Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 42-44 Ayetler

42- Hakkı batıl ile örtmeyin ve sizce de bilinirken hakkı gizlemeyin.

Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 42-44 Ayetler
Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 42-44 Ayetler Zehra

 

42- Hakkı batıl ile örtmeyin ve sizce de bilinirken hakkı gizlemeyin.

Bu ayeti anlayabilmek için Arapların genelde okuma-yazma bilmeyen ve eğitimden geçmemiş kişiler oldukları gözönünde bulundurulmalıdır.

Araplar eğitimsizken Yahudilerde eğitim daha yaygındı ve aralarında Arabistan dışında bile tanınan büyük bilginler vardı.

Bu nedenle müşrik Araplar, Yahudilerin bilginleri karşısında saygı ile karışık korku duyuyorlardı.

Özellikle Medineliler, Yahudilerin bilgili oluşundan korkuyorlardı; çünkü, onlarla gece-gündüz ilişki içindeydiler. Bunun sonucu nasıl okuma yazma bilmeyen insanlar, genelde daha çok eğitim görmüş, daha medenî ve dindar komşularından etkilenirse, Araplar da Yahudilerin etkisinde kalmışlardı.

Hz. Peygamber (s.a.), Allah'ın Resulü olduğunu ve kendisine uyulması gerektiğini ilân ettiği sırada Arabistan'ın durumu buydu.

Doğal olarak Araplar bu meselenin çözümünde Yahudilerden yardım istediler ve: "Siz bir Kitab'a sahipsiniz ve bir peygamberin izleyicilerisiniz. Allah'ın Resulü olduğunu iddia eden bu adam hakkında ne dersiniz?" dediler.

Yahudi alimleri bu soruya direkt ve doğru bir cevap veremediler

Çünkü bir çok noktada Peygamberimizle aynı şeyi söylüyorlardı. Allah, ahret, hesap, peygamberlik, putların batıllığı gibi. Ancak Hz. Peygamber'in (s.a.) öğrettiklerini açıkça kabul etmeye hazır değillerdi.

Bu nedenle bu davete karşı gizli bir strateji takip ettiler.

Hz. Peygamber (s.a.), O'na uyanlar ve yeni din hakkında şüphe üstüne şüphe uyandırdılar. Hz. Peygamber (s.a.) ve O'na uyanlar aleyhinde propaganda yapıp yanlış iddialarda bulundular.

Bu nedenle Ayet Yahudileri, Hakk'ı batıla karıştırıp gizlememeleri ve şüpheler yaratarak, saçma iddialarda bulunarak, batılla karıştırarak Hakk'ı saklamamaları konusunda uyarıyor.

Hakkı batılla birbirine bulayıp karıştırıp ta bile bile hakkı gizlemeyin. Çünkü hakkı batıla karıştırırsanız batıl hak olmaz. Ancak Hak, batıl olur ve hak, hak olmaktan çıkar.

İsterse karıştırdığınız batıl, hakka karıştırdığınız batıl çok az olsun. İşte bu şirktir.

Şirk hakla batılın şirketi demektir. Hakla batılı şirket ettiğinizde bunun adına şirk denir. Onun için bir kazan bala bir kaşık pislik dökmek, balın da pislik olması demektir. Artık o yenmez olur. Yiyemezsiniz. Yahu koca bir  kazan zaten bal var, pislik ne kadar ki küçücük diyemezsiniz. Artık o yenmez. İşte inançta, hakta batılı karıştırmakta buna benzer.

43- Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle siz de rükû edin.

Namaz ve zekât her zaman vahyî dinlerin temel noktalarından birini oluşturmuştur. Diğer bütün peygamberler gibi İsrailoğulları'na gelen peygamberler de bunları emretmiş, fakat Yahudiler bunları unutmuşlar unutturmuşlardı.

