Karamollaoğlu: FETÖ Menfaatlerine göre bir adalet anlayışı hakim kıldı. Aynı mantık bugünkü iktidarda devam ediyor..

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, İstanbul´da seçimlerin yenilenmesi kararına ihtimal vermediğini belirtirken, böyle bir karar verilirse bunun “zelzele oldu” anlamına geleceğini söyledi.

Karamollaoğlu: FETÖ  Menfaatlerine göre bir adalet anlayışı hakim kıldı. Aynı mantık bugünkü iktidarda devam ediyor..
Karamollaoğlu: FETÖ  Menfaatlerine göre bir adalet anlayışı hakim kıldı. Aynı mantık bugünkü iktidarda devam ediyor.. Zehra

Saadet Partisi (SAADET), 16 Nisan Anayasa referandumunda aldığı “hayır” tutumundan bu yana iktidarın eleştirilerini hedefinde. Referandumun ardından 24 Haziran seçimlerinde Genel Başkan Temel Karamollaoğlu ile Cumhurbaşkanlığı yarışına giren Saadet Partisi, 31 Mart yerel seçimlerinde de ittifakların dışında kendi adaylarıyla seçime giren yegane parti oldu. Ancak bu tutum Saadet Partisi´ne dönük iktidar kanadından gelen eleştirileri sonlandırmadı. İktidarın seçim kampanyasında Saadet Partisi de hep CHP-İYİ Parti-HDP ile birlikte anıldı.

 

Seçim sürecinde konuşulan konulardan biri Saadet Partisi´nin Ankara Elmadağ adayının “bir şehit babası olarak, partisinin yer aldığı ittifaka tepki” göstererek adaylıktan çekilmesi açıklamasıydı. Erdoğan istifa eden adayı yanına alarak Elmadağ´da miting yaparken Saadet Partisi bunun tehdit ve şantajla gerçekleştiğini ileri sürdü. SAADET´in bu süreçte yaşadığı bir başka olayın adresi ise Malatya´nın Pötürge ilçesi oldu. Oy verme işlemi sırasında üç Saadet Partili sandık görevlisi AK Partili olduğu öğrenilen bir kişi tarafından tabancayla vurularak yaşamını yitirdi.

Saadet Partisi bu olay ve tartışmaların gölgesinde kendi adaylarıyla girdiği seçimde sadece 20 kadar ilçe-belde belediyesi kazandı ama İstanbul´da aldığı 100 binin üzerinde oyla sonucu belirleyen kilit partilerden biri oldu.

Seçim sonrası İstanbul seçimlerinin tartışması devam ederken Saadet Partisi´nin kapısını çaldık. Röportaj öncesi öncülü Refah, Fazilet Partisi´nin kullandığı Saadet Partisi Genel Merkezi´nin bulunduğu binanın bir gün sonra polis zoruyla tahliye edileceğini henüz bilmiyorduk. Böyle olunca Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile bu binadaki son söyleşiyi biz yapmış olduk.

Konuşmasında eşit, adil koşullarda bir seçim yapılmadığına dikkat çeken Karamollaoğlu, AK Parti iktidarının başlangıcı 2002 seçimlerine gönderme yaptı, “O günün koşullarıyla seçime gidelim. Hodri meydan” dedi.

Cumhur İttifakı´nın yüzde 53 oyu için “Bir güç var ama bu zorba bir güç” diyen Karamollaoğlu, “Doğu Anadolu´da hükümet hiçbir yerde sandıklara müdahale etmeden seçime gitse bugünkü aldığı oyun yarısını alamaz” iddiasında bulundu.

 

İnsanların korktuğu için oy verdiğini söyleyen Karamollaoğlu’na göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şu an kendisiyle kavga halinde, bir çıkmazın içinde. Karamollaoğlu’nun sorularımıza yanıtları şöyle oldu:

Seçim bitti, tartışması bitmedi. Hâlâ sonuçlar tam anlamıyla ortaya çıkmış değil. Ne oluyor?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan şu an kendisiyle kavga halinde. Bir tarafta tek adam öbür tarafta hukuku üstün tutan biri görünümü vermek zorunda. Bu çelişiyor. Bir denge kurmaya çalışacak. Buna mecbur ama problemleri çözemedikçe benim endişem, sertleşir.

Daha da sertleşen bir süreç mi bekliyorsunuz?

Özellikle ekonomi politikalarının tamamı, eğitim, adalet, hürriyetleri koruyan politikalar değişmek zorunda. Kendi isteğiyle öyle bir yönetim tarzı kurdu ki dünyada örneği yok. Sadece diktatör ülkelerde var böyle bir yönetim tarzı. Bir kişi var ve denetlenemiyor. Tablo bu. Bu değişmeden yol alınamaz. Kendisi bu ihtiyacı duyuyor. Benim kanaatim böyle. Yoksa her şeyi söyleyecek, baskı altında tutmaya çalışacak, ama sonra hukuk ne diyor, “son kararı YSK verir” diyor. Bitti. Onu da söylemek, ona da uymak mecburiyetinde. Kanunlar çok açık. Seçimle ilgili Cumhurbaşkanının yetkisi yok.

