Gül Hanım Gürsoy Yazdı; Evlilik ve aile üzerine hangi kitaplar var?

Gül Hanım Gürsoy Yazdı; Evlilik ve aile üzerine hangi kitaplar var?

Gül Hanım Gürsoy, 'Yok mu aile hayatıyla, evle-evlilikle ilgili kitap? Şöyle vursun-dağıtsın zihinlerimizi, sonra derlesin toplatsın bize kendimizi?' diyenler için küçük bir okuma listesi hazırladı.

Gül Hanım Gürsoy Yazdı; Evlilik ve aile üzerine hangi kitaplar var?
Gül Hanım Gürsoy Yazdı; Evlilik ve aile üzerine hangi kitaplar var?

 “Bugüne kadar evlilikle ilgili yazılan kitapları saymaya kalksak burdan köyümüze yol olur!” demeyeceğiz ama bu konuyla alakalı pek çok kitabın yazıldığı da bir gerçek... Gelin ve damat adayları için yol gösterici nitelikte olsa da çoğu kitap, “her insan yürüyen bir kitapken, ne kadar okursan oku; yaşamadan öğrenilmiyor bu işler gardaş!” diyor evlenen ablalar/ abiler.

 

Ama biz yine de istiyoruz ki, evleneceklerin ve yeni evli çiftlerin “yok mu aile hayatıyla, evle-evlilikle ilgili kitap? Şöyle doyursun, yeri gelsin güldürsün, yeri gelsin düşündürsün, vursun-dağıtsın zihinlerimizi, sonra derlesin toplatsın bize kendimizi?” diyenler için naçizâne bir rehber hazırladık birkaç kitaptan oluşan…

 

Gülün hikâyesini değil, gülü yeşerten suyun hikâyesini yazdım

 

Sema Maraşlı imzası taşıyan evlilik kitaplarının bu konuda günümüz okurunun öncelikli tercihlerden olduğu görülüyor. Hayat Yayınları'ndan çıkan tek bir kitap değil, birden fazla kitap mevcut olduğundan sadece kitap isimlerini zikretmekle yetineceğim bu noktada: “Eşimin Eşi Yok”, “Tatlıya Bağlayalım”, “40 Adımda Muhabbet”, “Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz” serisinden ilk aklıma gelenler... Yazarın evlilik kitapları hikâyeler üzerine kurulu. Hikayeyi tercih etmesindeki sebebi şöyle izah ediyor: “Ben hikâyelerin gücüne çok inanırım. Hikâyeler soyut duyguları somutlaştırır; elle tutulur, akılda kalır bir hale getirir. Yaşanmış olaylardan yola çıkarak yazdığım hikâyelerde pek çok kişinin kendinden bir parça bulacağına inanıyorum.”

 

Hikayelerde verilen mesajların elbette varacağı yerler vardır… Yani payımıza düşürebildiğimiz hisseler… İşte bunlar bu kitaplardaki hikâyeler içine öyle güzel serpiştirilmiş ki, üslûbunun sevecenliğiyle kitap okumayı sevmeyenlerin bile ilgiyle, iştiyakla okuduklarına bizzat şahidim; belki de kendilerini okudukları içindir bunca yakınlıkları kim bilir? Mesajlar diyorum, yanlış anlaşılmasın; esasında ortada bariz bir mesaj yok, yazar kıssasını anlatıyor, hisse kısmını okuyucuya bırakıyor. Yazar, evlilik üzerine yazıyor yazmasına da, evlilik eksenli düşünüp esasen neyi kaleme alıyor diye sorduğumuzda da kendisi şöyle yanıtlıyor bu soruyu: “Yangının hikâyesini değil, yangına sebep olan kıvılcımın hikâyesini yazdım. Gülün hikâyesini değil, gülü yeşerten suyun hikâyesini yazdım.”

 

Evlilik bir başkasından mutluluk umanların birlikteliği değildir

 

Ve Aşk Evliliğin Ellerinden Tuttu… Dr. Senai Demirci'nin kaleminden okuduğumuz ve Timaş Yayınları'ndan çıkan kitap, “evlilik aşkı öldürür” diyenleri “hayır, esas evlilik aşkı oldurur!” cevabıyla bir nevi tokatlıyor. Evlilik aşkı nasıl oldurur sorusunun cevabını arıyoruz bu kitapta. İçeriğine şöyle bir göz attığımda konuların üst başlıkları, Senai Demirci üslûbuna âşina olanları heyecanlandıran türden: “Kapılar Açılmadan”, “Eşikte Beklerken”, “Kapıyı Aralarken”, “Kapının Ardında”, “Odalara Geçerken…”

 

Kitap, evlilik müessesesini oluşturan kadının ve erkeğin analiziyle başlıyor. Kadın ve erkek evvelâ kendini tanıyor. “Kadınlar Ne İster?”, “Kadınlar Neden Çok Konuşur?” bölümlerinde kadınlar aynayı kendilerine tutuyor, okuyan erkeklerse kadın fıtratından haberdar ediliyor. “Taş Fırın Erkeği Nasıl Pişirilir?” bölümünde kimi erkeklerin üzerine iliştirdiği “taş fırın” etiketi ve ille de ‘olmaya’ zorlanan erkeklerin kimyasını inceliyoruz. “Erkek Şaşılığı” bölümünde ise bazı çarpıcı gerçekler masaya yatırılıyor. Daha açık ifadeyle: “Kadınların ‘dişilik ve kişilik’ kavramları çerçevesinde erkekler nerededir?” sorusu yanıt buluyor. Kitabın devamında, nişanlılık devresindeki klişe olgular Senai Demirci’nin naif üslûbuyla işleniyor. Her konuda olmamakla birlikte bazı konularda kısa anekdotlara, bilimsel verilere yer veriliyor. Bu da meseleyi kavrayıp örneklemede okuyucuya yardımcı oluyor. Altını çizdiğim cümlelerden biriydi şu: “Evlilik bir başkasından mutluluk umanların değil, bir başkasını da mutlu edebilecek kadar mutlu olan kişilerin birlikteliğidir. Mutluluğu bir başkasından aşırmak için değil, bir başkasına taşırmak için bir aradasınız.” Kitabın sonundaki 3 farklı evlilik sözleşmesine yer verilmiş. Yazarın üslûbuyla bu sözleşmeleri okumak ise ayrı bir keyif.

 

Dünyayı mü’minleştirme gayretinde olanlar işe önce evlerinden başlasın

 

Mü’min Ev… Nureddin Yıldız Hocaefendi’nin Tahlil Yayınları'ndan çıkan kitabı... Baştan şunu söylemek zorundayım, gerçeklerin sillesini yemeyi göze alarak elimize almamız gerek bu kitabı. Tabi, mesele bu kadar da ağır değil; demem o ki, İslam’ın ılımlılaştırıldığı zaman-ı âhiri yaşarken bazı gerçekler ağır geliyor, taşınamıyor, hatta yeni fetvalar devşirmeye kadar gidebiliyoruz; kabul edelim…

 

Mü’min evler nasıl kurulur, kıblegâh evlerin âmiri ve memuru olmanın sırları neler, bunları yakalıyoruz kitapta. Evlerini mü’minleştirme gayretinde olanlar, dünyayı mü’minleştirme konusunda gerçekçi adımın sahipleridirler. Peki bu nasıl mümkün olabilir? Evlerimizi bir nimet, şükrünü edâ edebileceğimiz yuvalar olarak görmekle işe başlıyoruz. Temel kural bu. Kitabın başından sonuna kadar “tanışma-nişan-evlilik” sürecini değil, direkt evlilik müessesini ve bu müessesenin ferdi olarak kendimizi okuyoruz. Kitap, evin mü’minleştirilmesi hususunda okuyucuya “30 Teklif” sunuyor. Müslüman kimliğimizin kemâli için bu kıymetli tekliflere kulak vermek ve bana kalırsa bu teklifleri emir telakki etmek gerekiyor; söylenenler Hakk’tan zira...

 

Cenneti birlikte kazanıp, birlikte yaşamak için her şeye değmez mi?

