Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:

Bu sonuç, Amerika açısından bir taşla çok sayıda kuş vurma imkanı doğurmuştur. He şeyden önce Türkiye’nin ağzına bir parmak bal çalınmıştır. Aynı zamanda Fırat’ın doğusundaki denklem daha da karmaşık hale geldiği için, Suriye’nin bölünmesi ve zaman kazanma yönünden Amerika yeni bir hamle fırsatı bulmuştur.

Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı: Zehra

İslami Analiz köşe yazarı Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘Suriye’de güvenli bölge’ uzlaşısını değerlendirdiği yazısında bu uzlaşının Türkiye’nin istek ve hedefleri açısından sonuç vermeyeceğini dile getirdi:

Duman yazısında  "'Fırat’ın doğusunda güvenli bölge için Türkiye’nin harcadığı enerjiyi anlamak mümkün değildir. Güvenli bölge konusunda varıldığı ilan edilen mutabakat tam bir oyalama taktiğidir. Ortak Harekat Merkezi kurulmasına karar veriliyor ve bu merkezin güvenli bölgenin derinliği ve kontrolü konusunda çalışarak  nihai bir sonuca ulaşacağı ilan ediliyor." dedi.

İşte o yazı:

Son birkaç aydır Suriyeliler sorunu adı altında yoğun tartışmalara tanık oluyoruz.

Sorunun bir tarafında kültürel/sosyal/ekonomik nedenlerle oluşan problemleri sürekli kaşıyan iç ve dış mihraklar var…

Sorunun diğer tarafında ise nüfusları 4 milyonun üstündeki Suriyeli muhacirlerin ülkemizdeki kültürel/sosyal/ekonomik hayatla uyum problemleri ve geleceklerinin belirsizliği gibi bir gerçek var…

Meseleye nereden bakarsak bakalım hakikati ıskalamamamız gereklidir. Hakikat ise; Suriye sorunu çözülemediği sürece, Suriyeliler sorununun çözülemeyeceğini idrak etmektir.

Suriye’de kalıcı bir barış ve anayasal düzen kurulamadığı sürece Suriye halkının dramı içeride ve dışarıda bitmeyecektir.

Amerika ve İsrail’in menfaati Suriye’de kaosun devamı ve Suriye’nin bölünmesinden yanadır. Bu bağlamda Amerika YPG'yi kullanarak Suriye’nin su ve enerji kaynakları yönünden en verimli bölgesini elinde tutmaktadır. Diğer taraftan da İdlib’in %80’ini kontrol eden HTŞ’yi Suudi Arabistan ve Körfez emirlikleri üzerinden desteklemektedir.

Suriye’de barışın önündeki en büyük engel Amerikan defansıdır. Bu defansın kırılması için başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkeleri birlikte ve akl-ı selim ile hareket etmelidir.

Amerika zamana oynamaktadır. Bütün tarafları oyalayarak kaosun uzamasını sağlamak ve bu arada bölgede yeni oldu bittilere kapı aralamak Amerika’nın Suriye stratejisidir.

Fırat’ın doğusunda güvenli bölge için Türkiye’nin harcadığı enerjiyi anlamak mümkün değildir.

Güvenli bölge konusunda varıldığı ilan edilen mutabakat tam bir oyalama taktiğidir. Ortak Harekat Merkezi kurulmasına karar veriliyor ve bu merkezin güvenli bölgenin derinliği ve kontrolü konusunda çalışarak  nihai bir sonuca ulaşacağı ilan ediliyor.

Biz bu filmi daha önce Münbiç’te de gördük. Bir arpa  boyu yol alınamadı.

Bu sonuç, Amerika açısından bir taşla çok sayıda kuş vurma imkanı doğurmuştur. He şeyden önce Türkiye’nin ağzına bir parmak bal çalınmıştır. Aynı zamanda Fırat’ın doğusundaki denklem daha da karmaşık hale geldiği için, Suriye’nin bölünmesi ve zaman kazanma yönünden Amerika yeni bir hamle fırsatı bulmuştur.

Türkiye açısından bu sonuç ne mülteci sorunu, ne de PKK sorunu açısından kayda değer bir çözüm getirmeyecektir.

Türkiye’nin kontrolündeki söz konusu güvenli bölgeye geri dönerek yerleşecek Suriyeli sayısının en iyi ihtimalle birkaç yüzbini geçmeyeceği öngörülmektedir. İç savaş öncesinde bu bölgede oturanların dışında geri dönüş beklemek tam bir hayaldir.

Ayrıca güvenli bölge Türkiye’nin Amerika’nın vesayeti altındaki YPG ile komşuluğunun sonu da olmayacaktır. Amerika bu gerçeği gözümüze sokmak için bir yandan Türkiye ile güvenli bölge mutabakatı yaparken, diğer yandan aynı anda YPG’ye 300 TIR askeri mühimmat desteğinde bulunmuştur.

Türkiye’nin bölgedeki tüm Kürtlere/Kürt oluşumlara hasım bir pozisyonda durduğu şeklindeki genel intiba kırılmalıdır. Türkiye’de Kürtlerin %60’ınınoyunu alan HDP’nin siyasi muhatap olarak alınması ne denli gereklilik ise, Suriye’de de Kürtlerin en büyük siyasi oluşumu olan PYD’nin de Suriye’nin bir gerçeği olduğu ve Suriye’nin yeni düzeninde önemli bir aktör olacağı aynı ölçüde dikkate alınmalıdır.

Suriye’nin kuzeyinde Suriye hükümeti ile PYD’nin de içinde olduğu Kürt oluşumları arasında yürütülen özerklik görüşmeleri Türkiye’yi rahatsız etmemelidir. Türkiye’yi rahatsız edecek olan Amerika güdümünde kurulacak bir özerk yönetimdir.

Diğer bir deyişle bölgede Amerika’nın kollarının kesilmesi tüm bölge ülkelerinin ana stratejisi olmalıdır. Bu amaçla da bölgemizde Kürt sorunu diyalog yoluyla ve adil bir şekilde çözülerek Amerika ve İsrail’e malzeme olmaktan çıkarılmalıdır. Tüm bölge halkları ve onların siyasi temsilcileri ilgili çözüm noktasında tarihi bir sorumluluk altındadır.

Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyan bir barış ve yeni anayasal düzen için Esad yönetimi ile üst seviyede görüşmelere acilen başlamalıdır. Esad yönetimi ile görüşmek, Türkiye’nin muhalif tavrına halel getirmeyeceği gibi barışa ve yeni düzene giden süreci hızlandıracaktır.

Türkiye,  Suriye iç savaşı ile ilgili 2015 yılına kadar yaptığı hataların vebalinden belirli ölçüde kurtulabilmek için, Suriye barışı konusunda zikzak içermeyen doğru bir hatta yürümelidir. Güvenli bölge adı altında Amerika ile mutabakata varıldığının ilanı, yeni zikzakların işaretidir. Eğer salt ekonomik kaygılarla bu zikzaklar yapılıyorsa, onurlu ve bağımsız bir dış politikadan bahsetmek imkansızdır.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şehadetinin 27. Yılında Bosna Şehidimiz Selami Yurdan Kudüs-Der’de anlıyor…
Şehadetinin 27. Yılında Bosna Şehidimiz Selami Yurdan Kudüs-Der’de anlıyor…
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı: