istanbul escort

instagram buy followers

kaçak iddaa kaçak bahis güvenilir bahis siteleri iddaa siteleri en iyi bahis siteleri illegal bahis en iyi canlı bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri ensobet üyelik bonus veren siteler

Abdullah Sevim yazdı: İyilik Yolunda Olmak, Bazı Zaman Bedel Ödemektir

“Rabbin kendisinden başkasına, asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı, kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, onlara “Öf” bile deme. Onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle”

Abdullah Sevim yazdı: İyilik Yolunda Olmak, Bazı Zaman Bedel Ödemektir
Abdullah Sevim yazdı: İyilik Yolunda Olmak, Bazı Zaman Bedel Ödemektir Zehra

Hasan Bey orta boylu, zeytin gözlü, saçları düz ve siyahtı. Saçları sağdan sola doğru düzgünce taranmış, klasik Anadolu Yiğidi görünümünde idi.

Gözü tok, Rabbinden gelen her şeye hamdeden, kanaatkar, çevresi ve komşuları için hep iyilik düşünen biriydi.

Çok sevdiği annesi 2011 yılında vefat ettiğinden beri babası Ebubekir Bey yanlarında ikamet ediyordu. Babasının, yaşlanmış bakıma muhtaç bir halde yanlarında kalması ona; İsra Suresi 23. Ayeti hatırlatıyordu. Rahman ve Rahim olan ALLAH’ın Adıyla:

“Rabbin kendisinden başkasına, asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı, kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, onlara “Öf” bile deme. Onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle” diyordu Rabbimiz kuluna.

Hasan Bey de Rabb'inin emrine amenna ve saddagne diyenlerdendi. Babasına saygıda kusur etmiyor, eşi Zeynep Hanım ve çocuklarını da bu hususta tembihliyordu. Ebubekir Bey zaten İslam ahlakıyla ahlaklanmış, çevresinde beyefendiliği ve olgunluğu ile tanınan, aksakallı mümtaz bir şahsiyet olarak biliniyordu.

Hasan Bey okumayı hele de mahallede kurdukları kitap yurdunda tavşan kanı çay içerken okuma programlarına katılmayı çok seviyordu. Evden çıkıp, kitap yurduna gelmişti. Yine önünde duran “Sünnet’in İslam’daki Yeri” kitabına devam ederken çayını yudumluyordu. Okuma programları esnasında genelde telefonunu sessize alır. Arkadaşlarından da bunu rica ederdi.

Yalnız bu defa eşi ısrarla arıyordu, telefonunu eline alıp kitapta kaldığı yeri belirleyerek kitabı masaya bıraktı. Ayak uçlarına basa basa, sessizce dışarı çıktı. Eşi Zeynep Hanım:

- Selamun aleyküm Hasan Bey yetiş dedi.

Hasan:

- Ve aleykümselam dur, sakin ol! Ne oldu?

Zeynep Hanım:

- Garip Mehmet’in evi yanıyor, koş dedi.

Garip Mehmet yan komşuları idi. Bitlis’in Adilcevaz ilçesinden gelip mahallelerine yerleşen Doğu Kültürünün ve insanlığın, en güzel örneklerini taşıyan bir aileydi. Birlikte çok güzel bir komşulukları vardı. Yalnız Garip Mehmet, inşaat işlerinde hatırı sayılır bir usta olduğu için, farklı illerden çağrılır, üç beş aylığına dışarıya çalışmaya giderdi. Son olarak da Gümüşhane’de çalışıyordu. Bir aydır da oradaydı. Garip Mehmet’in İki, beş ve dokuz yaşlarında üç çocuğu vardı.

Hasan haberi duyar duymaz, koşarak eve doğru geldi. Arkasından ise kitap yurdundakiler…

Eşi dahil herkes yanan evin önündeydi. İtfaiyeye haber verilmişti. Evden dumanlar yükseliyor, mutfak kısmı alev alev yanıyordu. Garip Mehmet’in eşi Kübra Hanım, 2 yaşındaki çocuğunu kucağına alarak ancak dışarı çıkarabilmişti, lakin diğer evlatlarını kurtarmak için, içeri bir türlü girememişti. Hüngür hüngür ağlıyordu. Alevleri gördükçe yüreği dağlanıyordu. Bir anne olarak evladlarının içeride olması onu derinden sarmış, komşu kadınlar onu zorla bir köşeye oturtmuşlardı.

Konuşmalardan içerde çocukların olduğunu duyan Hasan Bey direk yanan evin kapısına yöneldi. Sert bir kaç hamle ile kapıyı kırdı. İçeride göz gözü görmüyordu. Kitaplıklarda bulunduğu için, içeri alev alev yanıyordu. Hasan salonun ortasına kadar ulaştı. Ayaklarının ucunda hissettiği Musabı hemen kucaklayıp dışarı doğru yöneldi. Sendeledi, düşmekten son anda kurtuldu. Zor da olsa pencereyi açarak, dışarı uzattı çocuğu, apar topar aldılar.

