Bülent Acun yazdı: Şehidin Kabrinden Vefanın Kalbinden

“Bugün Sedat abi neredeyse her düşünceden Müslüman tarafından sevilip, anılıyor. Demek ki merhum hayattayken Müslümanları ayırmadan, parçalamadan bir bütün olarak sevmiş.”

 Bülent Acun yazdı:  Şehidin Kabrinden Vefanın Kalbinden
 Bülent Acun yazdı:  Şehidin Kabrinden Vefanın Kalbinden Zehra

Çalan telefonundaki coşkun ses, sevgili Muzaffer Doğan ağabeyin sesiydi. Bendenizi çok anlamlı bir programda Kur´an-ı Kerim tilaveti´ne davet ediyordu. Muzaffer başkanı bu nazik ve samimi davetini kemal´i memnuniyet ile kabul ettim. Davet edildiğim anlamlı program şuydu: Türkiye´nin istikbaline vurulmuş en hain darbelerden birisi olan 12 Eylül 1980 yılının sancılı, sıkıntılı ve sarsıntılı ortamında, henüz gençliğinin baharında 30 yaşında alnından vurularak şehit edilen alnı öpülesi merhum Sedat Yenigün´ün vefatının 39. seneyi devriyesi münasebetiyle kabri başında anılacak, ben de bu anma programında Kur´an-ı Kerim tilavet edecektim.

5 Temmuz 2019 Cuma günü ikindi namazından sonra merhumun kabri başında akrabaları, sevenleri ve dostları olarak bir araya geldik. Merhumu yakından tanıyan dostları kendisi ile alakalı fevkalade önemli ve güzel şeyler söylediler. Sadakat ve vefa dolu cümleler kurarak, duygu ve düşüncelerini dile getirdiler.

Hüsnü şehadetlerini tekrar ikrar eyleyerek, şehidin aziz hatırasını bir kere daha yad ettiler.

Bana göre bu anma programının en anlamlı tarafı, merhumun 39 yıldır kabri başında anılıyor olması… Neredeyse benimle yaşıt, istikrarlı bir yad´ı Cemil bu…

39 yıldır hatır sayan, hatırı sayılır bir grubun katıldığı anma programı son derece sade bir şekilde gerçekleşti. Merhum şehit Sedat Yenigün´ün kabri başında gerçekleşen bu anlamlı buluşma beni alıp derin düşünceler deryasına gark etti. Orada neler düşündüm neler…  Okumakta olduğunuz bu yazı işte bu düşüncelerin sadece bir kısmını sizlerle paylaşmak için kaleme alındı.

Merhumun kabri başında farklı fikir, ekol ve düşünceden Müslümanları görünce kendi kendime şöyle dedim: “Bugün Sedat abi neredeyse her düşünceden Müslüman tarafından sevilip, anılıyor. Demek ki merhum hayattayken Müslümanları ayırmadan, parçalamadan bir bütün olarak sevmiş.” 

Bu düşünce üzerine yine kendi kendime şunu sordum: “İslam´ın, bu ülkenin hamuru, harcı ve öznesi olduğuna inanan Müslümanlar olarak, bugün Sedat ağabeyin bu geniş ufkunun neresindeyiz?”

İstanbul´un çeşitli yerlerinden kavurucu temmuz sıcağına aldırmadan Şehit dostlarının kabri başında toplanan sadık dostları hayran hayran izleyerek şöyle dedim: “Siz ne güzel dostlarsınız böyle!  Allah sizi var etsin, bahtiyar etsin. Vefa´nın başkentinde bu vefalı duruş ne güzel yakışmış böyle. Ey sadıklar kervanı unutmayın ki dostluğa gösterdiğiniz vefa, dertlerinizin cümlesine deva olacaktır. Siz önden giden dostlarınızı unutmadığınız gibi arkanızdan gelenler de sizi asla unutmayacaktır.”

Daha sonra şehadet ve şahsiyetine gıpta ettiğim merhum Şehit Sedat Yenigün ağabeye seslendim: “Ne mutlu sana ey güzel şehit! Gazan mübarek, zafer´in kutlu olsun, kabrin nur ile dolsun. 30 yaşında Şehit edilişinin aziz hatırası, sadık dostların tarafından 39 yıldır yaşatılıyor gönüllerde. Bu ne devlet, bu ne servet, bu ne saadet… Sen ticaretlerin en güzelini yapmışsın. Canını Allah´a satmış, servetlerin en büyüğü olan, insan biriktirmişsin. Bu toprağa dün diktiğin fidanlar bugün meyveye durdu hamdolsun. Bugün senin gibi davasına adanmış kıymetli şahsiyetlere öyle ihtiyacımız var ki...”

Merhum şehidin hayat, şahsiyet ve şehadet aynasından bugüne bakınca hüzünlenmekten kendimi alamadım. O gün çok zor şartlarda bir avuç insanın İslam davasına yaptıkları büyük hizmeti, bugün onca imkan ve kolaylığa rağmen biz yapabiliyor muyuz? El cevap: “Hayır!”

Peki imkanlar konusunda kat ettiğimiz onca mesafeye rağmen niye hala yolun başındayız? Çünkü uzun yıllar yanlış yollarda, doğru menzil arayak bütün enerjimizi heba ettik. İnsan biriktirmeyi bıraktık, hep imkan biriktirdik. Dostlukların yerini küslüklere terk ettik. Kardeşler olarak yan yana olmamız gerekirken, karşı karşıya geldik. Ekranlarımızı akranlarımıza tercih ettik. Dini mübini İslam´ın geniş ana caddesinde hep birlikte vahdetle aydınlık yarınlara yürümek varken, biz çıkar gayesi ile saptığımız o yoldan çıkmaz sokaklara mahkum olduk. Öfkemiz aklımızı yedi bitirdi. Birbirimizi iyice dinleyip tam anlamak yerine tanımlamaya kalktık. Üslubu beyanın ayniyle insan olduğu hakikatini unutarak, klavyemizin tuşları ile büyük şuçlar işledik. Hak, hakikat, iyilik, doğruluk, güzellik, fazilet ve değer peşinde koşmak yerine servet, şöhret, şehvet, makam, mevki ve kariyer peşinde koştuk. Sözümüze eksilttik, yüzümüze ekşittik, birbirimizi tükettik. Yola çıktıklarımızı, yolda bulduklarımızın önüne geçirdik. Haddinden fazla şiddetin gayedeki hikmeti yok edeceğini ihmal ettik. Aramızdaki bütün köprüleri yıkıp yerine aşılmaz duvarlar inşa ettik.

Şayet silkinip, kendimize gelebilir isek bütün bunların hepsi düzelecektir. İnşallah, ümitsizlik yok. Aziz milletimizi, mazlum ümmeti ve bütün insanlığı şaha kaldıracak; inanç, kültür, tarih, medeniyet ve değerler bizdedir.  Biz o değerleri hayalden hayata taşıyabilirsek, dünyamız bugün olduğu gibi süper güçlerin süper suçlar işlediği bir gezegen değil; sevginin, barışın ve adaletin hakim olduğu bir dünya olacaktır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Büyük Şeytan ABD Zindanındaki Dr. Afiye Sıddıki: Dünyada beni kurtaracak bir Müslüman yok mu?
Büyük Şeytan ABD Zindanındaki Dr. Afiye Sıddıki: Dünyada beni kurtaracak bir Müslüman yok mu?
Serdar Duman Yazdı: Suriye’de Amerika-Rusya Mutabakatı
Serdar Duman Yazdı: Suriye’de Amerika-Rusya Mutabakatı
esat escort