Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 57-58. Ayetler

57- Bulutları üzerinize gölgelendirdik ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin iyisinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.

Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 57-58. Ayetler
Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 57-58. Ayetler Zehra

57- Bulutları üzerinize gölgelendirdik ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin iyisinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.

İsrailoğulları, çok kalabalık bir halde Mısır'dan göç edip Sina Yarımadasına girdiklerinde, değil ev veya çadır, başlarını sokacak bir yerleri bile yoktu. O zaman Allah, onları güneşin yakıcı sıcağından korumak için bulutlar gönderdi. Eğer bulutlar onları gölgelemeseydi, çöl güneşinin yakıcı sıcağında kavrulup giderlerdi.

Menn ve Selva Allah'ın verimsiz arazide İsrailoğulları'nı doyurmak için verdiği nimetlerdi. Menn gökten çiğ damlası gibi dökülüyor, bıldırcına benzeyen Selva'nın ise binlercesi uçuyordu.

 “Men”, Man diye geçer Tevrat’ta, İsrailoğulları sabah kalktıklarında çöldeki kumun üzerinde kişniş tohumu gibi, beyaz kırağı gibi çölün kumunun yüzeyine sere serpe yayılmış bir şey bulurlardı. Bunu toplarlar, öğütürler, harika bir ekmeği olurdu bunun. Hem de yağı kendinden çok lezzetli bir ekmeği olurdu, İsrail oğulları onunla beslenirlerdi denilir.

Peygamberimiz, “Mantar, men dendir” buyuruyor

Demek ki zahmetsizce kendi kendine yetişen her şeyi men olarak isimlendirilebiliriz. Yani İsrail oğulları Allahın kendilerine ekmeden biçmeden zahmet etmeden verdiği nimetlerle rızıklanıyorlardı.  

Selva’nın kuş yada bıldırcın eti olduğu söylenmiştir. Selva denmesinin nedeni doyurucu olmasının yanında teselli verici nitelikte bir gıda olmasıdır.

Nimetler o denli boldu ki, İsrailoğulları'nın tümü kırk yıl boyunca açlık ve kıtlık çekmeksizin bu nimetlerle beslendiler.

Ayette geçen ‘Tayyib’ temiz rızık bir anlamda ‘Helal rızık’ iki anlama gelir: birincisi rızkın helal yoldan Allah’ın rızasına uygun temin edilmesi ikincisi lezzetinin kıymetinin diğerlerinden daha güzel olması.

Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler.

Zulüm adaletin zıddıdır ve kelime manası ile bir şeyi yerli yerine koymamaktır. Tevhidin yerine şirki koymak en büyük zulümdür. Firavunun zulmünden kurtarılan İsrailoğulları buzağıya tapmakla en büyük zulmü işlediler ve Allah’ın nimetlerine nankörlük etmekle en büyük cezayı hak ettiler ve kendi kendilerine zulmetmiş oldular…

El Mizan’da Allame Tabatabai İmam Musa Kâzım'ın şöyle dediğini belirtilir: "Yüce Allah, kendisine zulmedilmeyecek ve kendisine biz zulüm yakıştırmayacak kadar güçlü ve caydırıcıdır. Ne var ki, yüce Allah bizi kendisine katmış, bize yapılan zulmü, kendisine yapılmış bir zulüm olarak, bizim velâyetimizi de kendi velâyeti olarak kabul etmiştir. Sonra yüce Allah, bu anlamı pekiştiren ifadeleri Peygamberine vahyetmiş ve şöyle buyurmuştur: 'Onlar bize zulmetmediler, sadece kendilerine zulmediyorlardı.'

İmam Musa Kazım’ın ifadesi ile Allah Peygamberlerine ve ehli beyte yapılan zulmü kendine yapılmış kabul ediyor, ancak zalimler sonuç olarak sadece kendi kendilerine zulmetmiş oluyorlar.

58- Ve (yine) hatırlayın, demiştik ki: "Şu şehre girin ve orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken 'dileğimiz bağışlamandır' deyin; (biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) artıracağız."

Bu olay, İsrailoğulları, Sina Yarımadası ile Kuzey Arabistan arasında gezindiği sırada meydana geldiği için, büyük bir ihtimalle oralarda bir şehir olması gerekir. Şehrin adının ne olduğu kesin bilinmiyor.

Bazı Müfessirler bu şehrin Kudüs olduğunu söylüyorlar, Şam ve Eriha olduğunu da söyleyenler var.

Ancak Üstad Mevdudi’ye göre Ürdün'ün doğusunda, Erina şehrinin tam karşısında Şittim olması muhtemeldir.

Ali Bulaç Şittim büyük ihtimalle İsrailoğullarının zorlu yürüyüşlerinde geçici bir yerleşim yeri idi. Belki de kutsal Kudüs’e varmadan oraya layık olup olmadıkları burada test edilecekti diyor.

Kitab-ı Mukaddes'e göre İsrailoğulları Hz. Musa'nın (a.s.) son yıllarında bu şehri fethettiler ve sefahete düştüler. Sonunda Allah onlara veba şeklinde bir azap gönderdi ve içlerinden yirmi dört bin kişi öldü. (Sayılar 25: 1-9)

Onlara, şehre barbar ve acımasız despotlar gibi değil, Hz. Muhamed'in (s.a.) Mekke'nin fethinde yaptığı gibi Allah'tan korkarak, boyun eğip alçak gönüllü bir şekilde girmeleri emredilmişti.

"Hıttatun" iki anlam çağrıştırır: Şehre

1) Allah'tan günahlarınızın bağışlanmasını dileyerek,

2) Genel af ilân edip, yerlileri öldürmekten ve ganimet talan etmekten kaçınarak girin."

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:
Serdar Duman, Türkiye ve ABD arasındaki ‘güvenli bölge’ uzlaşısını yazdı:
İran İslam Devrimi Rehberi Seyyid Ali Hamanei'den 2019 Yılı Hacc Mesajı
İran İslam Devrimi Rehberi Seyyid Ali Hamanei'den 2019 Yılı Hacc Mesajı