete dek sürüp gidecek bir duruşu içeriyor bu satırlar.

Her eve giren hiç eksilmeyip hep artan Allahü Teâlâ’nın Türk milletine bir lütfu olan Yunus’tur o. Söylemenin derin hazzını gönül tahtından damıtarak şimdilere ve daha geleceklere ulaştıran derviş Yunus. Popülariteye, postmodernliğe, dünyaya karşı belki de en dik duruştur Yunus. Ona ulaşmak, ona varmak, ondan tutmak… Her birimiz için bir şifadır nihayetinde. Hatta şöyledir Yunus diye yazılır Türk milletinin kalbi diye okunur.

Yunus Emre’nin duruşu en hakiki duruştur. Onun şiirlerini okuyoruz fakat bir duruş sahibi olduğunu kavrayamadığımızı sanıyorum. En çatışmalı zamanda en doğru sözü söyleyen o idi. En onulmaz yaralarda yaraları saran o idi. Gönlün Çalab’ın tahtı olduğunu hatırlatan o idi. Yunus yüce bir duruş demektir ayrıca.

Hatta duruşuyla Türk şiirine de büyük derinlik kazandırmıştır. Yunus “Tövbe” şiirinde şöyle der:

Peygamber yerine geçen hocalar

Bu halkın başına zahmetli oldu.

Tutulmaz oldu Peygamber hadisi,

Cümle Hak’tan utlu oldu.

Bu çok esaslı bir duruş, çok esaslı bir uyarıdır. Bugün Türkiye’nin geldiği noktada bu ikazı nasıl dinlemediğimizi ve bundan mütevellit nerede olduğumuzu görüyoruz. Bu duruştan etkilenen ve ondan yıllar sonra gelen üstadımız Sezai Karakoç ise Hızırla Kırk Saat şiirinde şöyle der:

Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz

Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz

Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı

Günlere geldim bunu bana öğretmediniz

Yunus’tan Sezai Karakoç’a geldiğimiz noktada şair sözünü dinlememiz gerektiğini anlıyoruz. Anadolu irfanı denen şeyi taşıyan o pirlerimizi yalnız rahmetle anmakla kalmayıp hem okuyup hem düşünmemiz gerek. Okumuyoruz denilen şu muhabbetten sıkıldım ben. Okuyoruz kardeşim, okuyoruz fakat anlamıyoruz. Bir hocam şöyle derdi: “Evladım sizde ilim var irfan yok!” Şimdi daha iyi anlıyorum hocamı. Özelde yapılan bu ikaz aslında tüm Türk milletini etkileyen bir ikaz.

Hâsılı dikkat çekmek istediğim nokta büyük Türk şiirinin yapıtaşı Yunus Emre’mizin esaslı duruşuna dikkat çekmekti. Yine ondan “Ahır Zaman” şiirle konuyu dağıtmadan sonlandıralım:

İşidün ey ulular,

Ahır zaman olusar

Sağ Müslüman seyrekdür,

Ol da güman olusar

 

Danışman okur tutmaz,

Derviş yolun gözetmez

Bu halk öğüt işitmez,

Ne sarp zaman olısar

 

Gitti beyler mürveti,

Binmişler birer atı

Yediğü yoksul eti,

İçtiğü kan olısar

 

Ne acayip sergüzeştler,

Bağrım dolu serzenişler

Durmaz akar kanlı yaşlar,

Aksa gerek şimden gerü.

Dünya Bizim

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...