Zekat mali bir infaktır ve yoksulun hakkı olarak taktir edilmiştir. Yoksula verilir ancak verirken Allah’ın hakkı olarak düşünülür Allah verilir gibi yani malın asıl sahibine verir gibi verilir. Zekatın bir özelliği de malı arındırması temizlemesidir. Yahudilerde Zekat verirlerdi. Ancak bir kısmı Harun soyuna bir kısmı da yoksullara verirdi.

Ama daha sonra Namazı ve Zekatı terk etmişlerdi. Zekât vermek yerine faiz almaya başlamışlardı. Allah İsrailoğullarına yeniden namazı hatırlatıyor. Namazı istikamet ile kılın, karşılıksız yardımda bulunun diyor.

Bu ayette emir Yahudilere, yani İsrailoğullarına olduğu için, bu ayette zekat İslam’daki zekat gibi anlaşılmaması gerekir. İslamoğlu buradaki zekatı tamamen karşılıksız yardım manasına çevirmek gerekiyor diyor Çünkü zekat, İslam fıkhının bir kavramıdır.

Peki İsrailoğullarına niye karşılıksız yardımda bulunun deniliyor. Çünkü Yahudiler karşılıklı yardım ediyorlardı. Yahudiler faizle yaşadılar, faiz alarak borç verdiler,  faizi de yardım etmek gibi algıladılar. İşte Allah onların bu hastalığına işaret için milletin kanını emmeyin, karşılıksız yardımda bulunun diyor.

Rüku edenlerle sizde ruku edin, Bu ifadeden Yahudilerin namazlarında da rüku olduğunu anlıyoruz. Yahudilere hitaben rabbimiz o Allah’ın önünde eğilenlerle birlikte siz de eğilin.

Yani İslam cemaatinin içine girin ve onlarla birlikte siz de eğilin çünkü onlar sizin peygamberinizi ve kitabınızı tasdik ediyor, sizde son peygambere ve son vahye iman edin diyor.

44 Siz, insanlara iyiliği emrediyorken, kendinizi mi unutuyorsunuz? Oysa siz kitabı okumaktasınız. Yine de akıllanmayacak mısınız?

Ey toplumun önünde olanlar, başkalarına vaaz ve nasihatte bulunanlar siz yoksa insanlara fazileti, erdemi tavsiye ediyor ama kendinize sıra gelince onu unutuyor musunuz? Üstelik kitabı da okuyup dururken?  Yani cahilde değilsiniz kitabı da okuyup duruyorsunuz. Yani doğruyu yanlışı bilmiyor da değilsiniz zaten bilmeseniz başkasında söyleyemezsiniz, başkalarına haktan, hukuktan, adaletten bahsettiğinize göre işinize geldiğinde hakkı hukuku adaleti biliyorsunuz demektir.

Siz hiç kafanızı çalıştırmayacaksınız? Siz kendiniz yaşamadıktan sonra başkasına haktan hukuktan adaletten bahsetseniz ne olur behsetmeseniz ne olur.  Bu halinizle din adına konuşurken, siz dini bir tezgahtar gibi pazarlıyorsunuz, ama yaşamıyorsunuz.

İnsan inandırıcı olması için tutarlı olmalıdır. En büyük tutarlılıkta söz eylem birlikteliğidir. Söz eylem birlikteliği insanın aynı zamanda güvenirliğini gösterir.

Siz yapmakla, söylemek arasını ayırıyorsunuz. Oysaki öncelikle onu sizin yapmanız gerekiyor ey akıl sahipleri.

Ayetlerin hususi olması hükmünün umumi olmasını engellemez. Dolayısı ile bu ayet İsrailoğulları ile birlikte aynı durumda olan Müslümanları da kapsar.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu yazdı: Anlam Ufuklarını Kaybetmek
Atasoy Müftüoğlu yazdı: Anlam Ufuklarını Kaybetmek
Ak Parti’li başkan makam aracını sattı, parasını öğrencilere harcadı
Ak Parti’li başkan makam aracını sattı, parasını öğrencilere harcadı