Akay Tanrıverdi yazdı: Gerçeklerin önündeki “Bahane”leri kaldırmalıyız

İçimizde olan kendimizi haklı çıkarma gayesi bizi sürekli farklı bahaneler üretmeye sevk ediyor. Oysa bir işin doğru olanını yapmak ve bizim aleyhimize olsa bile onu kabul etmek, bizi kurgulayarak bir sürü yanlışı bir araya getirecek bahaneler üretmekten alı koyacaktır.

Akay Tanrıverdi yazdı: Gerçeklerin önündeki “Bahane”leri kaldırmalıyız
Akay Tanrıverdi yazdı: Gerçeklerin önündeki “Bahane”leri kaldırmalıyız Zehra

Bahane; birşeyin gerçek sebebini gizlemek veya onun yerine uydurma bir sebep üretmektir.

İnsanoğlunun en iyi yaptığı işlerden biri de bahane üretmektir. Esasen ilk bahane üreten de 70000 yıl meleklere imamlık yapmış olan İblisti. Kur’an’ı Kerim’de bu konuyla alakalı şu ayet geçmektedir.

“(Allah) Buyurdu, sana emrettiğim zaman seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis) “Ben, ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise çamurdan yarattın.”  7/13

Şeytan kendisini büyük görmenin ve kibrinin bahanesini böylece bulmuştu. Allah’a isyanının bahanesi ateşten yaratılmış olmasıydı.

Habil ve Kabil kıssasında Kabil’i cinayete götüren bahane yine çok vahimdir. İki kardeşten Yüce Allah kurban sunmalarını istemiş ve sadece takva sahibi olan Habil’in kurbanını kabul etmişti. Habil elindeki en iyi varlığı Allah’a kurban ederken Kabil elindekilerin en düşüğünü kurban etmişti.

Kabil kendini sorguya çekmesi gerekirken Habil’i suçlamış ve onun kurbanının kabul edilmesini bahane göstererek onu katletmişti.

Peygamberlere karşı gelenler kendilerince bahaneler ürettiler. Kimisi kendi kavminin önde geleni olduğu için kendisini gönderilen elçiden üstün gördü ve birinin peygamber olması gerekiyorsa, bunun kendisi olması gerektiğini iddia etti.

Kimisi de son nebiye karşı gelmesinin bahanesini onun yetim olmasına bağlıyor ve Kureyş kabilesinde daha üstünler varken “Neden Abdullah’ın yetimine peygamberlik veriliyor?” diyordu. O dönemin şairleri ise “Biz varken, biz söz sanatında üstünken nasıl olurda bu ümmi/cahil Allah’ın elçisi seçilir?” diyordu.

Bu verdiğimiz örnekler kendi mecralarındadır. Bu tuğyan edenlerin kendileri için öne sürdükleri bahaneleriydi. peki ama biz günahkarlar Allah’a iman ettiğimizi beyan etmemize rağmen neden bahane üretiyoruz?

Çalıştığımız iş yerinde kaytarmamıza bahane üretirken şöyle mi düşünüyoruz: Patron zaten benim hakkım olan ücreti vermiyor, ben de aldığım ücret kadar çalışıyorum.  İşçi çalıştıran patron nasıl bir bahane ile işçiye hakkı olan ücretten daha düşük bir maaş veriyor.

Esnaf sattığı ürünün üzerine fahiş bir kâr koyduğu zaman neler düşünüyor ne gibi bahaneler üretiyor acaba.

Trafikte tahammülsüzlük gösterip başkalarının hakkını gasp edenlerin kurallara uymayanların bahaneleri nedir acaba gideceği yere biraz erken varmak mı?

Peki; aile içindeki yaşantısında kaba saba olanların, ailesine zulmedenlerin bahanesi nedir? Onları bu şekilde terbiye edeceğini mi sanması, yoksa bu şekilde onları koruyacağına kanaat mı getirmesi?

Zalimin safında olanların bahaneleri nedir, acaba kendilerince nasıl bir çıkar yol buluyorlar?

Peki devlet yöneticileri nasıl bahaneler üretiyorlar, haksız yere ve fazlasıyla topladıkları vergiler için nasıl bahaneler üretiyorlar acaba? İktidarda kalmalarını halka hangi bahanelerle anlatmaya çalışıyorlar.

Vereceğimiz örnekleri daha fazla çoğaltabiliriz.

İçimizde olan kendimizi haklı çıkarma gayesi bizi sürekli farklı bahaneler üretmeye sevk ediyor. Oysa bir işin doğru olanını yapmak ve bizim aleyhimize olsa bile onu kabul etmek, bizi kurgulayarak bir sürü yanlışı bir araya getirecek bahaneler üretmekten alı koyacaktır.

Bahane üretme huyumuzdan, yani yaptığınız yanlışlara kılıf bulma huyumuzdan vazgeçersek o zaman doğru insanlardan olma yönünde ilerlemiş oluruz. Yoksa her yaptığımız işe bir bahane üreterek yaptığımız yanlışa çeşitli kılıflar uydurarak ayetlerle hadislerle bunları süslersek, hiçbir zaman doğru yolda olan insanların safına katılamayız.

 Yüce Allah bizi bahane üreterek yanlışlarının üzerini örtenlerden uzak eylesin.

 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Şehadetinin 27. Yılında Bosna Şehidimiz Selami Yurdan Kudüs-Der’de anlıyor…
Şehadetinin 27. Yılında Bosna Şehidimiz Selami Yurdan Kudüs-Der’de anlıyor…
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı: