Bakara Suresinden dersler -5- Müslümanlar ve Kafirler...

Bakara Suresinden dersler -5- Müslümanlar ve Kafirler...

4- Ve (yine) onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar.

Bakara Suresinden dersler -5-  Müslümanlar ve Kafirler...
Bakara Suresinden dersler -5-  Müslümanlar ve Kafirler... Zehra

4- Ve (yine) onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar.

Ehli Kitap’ta gayb yani Allah’a ve ahirete inanıyor, namaza benzer ibadetler yapıyor ve infaktada bulunuyorlardı.

Yalınız Yahudiler Hz. Musa ve kendi peygamberlerine inanıyor Hz. İsa Ve son Peygambere inanmıyorlardı. Hıristiyanlar’da Hz. İsa ve diğer peygamberlere inanıyor anacak Son peygambere inanmıyorlardı.

Müslümanlar ise son Peygamber dahil tüm peygamberlere ve onlara indirilen vahiylere onlara verilen kitaplara inanıyorlardı.

Peygamberlere ve onlara indirilen vahye inanmadan iman tamamlanmış olmaz. Ve kişi hidayete ulaşmız olmaz. Kur'an'la hidayete ulaşabilmenin şartı, vahye inanmaktır.

Sadece Kur'an'a değil, değişik zamanlarda, değişik ülkelerde Allah'ın rasûllerine nazil olan bütün kitapların doğruluğuna inamaktır.

Kur'an, hakikate ulaşmak için vahyin zaruri olduğuna ve bunun herkese tek tek değil, yalnız Allah'ın rasüllerine indirildiğine, yani hidayetin sadece o rasûllere indirilen kitaplardan alınabileceğine inanan kimseleri doğru yola ulaştırabilir.

Gaybe imanın en belirgin özelliği Ahiret'e inanmaktır. Ahirete iman aynı zamanda insanın bu dünyada yaptıklarından sorumlu olduğuna yani hesap gününe iman anlamına gelir.

Kur'an'ın ifadesi ile Ahiret'e inanmak şu anlamlara gelir:

1) İnsan tüm yaptıklarından ve tüm davranışlarından Allah'a karşı sorumludur.

2) Bu dünya sonsuz değildir, mutlaka sona erecektir.

3) Ahiret'te başka bir dünyanın başlayıp, istisnasız bütün insanların yaptıklarının hesabını vermek üzere, herkesin yaptığı amellerin karşılığını göreceği zamanı sadece Allah bilir.

4) Allah'ın iyi olarak hüküm verdikleri Cennet'e, kötü olarak hüküm verdikleri de Cehennem'e gidecektir.

5) Başarı ve başarısızlık, bu dünyadaki gibi zenginlik ve fakirlikle ölçülmeyecek; Kıyamet günü bu hususta Allah hüküm verecektir.

5- İşte bunlar, Rablerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de bunlardır.

İşte bunlar daha önceki ayetlerde vasıfları zikredilenler ‘Muflihun’ Feleha erenler Muttakilerdir...

Felah; manevi, ulvi yüksek kazançlara işaret eder. Müslümanlar için esas olan refaha değil felaha ermektir.

Refah dünyevi rahatı felah ise uhrevi kazancı ifade eder.

Takva sahipleri bu beş ayette sayılan özellikleri dolayısı ile kurtuluşa erenlerdir. Gaybe iman, namaz, infak, peygamberlere ve ahiret gününe kesin bir imanla korktuklarından emin umduklarına nail olarak felaha ereceklerdir.

Çünkü onlar rablerinden hidayet üzeredirler...

6- Şüphesiz, küfredenleri uyarıp-korkutsan da, uyarmayıp korkutmasan da, onlar için farketmez; iman etmezler.

Küfür kelimesi örtü demektir. Hak ve hakikatin gerçekliği inkar ederek örttükleri için kafir denilmiştir. Küfür genel anlamda inkar ve nankörlüktür. İnsanın yaratıcısını tanımamasından daha büyük inkar ve nankörlük olamaz.

İnzar: sadece korkutmak değil uyarmak ve haber vermek sureti ile korkutmaktır.

Ancak küfürde inad eden kafirler için bir faydası olmayacaktır.

7- Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde de perdeler vardır.Ve büyük azab onlarındır.

Bu, onların Hakk'ı reddetme nedeninin, kendi hataları olmadığı ve sadece Allah'ın dilemesi ile olduğu anlamına gelmez. Onlar kabul etmezler; çünkü, Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Onlar Hakk'ı dinlemezler; çünkü, Allah onların gözlerini perdelemiştir.

Fakat onların kalplerinin ve kulaklarının mühürlenmesi, Hakk'ı kabul edememelerinin nedeni değil, bilâkis reddetmekte inat etmelerinin bir sonucudur.

Kur'an basit bir tabiat kanunundan söz eder: Eğer bir kimse bir şey hakkında aleyhte önyargı sahibi olur ve sürekli bu önyargısını beslerse, o şeyde ne iyi bir yan görebilir, ne iyi bir şey işitebilir, ne de tarafsızca değerlendirmek için ona kalbini açabilir.

Burada Kalblerinde ve kulaklarını Allah mühürledi derken gözlerinde perde var denmektedir. Çünkü gözlerine perde çekenler kendileridir. Şayet onlar gözlerindeki perdeyi kaldırır hakikatin arayışına girerlerse Allah’da kulaklerındaki ve kalblerindeki mührü kaldıracaktır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Fehim Taştekin yazdı: Direniş ekseni tetikte, ABD İran’ı vurursa, Hamas ve Hizbullah da İsrail’i vurur!
Fehim Taştekin yazdı: Direniş ekseni tetikte, ABD İran’ı vurursa, Hamas ve Hizbullah da İsrail’i vurur!
Akif Emre merhum yazmıştı: Ramazan'da Paradigmaya kafa tutan simitçi
Akif Emre merhum yazmıştı: Ramazan'da Paradigmaya kafa tutan simitçi
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye