Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri

Gerginliklerin, kavgaların ve savaşların olmadığı ortamlarda yani barış ortamlarında kültür, sanat ve edebiyat ile ilgili, maddi ve manevi gelişmelerle ilgili önemli adımlar atmak daha bir olanaklı hale gelir. Bunun için de barışın hüküm sürdüğü ve adaletin ayaklar altına alınmadığı, herkesin kendisini ifade etmede sorun yaşamadığı ortamlara ihtiyaç vardır.

Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri Zehra

İnsanın, bulunduğu ortamda insanca yaşaması, yaşamla ilgili kaygılardan uzakta bir hayat sürdürmesi her zaman arzu ettiği, bunun için hep arayışlarını sürdürdüğü en önemli konuların başında gelmektedir. Çünkü hayat sürdürmenin en önemli gerekliliklerinden birisi, belki de en önemlisi fiziksel ve biyolojik bir güvenliğe sahip olmaktır. Eğer insan güvenli bir ortamda bulunmuyorsa, insani anlamda erdemsel adımları atacak bir motivasyona da sahip olamayacaktır. O sebepten insan için, bulunduğu ortamda yarınlara güvenle bakacak bir pozisyonun tedarikini sağlamak en öncelikli hedef olmaktadır.

Gerginliklerin, kavgaların ve savaşların olmadığı ortamlarda yani barış ortamlarında kültür, sanat ve edebiyat ile ilgili, maddi ve manevi gelişmelerle ilgili önemli adımlar atmak daha bir olanaklı hale gelir. Bunun için de barışın hüküm sürdüğü ve adaletin ayaklar altına alınmadığı, herkesin kendisini ifade etmede sorun yaşamadığı ortamlara ihtiyaç vardır.

Tarih olarak önümüze sürülmüş olan anlatılara baktığımız zaman, genellikle gücü elinde bulunduranların arzu, istek ve çıkarlarının gerektirdiği toplumsal ilişkilerin tanzimine izin verilmiştir. Gücü elinde bulunduranların tanzim ettiği eksende olmayan muhalif ses ve eylemler, her zaman ötekileştirilerek hayat hakkı ellerinden alınmış; mahrum, mağdur ve madun pozisyonlarının görmezden gelinmesi için, zihinlere yapılan etkilerle yönlendirmeler gerçekleştirilmiş ve böylece ortadan kaldırılması gereken tehlikeli varlıklar kategorisine dâhil edilmiştir. Onun için bizim sağlam ve sahih bilgilere ulaşmamız büyük bir önem arz etmektedir. Ancak sağlam ve sahih bilgilerle doğru değerlendirmeler yapabilir ve kimselere haksızlık etmeme imkânına kavuşabiliriz.

Ortadoğu birçok dinlere, düşüncelere ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir yer olarak, her zaman ilgilerin üzerinde yoğunlaştığı bir coğrafya olma konumunu muhafaza etmiştir. Onun için Ortadoğu derken, farklı din ve düşünceye mensup birçok insanın duygusal olarak bağ kurmakta zorlanmadığı bir coğrafya akla gelmektedir. Aslında Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için vazgeçilmez bir öneme sahip olan Kudüs, bu özelliğiyle İlahi Vahyin hakikatini gösteriyor olduğunu görmek gerekir. Bütün inananların barış içinde yaşamaları, hiçbir kimsenin bir başkasına zorbaca davranmaması için ziyadesiyle sebepler mevcuttur. Nitekim Müslümanların egemenliklerinin olduğu dönemlerde, bütün farklılıklara hayat hakkı tanınmış ve herkes kendi hakkına sahip ve razı olarak hayat sürdürmüştür. Ama ne yazık ki bu durumu Yahudi ve Hıristiyanların egemen oldukları dönemler için söylemek mümkün değildir.

