Abdullah Sevim Yazdı: Kıyametin Koptuğunu Görseniz de

Abdullah Sevim Yazdı: Kıyametin Koptuğunu Görseniz de

Kıyametin koptuğunu görseniz de elinizdeki fidanı dikiniz... Hadis..

Abdullah Sevim Yazdı: Kıyametin Koptuğunu Görseniz de
Abdullah Sevim Yazdı: Kıyametin Koptuğunu Görseniz de Zehra

Serhat ve Doğukan, aynı sınıfta okuyan iki güzel öğrenciydi. Serkan Doğukan'a göre daha uzun boylu ve kumral idi. Aynı sınıfta olmalarına rağmen Serhat Doğukan'ı “Yaradılanı Yaradan’dan ötürü severiz” düsturu ile sevmekte idi, fakat Doğukan her nedense Serhat’tan bir türlü hazlanmıyordu.

Serhat, her gece yatmadan mutlaka kitap okurdu. Kitap okunmadan geçen bir günü kendisine zul olarak görürdü. O gün de saat yirmi biri gösteriyordu. Yine yatmadan önce kutlu yürüyüşüne, en güzel vasıflarından birine; kitap okumaya başlamıştı.

Annesi Perihan Hanım usulca onu izliyordu. Evladına çok bağlı olan annesi Perihan Hanım bazı zamanlar Serhat’ı uzaktan izlemeyi çok seviyordu. Onu, özellikle bir işle meşgul iken, kitap okurken rahatsız etmeyi hiç mi hiç istemiyordu. Bu durum beş dakika kadar sürdü. Sonra Serhat, annesinin kendisine süt getirdiğini fark etti ve şöyle dedi:

- Anneciğim beni rahatsız etmemek için yine uzun süre bekledin galiba. Annesi gülümseyerek:

- Hayır, güzel oğlum sadece beş dakika oldu. Hem ne okuyorsun çok merak ettim? Diye sordu. Devamla bana da anlatır mısın? dedi. Serhat:

-Anneciğim burada Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet ediliyor: “Kıyametin koptuğunu görseniz de elinizdeki fidanı dikin” Anneciğim Rasulullah ne de güzel söylemiş. Sanki Allah’ın dünya hayatına, iyiliğe verdiği önemi ortaya koymuş.  Ahiret nazarında dünyanın ne olduğunu, nerede durduğunu anlatmış. Bir fidanın toprakla buluşmasının, ne kadar mühim bir mesele olduğunu belirtmiş. Allah’ın peygamberinin ufkunun ne kadar yüce olduğunu göstermiş ve kanaatim bizim de ümmet olarak bu ufka ulaşmamız için bir yol çizmiş. Annesi, bu sözleri karşısında hayretini gizleyememiş, evlada alınan bir kitap ile bir neslin nasıl iyilik yolunda nakış nakış işlendiğini görmüş ve mutlu olmuş. O da eklemeler yapmış evladının söylediklerine:

- Elbette benim güzel düşünceli oğlum. Düşünsene diktiğimiz fidan’ın büyüdüğünü altında oturduğumuz zaman ılık bir meltem esintisi ile aldığımız huzurlu bir nefesi. Bizim için verdiği kıymetli meyveleri tadarken ki, lezzeti. Bu dinin mayasında insana fayda var. Huzura ermesi için adımlar var. Sonsuzluğa açılan kapının anahtarı burada. Mesele bu anahtarı; iyilik anahtarını bütün kapıları açtıracak,  cennete ulaştıracak, bu anahtarı elde etmekte. En zor zaman da dahi, kıyametin koptuğunu bilsen dahi, iyilik yolunda olmakta. Korkmadan, çekinmeden mücadeleye devam etmekte.

Serhat annesinin bu sözleri ile uyuya kalmıştı. Annesi güzel yavrusunun üzerini örterek, yavaş adımlarla dışarı çıktı.

Bugün Serhat için önemli ve güzel bir gündü. Ondördünde olduğu için çarşıda bir çok yerin adresini biliyordu. Çoğu zaman kendi işlerini ve evin işlerini yardım olmadan tek başına halledebiliyordu. Biriktirdiği paraları da üzerine alarak Fidancının yolunu tutmuştu. Meyvesi olan güzel bir ağaç alıp DİKmek istiyordu okuluna. Fidancı dükkanını en son bulmuştu. Fidancıya:             

-Selamun aleyküm Ağabeyim ben meyvesi olan güzel bir ağaç fidanı almak istiyorum var mıydı acaba? Dedi. Fidancı:

- Ve aleykümselam elbette var. Bugünlerde çokça satılan coğrafyamıza da uygun olan dut ağacı verebilirim sana. Serhat:

-Peki fiyatı ne kadar? Fidancı:

- 50 Lira. Serhat:

-Benim 40 liram var olur mu acaba? Fidancı:

- Neden olmasın. Yalnız senin gibi bir gencin, dükkanıma geldiğini nadir görürüm. Neden ağaç dikmek istediğini bilirsem olur tabii, dedi. Serhat:

- Değerli abim, ben Peygamberimizin dün bir hadisini okudum şöyle buyuruyor: ” Kıyametin koptuğunu görseniz de elinizdeki fidanı dikiniz” Ben de onun bu sünnetini uygulamak insanlığa faydalı olmak için buradayım, dedi.

Adam bu sözlerden etkilenmiş bir şekilde Serhat’a:

-Maşallah sana ne de güzel düşünmüşsün delikanlı. Öyleyse bir tane de benim için diker misin? Dedi.

