bodrum escort

Ali Haydar Haksal: AK Parti başlangıçta daha kucaklayıcı gibi iken son dönemlerde ulusalcı ırkçı bir yapıya teslim olmuş görünüyor.

AK Parti bir tuzağa düşmüş ya da gönüllü olarak teslim olmuş durumda. Bir seçim yenilgisinin ardından böyle bir tutum asıl yadırganası durum. Üstelik AK Parti başlangıçta daha kucaklayıcı gibi iken son dönemlerde tamamen ulusalcı ırkçı bir yapıya teslim olmuş görünüyor.

Ali Haydar Haksal:  AK Parti başlangıçta daha kucaklayıcı gibi iken son dönemlerde ulusalcı ırkçı bir yapıya teslim olmuş görünüyor.
Ali Haydar Haksal:  AK Parti başlangıçta daha kucaklayıcı gibi iken son dönemlerde ulusalcı ırkçı bir yapıya teslim olmuş görünüyor. Zehra

Ali Haydar Haksal Milli Gazete'de yayımlanan yazısında HDP'li üç belediyeye kayyum atanmasını değerlendirdi. Haksal yazısında "AK Parti bir tuzağa düşmüş ya da gönüllü olarak teslim olmuş durumda. Bir seçim yenilgisinin ardından böyle bir tutum asıl yadırganası durum. Üstelik AK Parti başlangıçta daha kucaklayıcı gibi iken son dönemlerde tamamen ulusalcı ırkçı bir yapıya teslim olmuş görünüyor."dedi

İşte o yazı: 

AK Parti jakoben ulusalcı ırkçılığa iyice teslim oldu. Bundan böyle artık Kürt seçmeni gözden çıkarmış bulunuyor. İlk değerlendirmemiz böyle.

AK Parti bir tuzağa düşmüş ya da gönüllü olarak teslim olmuş durumda. Bir seçim yenilgisinin ardından böyle bir tutum asıl yadırganası durum. Üstelik AK Parti başlangıçta daha kucaklayıcı gibi iken son dönemlerde tamamen ulusalcı ırkçı bir yapıya teslim olmuş görünüyor.

Bunun birçok nedeni olmalı. Başkanlık seçiminden beri kendisine kurulan tuzağın farkına varamayış. Her yükselişin bir düşüş döneminin olması kaçınılmaz. Kişi odaklı oluşların akıbeti ne yazık böyle. Bir yere kadar direnilir sonra da bir yerde artık dönem kapanır. Düşünceye dayalı olmayan yapılar güç ile birlikte bir yere kadar ayakta kalabilirler.

Ulusalcı ırkçı yapı bir bütün. Bir arada olması düşünülmeyenlerin birlikte olması bir rastlantı değildir. Görünüm de bunu gösteriyor.

Sanki derin bir güç bu yapıları oluşturuyor ve bir araya getiriyor. Yolun sonuna gelinmiş olan bir durumda dümen birilerinin denetimine giriyor ya da girdiriliyor.

Son seçimlerden itibaren ilginç bir durum var. Yıllardır ulusalcı ırkçı ruhun merkezi olan Cehepe ile Kürtler arasında bir kopuş vardı. Deniz Baykal zamanından beri Kürtler Cehepe’yi diğer ırkçı partilerle bir tutuyor, onlardan uzak duruyordu. Başkanlık seçimi ile birlikte bloklaşmalar ilginç tablolar ortaya koydu. AK Parti ile diğer ırkçıların birlikteliği bir denetim merkezi oluşturdu. Öfkeli, nefret dolu bir cepheye dönüştü. Diğer ırkçı bir parti olan İyi Parti ile Cehepe de bir blokta yer aldı. Burada da ilginç bir durum söz konusu. O zaman arada kalan Kürtler birden diğer bloktan kendilerini korumak ya da onlara karşı bir cephenin içinde yer alabilmek için jakoben ırkçı Cehepe ile İyi Parti blokunda yer aldı. Bu şöyle bir sonuç doğurdu. Sosyalist bir düzleme kayan Hedepe diğer iki ırkçı partiye yaslanması yeni bir tablo ortaya çıkardı. Seçim sürecindeki itici ve nefret edici yaklaşım onları bir bakıma buraya zorladı ama Kürtleri Cehepe ile barıştırdı. Bir bakıma onlar da bir biçimde sisteme öyle ya da böyle adapte oldular. Daha da önemlisi manevi yönü güçlü olan yaklaşık bir yüzyıldır asimile edilemeyen Kürtler böylece hem sekülerleştirmeye yöneltildiler hem de dolaylı olarak Cehepe ile birlikte sisteme yeniden adapte edilmiş oldular.

Özellikle İçişleri Bakanı’nın başını çektiği diğer ırkçı partilerin bir sözcüsü ve adamıymış gibi bir tutum sergilemesi bir cephede memnuniyet ve sevinç oluşturdu. İşin ilginç yanı üç büyük şehir belediye başkanının görevden alınması ile Kürt seçmenler tamamen gözden çıkarıldılar. Sistemin iç yapısı onları Cehepe blokuna fiilen itmiş bulunuyor.

AK Parti başlangıçta Milli Görüş geleneğinden koparak düşünce bağlamında özünden uzaklaşmıştı. Şimdi ise tamamen ırkçı jakoben bir anlayışa kendini teslim etmiş bulunuyor. Ve tabiî bundan sonrası daha önemli.

Faniyiz, her insanın veya durumun bir sonu var. Bundan böyle Sayın Soylu’nun başını çektiği ırkçı jakoben anlayışın öncülüğü ya da o bir paravan olarak kullanılabilir, bunu kestiremiyoruz, görünüm böyle bir yöne doğru hızlı bir gidiş var.

Zaten uygulamanın haklı ya da haksızlığını veya yanlışlığını tartışmak bir yana asıl sorun burada.

Doğal olarak şu soru sorulabiliyor. Perinçek seçimlerden önce, yapılan seçim sadece sembolik bir anlam taşıyor, nasılsa görevden alınacaklar gibi bir tezin sahibi. Öyle de oldu. Yasal olarak bu isimler sakıncalı idiyse neden seçime sokuldular? Dahası kesin bir önyargı söz konusu. Şu an yeni bir seçim yapılsa sonuç gene değişmeyecek. O zaman seçim yapmanın anlamı ne? Buna demokrasi demenin nasıl bir karşılığı olabilir?

Bir beş yıl daha böyle bir uygulama ile gidilirse sorun bitecek mi? Asıl bundan sonrası önemli. Bundan böyle ulusalcı ırkçı Cehepe ile Hedepe’nin fiili birlikteliği söz konusu.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye’de  Atasoy Müftüoğlu’nun “Umut Ve Sorumluluk” kitabı okundu, okunuyor…
Türkiye’de Atasoy Müftüoğlu’nun “Umut Ve Sorumluluk” kitabı okundu, okunuyor…
Atasoy Müftüoğlu yazdı: Anlam Ufuklarını Kaybetmek
Atasoy Müftüoğlu yazdı: Anlam Ufuklarını Kaybetmek