‘Silah ve Zeytin Dalı’, Davıd Hırst tarafından yazılmış, ‘Ortadoğu’da Şiddetin Kökenlerini’ ele aldığı bir kitap olarak, dünyanın birçok yerinde, özellikle de Avrupa’da bulunan Yahudilerin Filistin’e göç etmesi, Siyonist bir devlet olarak İsrail devletinin kurulması ve sonrasında meydana gelen irili ufaklı savaşlarla, Filistin halkının maruz kaldığı şiddet, terör ve göçün ele alındığı bir sürecin hikâyesi işlenmektedir. Kitapta, ‘Siyonizm ve Yahudi köktendinciliği’ de ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır. Türkçe baskıya önsöz yazan Cengiz Çandar, Ortadoğu’ya ayak basan birçokları için David Hirst’in “model” olacak nitelikte bir gazeteci olduğunu belirtmektedir. Kitapta sıklıkla rastladığımız “Arap-İsrail sorunu” adlandırması, Filistin’de yaşanmakta olan sorunun yanlış bir adlandırması olarak sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bizler pek tabi biliyoruz ki, Filistin meselesi sadece “Arap-İsrail” sorun değil, bütün Müslümanların, bütün insanların sorunudur.

‘Silah ve Zeytin Dalı’ kitabı ilk üç baskısında da güncellenmiştir. Bu güncellemelerin birincisi 1977’de, ikincisi 1984’te yapılmıştır. Elimizde bulunan kitap ise güncellenerek 2003 yılında basılmıştır. Bu üçüncü baskının güncellemesi, ‘üçüncü baskıya önsöz’ olarak yazılmış olup, yazar, bu önsöze kendi içinde bütünlüğü olan bir kitap olarak bakılmasını istiyor. Gerçekten de yüz kırk beş sayfalık bu bölüm başlı başına bir kitap olarak okunmayı hak ediyor.

Kitapta insan zihnine kazınacak o kadar çok olay vardır ki, vicdanında ölmemiş küçücük bir yeri muhafaza eden her insan evladının, hayretler içinde kalmaması veya üzüntü yaşamaması mümkün değildir. Gücü eline geçirmiş şımarık ve kibirli Siyonist zihniyetli zalimlerin işlemiş oldukları cinayetler, firavunlara bile rahmet okuturcasına bir vasıfta olması ve dünyaya vaziyet eden özellikle de Amerika Birleşik Devletleri tarafından desteklenmesi, insanın bütün bir kimyasının altüst olması için yeterlidir. Kitabı okurken içimi burkan, bütün bir ruh halimde karamsarlık oluşturan, geçmişte yaşanmış bu ilişkilerin Filistinli kardeşlerimizde oluşturduğu travmaları tahmin etmek mümkün değildir.

Kitapta, ilk fedai olarak söz konusu edilen Şeyh İzzeddin Kassam’ın ateşlediği direniş fitili ile birlikte yepyeni bir başlangıç söz konusudur. Kont Bernadotte’nin bir suikast sonucu öldürülmesi, Siyonist İsraili’in nasıl bir çizgi üzerinde olduğunu göstermesi bakımından önemi büyüktür. 1973 Ekimi’nde Siyonist güçlere verilen büyük zayiat, Müslümanlar için bir güvene, Siyonistler için ise bir güvensizliğe yol açması bakımından çok önemlidir. Burada Arafat’ın BM’de yaptığı yüz dakikalık konuşmanın son cümlesini zikretmek istiyorum: “Bir elimde zeytin dalı, diğer elimde özgürlük savaşçısının silahıyla geldim. Zeytin dalının elimden düşmesine izin vermeyin.”

Gerek Filistin sorunu ve gerekse ümmet coğrafyasının değişik bölgelerinde var olan başka sorunların bize öğrettiği en önemli hakikat şu olsa gerektir: Bizler Müslüman olarak, sahip olmamız gereken özgün şahsiyetten uzak olduğumuz için, her taraftan darbeler almaktayız. Söz konusu sorunların çözümü, içinde bulunduğumuz ve hedefleri bizim olmayan seküler modern liberal hayat tarzını bırakarak, Kur’an ve sahih sünnetin yol göstericiliğindeki medeniyet ve kültürü oluşturmakla mümkün olabilir. Bunun için de her Müslümanın eleştirel bir akla ve uyanık bir bilince sahip olmak gerekmektedir.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu yazdı: Anlam Ufuklarını Kaybetmek
Atasoy Müftüoğlu yazdı: Anlam Ufuklarını Kaybetmek
Ak Parti’li başkan makam aracını sattı, parasını öğrencilere harcadı
Ak Parti’li başkan makam aracını sattı, parasını öğrencilere harcadı