Serhat çok mutluydu:

- Elbette abim, dedi. Teşekkür etti ve heyecanlı adımlarla evine doğru yol aldı. Eve geldiğinde hazırlandı, okula doğru yola çıktı. Okula girer girmez okul müdürünün yanına gitti. Ağaç dikmek istediğini belirtti ve izin istedi. Serhat okul yönetimi ve öğretmenleri tarafından sevilen bir öğrenciydi. Okul müdürü bu heyecanını da görünce memnun oldu ve okul personelini çağırdı. Serhat’a yardımcı olmasını söyledi yer gösterildi. Serhat heyecanla hemen kazmaya başladı. Ağacın eni kadar yer açtı. Personelin yardımı ile ağacı diktiler. Personel içeri girer girmez, sınıf arkadaşı Doğukan arkadaşlarıyla okula topuyla koşturarak girdi. Serhat’ı görünce küçümseyerek ne yapıyorsun sen? Serhat:

-Ağaç dikiyorum, dedi. Doğukan arkadaşlarına:

- Haydi koşun bu alanda top oynuyoruz, diye haykırdı. Serhat yapmayın dese de nafile çoktan oyun oynamaya başlamışlardı. Doğukan bile bile topu Serhat’ın ağaç diktiği kısma doğru sürüyordu. Ve sonunda istediği olmuştu. Ağacın dalları kırılmıştı. Serhat çok üzülmüş ve çok da kızmıştı.

Serhat Doğukan’ın yakasına yapıştı, ama birine zarar vermenin men edildiği bir dinin temsilcisiydi, yapmamalıydı. Sabretti ve Doğukan’ın yakasını bıraktı. Aslında güç olarak da cüsse olarak da büyük görünüyordu. Lakin zulmetmeyi hiç sevmiyordu. Doğukan Serhat’ı ilk defa bu kadar sinirli görmüştü.  Çekinmişti ne bir şey diyebildi, ne de yapabildi, öylece kalakaldı.

Haftalar sonra Serhat Doğukan’ı okulda göremez oldu on güne yakındır okula gelmiyordu, öğretmenine durumunu sordu. Öğretmen Doğukan’ın çok hasta olduğunu söyledi. Serhat durumu öğrenince çok üzülmüştü. Ne olursa olsun, merhametli bir yürek taşıyordu. Okuldan çıkınca onu evinde ziyaret etmeye karar verdi.

Serhat kendine kötülük yapsalar da iyilik yapmayı İslam ahlakından öğrenmişti. Annesinden izin alarak Doğukan’ın ziyaretine gitti. Arkadaşının evine varınca kapının büyük tokmağını kaldırıp indirdi kapıyı açan Doğukan’ın annesi Sevilay Hanımdı.  

-Hoş geldin, Dedi. Serhat:

- Hoş bulduk, Doğukan’ı ziyarete gelmiştim ama müsait mi? Dedi.

-Tabii buyur oğlum. Doğukan içerde, dedi Doğukanın Annesi.

Serhat içeri girdi. Doğukan yatağa boylu boyunca uzanmıştı yanına gelerek elinden tuttu. Doğukan onu görünce çok mutlu olmuştu.

Doğukan:

- Sen ne iyi adamsın be. Bu kadar zaman sana yapmadığımı bırakmadım. Sen yine de hasta olunca yanımdasın, teşekkür ederim. Herkes bu dünyada senin yaptığını yapmıyor. Ayağa kalkınca her daim  ben de senin yanında olacağım. Bir daha da sana kötü davranmayacağım, dedi.

Serhat bu sözler karşısında mutluluğunu gizleyemedi arkadaşının elini tekrar tuttu ve şöyle devam etti:

-Sen yeter ki ayağa kalk. Hem bana borcun var, bir ağaç alıp beraber dikeceğiz. Üzülme diğer ağaç tuttu şükür. Kırdığını da beraberce telafi edersek sıkıntımız kalmayacak. Sen yeter ki iyileş, dedi.

 Annesi konuşmalara şahit olmuştu:

- Doğukan bak oğlum, güzel yapmadığıN bir işe şahit oldum. Ama anladığım kadarıyla pişman olmuşsun. Bu güzel bir adım. Arkadaşının da dediği gibi beraber tekrar ağaç alıp dikerseniz. Bir de şunu bilmen lazım Doğukan’ım hastalığımızın geçmesi için kullandığımız ilaçların neredeyse hepsi bu ağaçlardan, bitkilerden yapılmakta. Bunun için, değil zarar vermek! Ağaç dikmeyi daha önemsemen gerekiyor. Hastalığın ne kadar zor bir şey olduğunu bir haftadır öğrenmiş oldun bundan sonra daha dikkat edeceğine eminim, dedi.

Serhat devamla şöyle dedi:  Ayrıca Doğukan, biz RAsulullah’ın Ümmetiyiz ve o şöyle buyurdu, hatırlatmak isterim.

“ Kıyametin koptuğunu görseniz de elinizdeki fidanı dikiniz”

İşte biz Peygamberimizin izinden gitmeliyiz, çevre dostu olmalıyız. Çevremizi kirletmemeli ağaç dikmeye özen göstermeliyiz. Şer görünse de Yaşadığımız olayda da bir hayır var yoksa biz nasıl yakınlaşacak ve gerçekten kardeş olacaktık. Bende eminim ki bundan sonra seninle daha güzel işler yapacağız.

İşte dostlar ağaç dikmek bu kadar önemli, nesillerimizin geleceği için Rasulullah’a kulak verelim.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim  muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye kurtkoy escort