Veysi Dündar yazdı: 15 Temmuz ve Ülkenin Formatlanmış Hafızası

İbadet-Ticaret-İhanet ekseninde basitleştirilen bir sürecin, “ne istediniz de vermedik” ya da “milletim beni affetsin” söylemlerinde sonsuz bir eleştiriyi hak ettiği kuşku götürmez.

Veysi Dündar yazdı: 15 Temmuz ve Ülkenin Formatlanmış Hafızası
Veysi Dündar yazdı: 15 Temmuz ve Ülkenin Formatlanmış Hafızası Zehra

3.Yılında 15 Temmuz…
Umman, Ekvator Ginesi, Uganda, Çad, Tacikistan, Kamboçya, Kongo, Fiji, Moritanya, Mısır, Tayland, Yemen, Zimbabwe ve Sudan. Bu 14 ülkenin ortak bir özelliği var. Aslında başka ortak özellikleri de vardır şüphesiz fakat bugünün anlam ve önemine atfen bu ülkelerin ortak özelliği, başarılı darbeler sonrasında iktidar olmuş ve hala devam eden yönetimlere sahip olmaları.

En eskisi Umman 1970, en yenisi Sudan 2019 (yakın zamanda bir darbe girişimi daha oldu, yani darbenin darbesi).
Umman’ın Sultan Kabus’undan Sudan’ın Ahmed Avaz’ına; 49 yıldan birkaç aya kadar uzanan bir darbeciler silsilesi.

2016 yılının 15 Temmuz’unda şartlar başka türlü gelişse bu listede bir 15. ülke olarak Türkiye’nin adının yazılması işten bile değildi.
AKP’nin o zaman 14 şimdi ise 17 yıllık iktidarının en büyük başarı ve başarısızlığıdır 15 Temmuz’da yaşananlar.

İbadet-Ticaret-İhanet ekseninde basitleştirilen bir sürecin, “ne istediniz de vermedik” ya da “milletim beni affetsin” söylemlerinde sonsuz bir eleştiriyi hak ettiği kuşku götürmez.

İbadeti beraber yapıp, ticarete destek verip sonunda ihaneti görünce demir bir yumruk ile mukabele gören bu anlayışa; paralel bir devlet yapılanması imkanının bu kadar geniş bir çerçevede sunulmasının savunulacak bir yanı olabilir mi?

15 Temmuz cehennemine giden iyi niyet taşları neredeyse ülkeye kast eden bir yapıyı adım adım kurmuş belli ki.

15 Temmuz’a giden yolda eleştiriden arınması imkansız olan AKP’nin 15 Temmuz gecesi ortaya konulan ve kendisiyle özdeşleşen dirayet ise hiçbir kuşkuya yer vermeyen bir sağlam duruşa delalet etmektedir.

15 Temmuz’u yaşayıp kısa bir süre içinde halkın çok geniş bir kesimini bu süreçten doğrudan etkilenmeden günlük yaşantısına döndürmek de önemli bir başarıdır.

Her ne kadar bugün Cumhurbaşkanı İstişare Kurulu üyesi unvanı ile konuşan Arınç dahi KHK ve mağduriyet ifadesini aynı cümle içinde kullanmaktan kaçınmasa da, bu süreçten doğrudan etkilenen kesimin her şeye rağmen sınırlanabildiğini teslim etmek lazım.

15 Temmuz’un başta iktisat alanında olmak üzere dolaylı etkilerinin ise ülkede bir kişiyi bile teğet geçmediğini söylemek zorundayım. Böyle bir olayın şartlarının hiç oluşmamış olmasını ve tabii ki hiç olmamasını tercih ederdim.

“15 Temmuz’un hayırlı neticeleri başlıklı söylemlerin bir tanesini dahi bırakın anlamak duymak istemiyorum.
Eksik olsun böyle bir lanetten gelecek hayır.
Bu ülkenin böyle lanetli hadiselerden hayır devşirecek hali yok.”

Bu ülkenin Ordu, Hariciye başta olmak üzere yüzük taşı gibi el üstünde tutulan kurumlarının uğradığı zulüm yeterince acı vermiştir.
Başka ülkelere kaçan diplomatlar, askerler, hukukçular bu ülkenin kendi içinde beslediği korkutucu bir Mr. Hyde’in resminden başkası değildir.
Ülkede bir zamanlar heykelini dikmeye tevessül edenlerin olduğu hukuk adamlarının bugün gölgeleri bile kayıptır.

Bu ülke için 15 Temmuz pabuç bırakılmayan kabadayılıkların başına gelecekleri göstermesi bakımından değerlidir.
Fakat meydanı boş bırakmanın acı sonuçlarını göstermesi bakımından da ibretliktir.

Bu ülkenin belki de en başta gelen ortak değeri olan dinsel ortak paydasını fütursuzca istismar eden ve daha 1980’de bile bir fraksiyon olarak işaretlenen yapılanmanın nasıl olup da ülkenin kılcal damarlarına girdiğine dair yazılanlar yeterince acı veriyor. 

1970’lerin başında Anti-Komünizm için en iyi reçetenin din simsarlığı olduğunun keşfedildiği ve Gülen’in bu konudaki kariyeri ise bir açık kaynak bilgisi.
Bugün Rus füzelerinin ABD’ye karşı savunusunu hamasi olarak yapanlar, o dönemki Rusların ideolojileri olan ‘komünizmi ülkeye sokmasın’ diye Amerika’nın çizgisinden milim sapmıyordu.

Bugün uluslararası ilişkilerin hassas terazisine dair hatırlatma yapmak ve S400 kararının farklı sonuçlarını sorgulamak neredeyse hıyanet-i vatan olarak addediliyor.
15 Temmuz darbecileri ile eş kefeye konuyor.

Yazık ki ülkemizde en çok ihtiyaç duyulan şey “hafıza” olmaya devam ediyor. Hafızasını sıfırlamış, hard diskine format atmış akıllar, etraflarına akıl verme konusunda ise son derece ataklar.

15 Temmuz’u anmak hafızaya selam durmak demektir.
15 Temmuz’a nasıl gelindiğini hatırlamayacaksak, 15 Temmuz’u da anmayalım.

“15 Temmuz bir daha olmasın” diyenlerin yapması gereken konuşmak değil, tarih okumaktır.
Tarihi 15 Temmuz’da yazanların, fedakarlığı da buna dahildir.
Ancak buna saygı göstermek için bugünlere nasıl gelindiğini anlamak şarttır.

Ocakmedya

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:
İran İslam Devrimi Rehberi Seyyid Ali Hamanei'den 2019 Yılı Hacc Mesajı
İran İslam Devrimi Rehberi Seyyid Ali Hamanei'den 2019 Yılı Hacc Mesajı