 

Ömür Boyu Aşk… Cemil Tokpınar, gençlik ve aile sorunları üzerine ciddi çalışmalar yapmış, TV ve radyo programlarıyla da bu sorunlar ve çözüm önerileri üzerinde sıkça durmuş bir yazar. Evlilik üzerine yazdığı ve iki cilt halinde Nesil Yayınları'ndan çıkan “Ömür Boyu Aşk” kitabı ise 2008 yılında tek kitap haline getirilip okuyucuya sunulmuştu. Ömür Boyu Aşk, bir yanışın öyküsü aslında. Yanmayan anlayamaz, tatmayan bilemez, yaradan bîhaber olan yaralıyı anlayamaz ya… İşte bu kitap, yanan, tadan, haberdar olan bir kalemin elinden çıkma… Bu, diğer yazarların bunları yaşamadığı anlamına gelmesin. Elbette yazı, bilginin, yangının ürünü; ama Cemil Tokpınar bu konuda birinci ağız ve yazarlık kimliğiyle de derde derman arayanlar için kitap, başvurulacak kaynaklar listesinde yerini alıyor.

 

Yazar sadece ömür boyu aşkı değil, ebedî aşkın da formülünü sunuyor okuyucuya: “Cenneti birlikte kazanıp, birlikte yaşamak için her şeye değmez mi?” Ama dünya zemininde illa ki aşılması gereken engeller var. Bu engellere biz imtihan da diyebiliriz. Engeller ve çözüm yollarını okuyoruz kitap boyunca... Kitap gerçek hayattan örneklerle bezeli. Cemil Tokpınar’a gelen soru(n)lar kitabın konularını oluşturuyor bir yerde. Yazarın gayesi, ‘ben yaşadığım sorunları aştım, sorunları olanlara da merhem olsun çözümlerim’ esasına dayanıyor. Yaşayan kalemin ağzından, yaşanan olayları ve çözüm önerilerini okumak, sorunları olan, çözüm önerileri arayan çiftler için kıymetli...

 

Ahzab Sûresi’nin 35. ayetin tefsiri adeta

 

Aile Saadeti… Muhammed Saki Erol'un kaleminden aile hayatını ilgilendiren İslam ahkâmını, âdabını okuyoruz. Diğer bütün aile/ evlilik kitaplarında olduğu gibi konuları sorun/ çözüm eksenli işleyen kitapta sıkça hadis ve menkıbelere de rastlıyoruz. İslam’da kadının/ kocanın yeri, birbirlerine karşı vazifeleri, güzel ahlak hususunda hatırlatmalar, doğru bilinen yanlışlar gibi pek çok konuya değiniliyor. Konunun hemen akabinde ‘ibret’ başlığı altında sahabelerin yaşamlarından örnekler sunulması yine konuyu pekiştirme, olaylara şahitlik noktasında okuyucuya fayda sağlıyor.

 

Ahzab Sûresi’nin 35. ayetinden hatırlatmayla söze başlıyor yazar. Ben Semerkand Yayınları'ndan çıkan bu kitabın özetle bu ayetin tefsiri olduğu kanaatindeyim. Kitap boyunca iki sütuna ayrılmış sayfalarda derkenardaki hatırlatıcı cümleleri okuyoruz, bunun da mühim meselelerin/ cümlelerin zihnimize nakşedilmesi konusunda başarılı olduğunu düşünüyorum. Asr-ı Saadet’ten örneklerle bugünün dünyasında anlatılan konunun tam olarak neresindeyiz? Efendimiz bizim zamanımızda yaşasaydı ya da biz onun zamanında yaşasaydık tavrımız ne olurdu diye sık sık sorguladım kendimi. Aile müessesesini inşa ederken yine başvurulası kaynaklardan olduğu kanaatindeyim.

Bütün okumalarımın sonunda şunu bizâtihi fark ettim ki, dünyadaki cenneti yaşamamız önce kendi kalbimizdeki cenneti imar etmemizle başlıyor. Sonra halkamıza dahil olan erkekler/ kadınlar bu cennetten nasipleniyor. Evimiz, zevcimiz/ zevcemiz bu cennetin yansımaları bir bakıma. Allah, evlerini kıblegâh eyleyen, namazı ikâme eden ve müjdelenenlerden olmayı nasip etsin cümlemize.

 

Son not: Bu ve bunlar gibi pek çok kıymetli eser var burada adını zikredemediğimiz… Siz de okuduklarınızla, “muhakkak okunsun” dediklerinizle katkıda bulunabilirsiniz haberimize...

 Dünya bizim

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim  muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye kurtkoy escort