Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 30-34. Ayetler…

Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 30-34. Ayetler…

Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yer yüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni övüp-yüceltir ve (sürekli) takdis edip dururken, orada fesat çıkaracak ve orada kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler....

Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 30-34. Ayetler…
Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak için Bakara Suresi 30-34. Ayetler… Zehra

30- Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yer yüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni övüp-yüceltir ve (sürekli) takdis edip dururken, orada fesat çıkaracak ve orada kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz, sizin bilmediğinizi ben bilirim." dedi.

"Melek", sözlükte elçi, özellikle Allah'ın elçisi anlamlarına gelir.

Halife; Ardıl, vekil, birinin yerine geçen, birinin makamına bakan, birinin yetkileri ile donattığı bir vekil anlamına gelir. O halde burada insan için halife ifadesinin kullanılması ne anlama gelmektedir

Yani insan kimin halifesidir.?

Tüm tefsir tarihi içerisinde bu soruya üç cevap verilmiş.

Birincisi: İnsan Allah’ın halifesidir.

Birinci görüş İbn. Mes’ut a ve onunla birlikte düşünen Hasan Basri gibi bir takım Tabiinden alimlere dayandırılmıştır.  Genel alimlerin yani çoğunluğun görüşüdür. 

Allame Tabatabi bu görüşü savunur ve tefsirinde şöyle der: Söz konusu halifelik, yüce Allah adınadır. Bazı tefsir âlimlerinin ihtimal verdikleri gibi, insanlardan önce yaşayan bir tür canlı adına değildir bu halifelik. İddiaya göre bu canlı türü yok olunca yüce Allah insanları onlara halife kılmak istemiştir. Ama bu doğru değildir. Çünkü yüce Allah'ın onlara, Âdem'e isimleri öğretmek suretiyle verdiği cevap, söz konusu iddiayla bağdaşmıyor. Bundan dolayı, hilafet Hz. Âdem'in (a.s) şahsıyla sınırlı değildir. Bir ayırım gözetilmeksizin tüm soyu bu görevde ona ortaktır. İsimlerin öğretilmesi, bu bilginin insanın özüne yerleştirilmesi demektir. Nitekim, bunun etkisi yavaş yavaş ama kesintisiz olarak kendini belli eder. İlâhî hidayet söz konusu olursa insan, bu bilgiyi kuvveden fiile geçirebilir. Halifeliğin tüm insanları kapsadığı yüce Allah'ın şu sözünde de vurgulanmaktadır: "Hani sizi, Nuh kavminden sonra, halifeler kıldı." (A'râf, 69) Yüce Allah bir diğer ayette de şöyle buyuruyor: "Sonra sizi yeryüzünde halifeler yaptık." (Yûnus, 14) Konuyla ilgili bir diğer ayet de şudur: "Ve sizi yeryüzünün halifeleri yapıyor." (Neml, 62) Ayetlerin akışından çıkan ikinci sonuç da şudur: Yüce Allah yeryüzü halifesinin bozgunculuk yapacağını ve kan dökeceğini reddetmiyor ve meleklerin kendisini tesbih edip noksanlıklardan tenzih ettikleri şeklindeki iddialarını da yalanlamıyor. Ancak yeni bir şey ortaya koyuyor. Meleklerin kaldıramayacakları bir olgudan söz ediyor. Ama yer menşeli bu halife bu yükümlülüğü kaldıracak kapasitededir. O, yüce Allah'tan bir örnek alabilmekte, bir sır taşıyabilmektedir ki, meleklerin buna güçleri yetmez. Bu yeteneğiyle de bozgunculuk ve kan dökücülük niteliği telafi edilmiş olur.

İkincisi: İnsan kendisinden önce yeryüzünde yaşamış ya kendi türünden bir başka neslin, ya da kendi türünden olmayan bir başka varlığın halifesidir denilmiştir.

Bu görüş ise İbni Abbas’a dayandırılmıştır.

İnsan kendisinden önceki bir başka neslin halifesidir. Diyen görüşün iki delili var. Birincisi İblisin varlığı, şeytanın varlığı. Bu görüşü ileri sürenler demişlerdir ki yeryüzünde insandan evvel görevli olanlar yan insanın konumunda olanlar cinlerdi. O cinlerin içerisinden çıkan iblis, cenneti hak etmiş biri idi. Ve işte onun için insan, kendi yerine geçtiği için insanı hasetlendi ve cennetten kovuldu demişlerdir.

Üçüncüsü: İnsan yeryüzünün halifesidir.

En’am suresinin 165. ayetinde;  “O Allah’ki sizi yeryüzünün halifeleri kıldı.” İfadesinden hareketle insan yeryüzünün halifesidir diyor. Bu ibarede halife yeryüzüne nispet edilmektedir. Yani yeryüzü ile halife bir tamlama içerisinde kullanılmakta, yeryüzünün halifeleri denilmektedir.