Hasan mutfağa çok yakındı, mutfağa baktığında tüpün patlayacağını anladı. Kendini yan odaya attı orada duman çoğalmış olmasına rağmen ateş yoktu. Bir köşeye kendini korumaya aldı. Büyük bir gürültüyle tüp patladı. Mutfak duvarı yıkılmıştı. Taş ve toz parçaları her yana savrulmuştu. Diğer oda da olmasına rağmen Hasanın üstü başı taş dolmuştu. Dışarıda ise belli mesafede önlem alındığı için sorun yoktu. O esnada patlamadan korkan evin büyük oğlu Selim pencereden arka bahçeye inmeyi başarmıştı. Üstü başı kap kara kesilmişti. Yüzü siyahlıktan görünmüyordu.

Hasan ise sığındığı yerden çıkarak tekrar içeri yöneldi, nefesi kesiliyordu. Yalnız her odaya girmesine rağmen ikinci çocuğu bulamıyordu. Selim’in dışarı çıktığından haberi yoktu. Özellikle tüp patladıktan sonra alevler her yanı iyice sarmış. İçerideki nefes alma durumu bitme derecesine gelmişti. Artık nefes alamıyordu, son odaya bakmak istedi. Ama olmadı, sert bir şey boynuna düşüverdi. Yere yığılmış kalkamıyordu. Acaba ölecek miyim? diye içinden geçirdi. Göz kapakları kapanıyordu. Son defa elini yere attı kalkmaya çalıştı, ama nafile…

Dışarıda ise heyecanlı ve tedirgin bir bekleyiş vardı. Bu bekleyiş sürerken beklenmedik bir şey oldu. Evden çıkarılması heyecanla beklenen dokuz yaşlarındaki Selim arka bahçeden alevlerin yanından koşarak geldi. Herkes şaşkındı. Hasan Bey onu kurtarmak için içerdeydi. Ortalık buz kesmişti. Sevineceklerine, üzüleceklerine bir türlü karar veremediler. Neyse ki itfaiyenin siren sesi duyulmuştu. Görevliler olay yerine yanaştı. Zeynep Hanım:

- Lütfen eşimi kurtarın. O içerde, diye haykırdı.

Görevliler içeri girdi.

2 gün sonra…

Hasan Bey yoğun bakıma alınmıştı özellikle kolunda ciddi yaralanma söz konusuydu. Neyse ki yoğun bakımdan çıkarılmıştı.

Garip Mehmet Efendi, diğer komşuları ile birlikte Hasan Bey’in ziyaretine gelmişti.

- Selamun aleyküm, komşum, can yoldaşım Hasan. Rabbim senden razı olsun. Senin gibi yiğitlerin sayısını arttırsın. Yavrumu ve bizi daha büyük bir felaketten kurtardın. Bizim için gözünü kırpmadan, kendini ateşe atmışsın. Kolların nasıl dostum dedi. Hasan ise hafifçe doğrularak:

-Ve Aleykümselam, Elhamdülillah iyiyim. Garip Mehmet turp gibiyim. Biz niye varız! Senin emanetin, bizim başımızın tacıdır ve biz, bize emanet edileni koruduk.

Nitekim Resulümüz, Önderimiz ne Buyurur:

-Cebrail, bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki! Onu mirasçı bırakacak sandım. Diğer bir hadisinde de şöyle demez miydi bize:  

- Komşularının iyilik yaptın, dediğini duyarsan. İyi yapmışsındır.

İşte sevgili komşum! biz, bize yar olacağız, birbirimizi kollayacağız, birbirimizin ardına sahip çıkacağız. Bu da İslam yolu, Allah yoludur. İyiliğin yolu çilelidir. İyiliği kuşanmak zordur, bazı zaman meşakkatlidir. Ama biz Allah yolunda olur: Allah’ın var olduğunu, bize düşenin O’nun emirlerine uymak ve Resul’ünün istediği ölçülerde yaşamak olduğunu unutmayacağız.

Bu zamana kadar düsturumuz hep bu oldu, bundan sonra da böyle olacak Biiznillah. Rabbim ayaklarımızı bu yolda sabit kılsın. Yoksa ben ölebilirdim de, Allah yolunda iyilik yolunda.

O’nun emirleri doğrultusunda, yaşayıp çile çekmek gerekirse çile, ölmek gerekirse ölmek bizim şiarımızdır. Yeter ki Rabbim bizden hoşnut olsun yeter ki O bizi sevsin.

Rabb’im bizlere her daim sırat-ı müstakim üzere yürümeyi nasip etsin.

Hasan Bey konuşurken, ziyaretine gelen birçok komşusu da oradaydı. Gerçekten ona gıpta ile bakıyorlardı. Bir insan canı pahasına insanlara faydalı olmak adına, nasıl da kendini feda edebilirdi?

İşte oradakiler buna, bu samimiyete şahit olmuşlardı. İçlerinden Rabbimiz senden razı olsun ey güzel insan, iyi ki senin gibi bir komşuya sahibiz, dediler.

Evet dostlar Peygamber Efendimizin de buyurduğu gibi:

Cennetin yolu dikenlerle meşakkatler ile doludur, Cehennemin yolu ise süslü (alacalı bulacalı) şeylerle doludur. Bize düşen Cennet yolcusu olmaktır, Cennet yolunun adamı olmaya talip olmaktır.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.
İstanbul'da onlarca ANNE uyuşturucu satıcılarına karşı sokağa döküldü: Yeter Artık..
İstanbul'da onlarca ANNE uyuşturucu satıcılarına karşı sokağa döküldü: Yeter Artık..