Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 62-63. Ayetler

Allah resulü şöyle buyuruyor: “İnsanlar içinde en kötü kimse Kuran-ı Kerim’i okuyup onun hiçbir yasağından çekinmeyen fasık kimsedir.”

Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 62-63. Ayetler
Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 62-63. Ayetler Zehra

62- Şüphesiz iman edenler(le) Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiî'ler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder, salih amellerde bulunursa, artık onların Allah katında ecirleri vardır. Ve onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.

Bu ayet Yahudilerin iman ve amelleri ne olursa olsun, ebedî kurtuluşun kendi tekellerinde olduğu konusundaki yanlış zanlarını ortadan kaldırıyor..

İsrail oğulları, kendilerinin Allah'la özel bir ilişkileri olduğunu, inançları ne olursa olsun sadece İsrailoğulları'ndan olmaları nedeniyle doğruca Cennet'e gideceklerini ve diğer insanların Cehennem'e gideceklerini sanıyorlardı.

Bu ayet bu yanlış inançlarını ortadan kaldırılıyor.

Allah, ebedî kurtuluşun, kişinin bir gruba mensup olmasına dayanmadığını, bilâkis kişinin imanına ve iyi amellerine bağlı olduğunu bildiriyor.

Allame Tabatabi bu ayetin tefsirinde “Müminler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiiler gibi isimler ve bu isimlerle nitelendirilme, Allah katında ödül almayı gerektirici ve azaba karşı güvencede olmayı sağlayıcı unsurlar değildirler. Yani meselenin özü, Yahudiler ve Hıristiyanların, "Yahudi yahut Hıristiyan olmayan kesin olarak cennete girmeyecek." (Bakara, 111) dedikleri gibi değildir. Meselenin özü, saygınlık ve mutluluğun sebebi, Allah'a ve ahirete gerçekten inanmak ve buna bağlı olarak iyi işler yapmaktır.”

“Yüce Allah, Peygamberinin (as) ashabı ve onunla birlikte iman edenlerle ilgili olarak, haklarında zikredilen onca yücelik, üstünlük ve fazilete rağmen, şöyle buyuruyor: "Allah, onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük bir ödül vaat etmiştir." (Fetih, 29) Dikkat edilirse burada yüce Allah "onlardan" ifadesini kullanmıştır. Bunların dışında, kendisine Allah'ın ayetleri sunulan başkası hakkında da şöyle buyuruyor: "Dileseydik elbette onu o ayetlerle yükseltirdik. Fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü." (A'râf, 176)”

Sabiler Kur’an da üç yerde geçer, sebee, döndü manasına gelir. Bunların Yahudilikten ayrılan bir mezhebin mensupları olduğu ve muvahhit oldukları da söyleniyor. Bugün dünya üzerinde 20.000 kişiye  yaklaşık sabi olduğu sanılıyor.

İmam Rıza’nın şöyle dediği rivayet edilir: "Sabiiler, ne Mecusi, ne Yahudi, ne Hıristiyan, ne de Müslümandırlar. Onlar yıldızlara ve gökcisimlerine taparlar."

Sabiilerin üç tane farz namazları vardır: Birincisi; güneş doğarken kılınır ve sekiz rekâttır. İkincisi; güneşin göğü yarılamasından sonra kılınır ve beş rekâttır. Her rekâtında üç secde vardır. Biri gündüzün ikinci saatinde, biri de gündüzün dokuzuncu saatinde olmak üzere iki de nafile namaz kılarlar. Üçüncüsü; gecenin üçüncü saatinde kılınır. Temizlenerek ve abdest alarak namaz kılarlar. Cenabet oldukları zaman gusül alırlar.

63- Sizden kesin bir söz almış ve Tur dağını üstünüze yükseltmiştik (ve demiştik ki:) "Size verdiğimize sımsıkı yapışın ve onda olanı (hükümleri sürekli) hatırlayın: umulur ki sakınırsınız."

"Ve üstünüze dağı kaldırmıştık" Ayetin orijinalinde geçen ‘tûr’ kelimesi, dağ demektir. Nitekim yüce Allah bir başka ayette bunun yerine yine dağ anlamında olan "cebel" kelimesini kullanmıştır: "Hani dağı yerinden kopararak üstlerine bir gölge gibi kaldırmıştık." (A'râf, 171)

Bu olay Kuran'ın muhtelif yerlerinde, çeşitli şekillerde anlatılır.

Üstad Mevdudi Günümüzde bu olayın ayrıntılarına vakıf olma şansımız yok ancak genel anlamıyla bu olayın şu şekilde cereyan ettiği anlaşılıyor:

Allah Tealâ ile İsrailoğulları dağın eteğinde ahid yaparlarken, korkunç bir manzara meydana gelmiş ve dağ adeta İsrailoğulları'nın tepesine çökecek gibi görünmüştür diyor.

Ali Bulaç ve Muhammed Esed’de bu olay için benzer şeyler söylüyor…

Ancak Allame Tabatabai “Bu şekilde bir yorum, temelde mucizeleri ve olağanüstü gelişmeleri inkâr esasına dayanır ki, bizim için mucizelerin varlığı bir gerçektir.

Ayetin başında, "sağlam bir söz almak"tan bahsediliyor, sonunda kendilerine verileni kuvvetle tutmaları ve içindekileri sürekli hatırlamaları emrediliyor, bu ikisinin arasında da üstlerine dağın kaldırılmasından bahsediliyor.

Dağın, başlarının üstüne kaldırılmasından maksat, ilâhî gücün büyüklüğünü göstermektir. Yoksa onları zorlamak ve güç kullanarak kendilerine verileni uygulamalarını sağlamak değildir. Öyle olursa onlardan "söz alma"nın bir anlamı kalmazdı.

Yani dağın kalkışına şahit oldular ancak dağın kalkışı Tevrat’ın dediği gibi onları tehdit için değildi” diyor.

Zaten İsrailoğulları bu olaya kadar daha birçok mucizeye tanıklık etmişlerdi.

Talmud'da şöyle anlatılır: "O Kutsal Varlık, Sina Dağı'nı büyük bir tekne gibi onların üstüne kaldırdı ve: "Tevrat'ı kabul ederseniz iyi olur, yoksa burası mezarınız olur" dedi. (Shab, 88)

Bu nokta da bu ayette ifade edilen gerçek şu: Allah İsrail oğullarından artık vahyine uyacaklarına dair bir ahit alıyor. Bu ahitte dağın kaldırılışı ayrı bir ayettir ancak buradaki asıl vurgu vahye uyacaklarına dair ahit alınmasıdır.

Bu ayetin Müslüman muhataplarına da söylediği gerçekte şudur;

Ey Ümmet i Muhammed, İsrail oğullarından bu ahdi aldık Tevratta, Kuran’da da sizden aldık. Sizden de Allah’ın gönderdiği vahye uyacağınıza dair ahit aldık. Bakın Ahdine uymayanların akıbeti ne olmuşsa, sizin de akıbetiniz o olacaktır.

Allah resulü şöyle buyuruyor:

“İnsanlar içinde en kötü kimse Kuran-ı Kerim’i okuyup onun hiçbir yasağından çekinmeyen fasık kimsedir.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Serdar Duman Yazdı: Türkiye Sekülerleşiyor mu?
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...
Gülbeyaz Karataş Soyalp Yazdı: Kudüs İzlenimleri...