31- Ve Adem'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: "Eğer doğru sözlüler iseniz, bunları bana isimleriyle haber verin" dedi.

Burada Adem’e öğretilen isimlerin ne olduğu tartışılmıştır.

Ademe öğretilen isimleri bazı müfessirler, dillerin tümünün, kavimlerin konuştuğu her dilin Adem tarafından bilindiği şekilde açıklamışlardır. Ancak böyle bir tefsiri doğrulayacak herhangi bir belge gösterilmemektedir.

Adem’e isimleri öğretilmesinden kasıt, İnsanoğluna eşyaya isim koyma yeteneğinin, eşyayı tanımlama yeteneğinin verilmiş olmasıdır. Bu insana verilen iradeyi de kapsar ki bu irade insanı meleklerden ayıran en önemli özelliktir.

İnsanı meleklerden üstün kılanda iradesi ile Allah’a ibadeti kulluğu seçmesidir.

Tin suresi….

32- Dediler ki: "Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiç bir bilgimiz yoktur. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın."

Meleğin bilgisi kendi bölgesi ve görevi ile sınırlıdır. Ancak insanın bilgisi çok geniş ve kapsamlıdır.

33- (Allah:) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O da, bunları onlara isimleriyle haber verince, (Allah) dedi ki: "Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı da, açığa vurduklarınızı da ben bilirim."

Bu bir anlamda Adem’in bilgi edinme kendini geliştirme yeteneğinin ortaya çıkması idi. Böylece melekler Adem’in kendilerinden daha bilgili olduğunu görmüş oldular. Melekler Allah’ın Adem’i yaratmadaki hikmetini anlayamamışlardı. Ancak Adem’in kendilerinden farklı bir yaratık olduğunu yaratılmışların halifesi olduğunu görmüşlerdi.

34- Ve meleklere: "Ademe secde edin" dedik de İblis'ten başka (diğerlerinin tümü) secde ettiler. O ise, dayattı ve kibirlendi ve kâfirlerden oldu.

Secde, fıkıhta ibadet maksadıyla Allah’ın huzurunda yere kapanmak demektir.

Kelime manası saygı sunmak, saygı ile eğilmek, birine saygıyı göstermek için onun önünde yerlere kapanmak manasına gelir.

Burada secdeyi kelime sözlük manası ile anlamak gerekir. Çünkü burada  meleklerden Adem’e secde etmekten daha çok Adem’e saygılarını sunmaları istenmektedir. Ve Melekler de Adem’e Allah’ın emrine intisalen saygılarını sundular.

Hz. Ali’ye bir Yahudi sordu: Allah, meleklerine Âdem için secdeye kapanmalarını emretti. Söyler misiniz, Muhammed için de bu türden bir şey yaptı mı?"

"Bunun üzerine Ali (a.s) dedi ki: Dediğin gibi oldu. Ne var ki, yüce Allah'ın meleklerine Âdem için secdeye kapanmalarını emretmesi, onların Allah'ı bir yana bırakarak Âdem'e kulluk sundukları anlamında değildir. Aksine bu, onların Âdem'in üstünlüğünü ve Allah'ın ona bahşettiği rahmeti kabul ettiklerinin bir ifadesiydi. Hz. Muhammed'e gelince, bundan daha fazlası ona verilmiştir. Yüce Allah o sonsuz mülkünde ona salât ediyor, tüm melekler, ona esenlik diliyorlar. Müminler de ona salât getirmek suretiyle Allah'a kulluk sunuyorlar. İşte bu, onun daha üstün bir konumda olduğunun göstergesidir, ey Yahudi..."

Üstad Mevdudi meleklerde Adem’e secde etmesinin istenmesi ile bir anlamda insanoğlunun yaşamı boyunca meleklerin insana yardımcı olması istendiğini ifade ediyor.

İblis, sözlükte çok aşırı meyus olan, ümitsiz anlamına gelir. Aynı zamanda Allah'a isyan eden, insan soyuna boyun eğmenin sembolik göstergesi olarak Hz. Adem'e (a.s.) secde etmeyi reddeden ve Kıyamet gününe kadar insanları saptırmak için Allah'tan mühlet isteyen cine verilen addır.

Bu cine şeytan da denir. O sadece kötü ve soyut bir güç değil, insan gibi belli bir kişiliğe sahip bir varlıktır. Genelde bilindiği gibi o bir melek değil, melekler gibi özel bir tür olan cinlerden biriydi.

Mevdudi’nin ifadesine göre İblis, Hz. Adem'in (a.s.) önünde secde etmeyi reddeden tek cin değildi, bir grup cin daha bunu reddetmişti. İblis'in adı, isyanı ilk başlatan o olduğu için anılmaktadır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Tekinim     2019-05-19 Ne yani Allah halife göndereceğim diyince melekler itiraz mi etmiş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim  muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye kurtkoy escort