‘ERDOĞAN BİR ÇIKMAZIN İÇİNDE’

Cumhurbaşkanının seçim akşamı balkon konuşması ile bugünkü tavrı arasında farka dikkat çekiliyor. Kendisi ile kavga hali mi bu da?

Tayyip Bey’de özgüven var, kabul etmek lazım. 16.5 yıldır tek başına iktidar. Mustafa Kemal dahil bu kadar uzun süre iktidar kimsede yok. Hakkaten metal yorgunluğu, düşünce yorgunluğu var. Problemlerin üstesinden nasıl gelebileceğini şu anda göremiyor. Gittiği yolun yanlışlığını da göremiyor. Bu yoldan vazgeçmem de mümkün değil, diyor. Çünkü Tayyip Bey sorgulanmak istenmiyor. Onun için bir çıkmazın içinde şu anda.

‘CUMHURBAŞKANI BELEDİYE BAŞKANI ADAYINI REHİN ALIR MI?’

Örneklesek ne söylersiniz?

Avrupa Birliği medeniyet projesinden vazgeçemiyor ama AB’nin bugünkü şartlarda Türkiye’yi benimsemesi mümkün değil. Çünkü hukukun üstünlüğü lazım. Kafanızı kuma gömüp “Türkiye’de hukukun üstünlüğü var, nereden çıkardınız olmadığını” demek yetmiyor ki. Bunun uygulandığını görmek istiyorlar. Uygulama en açık nerede görülür. Muhalefete karşı tavırda görülür. Basın hürriyeti ile ilgili tutumunda görülür. Bugün ayakta durabilen var mı? Aslında Elmadağ’da Sayın Cumhurbaşkanının yaptığı kabul edilebilir bir iş değil. Bizim bir belediye başkan adayını rehin aldı. Evine gitmesine izin vermedi. “SAADET’in terörün etkisinde kaldığını gördüğüm için ayrılıyorum” gibi konuşması için baskı yapılmış. Onu demedi, sadece “Cumhurbaşkanının yalnız kaldığını hissettim, yanında olmayı tercih ettim” dedi ama evdekilerin iki gözü iki çeşmeydi. Bunu iş olsun diye söylemiyorum. Aile gerçekten şoktaydı. Bu yapılacak iş mi? Bir Cumhurbaşkanı bir ilçe belediye başkan adayını rehin alır mı? Aldı. Onun için çelişki içinde. Tarihe bir nam bırakmak istiyor. Ama bu gidişle tarihe menfilikleriyle nam bırakacak hale geliyor. Tarih bunları görür, ihmal etmez.

‘HODRİ MEYDAN 2002 ŞARTLARINDA SEÇİME GİDELİM!’

Seçim sonuçlarına göre Cumhur İttifakı yüzde 53 oy aldı. Eleştiriyorsunuz ama bu güçlü bir desteğin devam ettiği anlamına gelmiyor mu?

Bir güç var ama bu zorba bir güç. Doğu Anadolu’da hükümet hiçbir yerde sandıklara müdahale etmeden seçime gitse bugünkü aldığı oyun yarısını alamaz. Benim iddiam, kanaatim o. Alamaz. Yüzde 53 oy ne manaya geliyor? Siz TRT’yi, bütün basını, problemleri nasıl çözeceğinizle ilgili değil, karşı tarafa yönelttiğiniz ithamlar için kullanıp, arkasından da “Bize güven var” diyemezsiniz. Ne güveni var? Korktuğu için oy veriyor millet. Sizden korkuyor. Korku o kadar ileri gidiyor ki canından bile korkuyor. Buna sandık başında öldürülen insanlarla şahit oluyoruz. Bu şaka değil ki. Üzülerek söylüyorum ama Türkiye bir “Korku İmparatorluğu”na dönüştü. Bu iki türlü bir korku. Biri “bana zarar gelir mi” korkusu. İkincisi “benim menfaatlerim elimden gider mi” korkusu. Kazanım dedikleri bundan ibaret. Bir de esir aldığı gariban kesim var. Cami cemaati gariban sadece inandığı gibi yaşamak istiyor. İnancının tezahürünü gördüğü hükümette, başörtülü bakanlar, milletvekilleri var. Başörtülü memurlar, polisler de görünce “Hay Allah razı olsun” diyor. Peki İslam sadece başörtüsü, imam hatip okulu, camiden ibaret bir inanç sistemi mi? İslam’ın temel değerleri var. Adalet nerede? Liyakat nerede? Devlet malına, mülküne yetim malına sahip çıkar gibi sahip çıkmak nerede? Yememek yedirmemek, rüşvet almamak, vermemek nerede? Hepsi bugünkü sistemin olmazsa olmaz parçası haline geldi. Gelin medya adil davransın, polis adil davransın, yöneticiler; vali kaymakam adil davransın öyle seçime gidelim. Hodri meydan. 2002 yılındaki seçim ortamı bugün yok. Bunların tamamı yıkıldı. Türkiye demokratik bir ülke değil. Şeklen demokratik. Türkiye bir hukuk devleti değil, şeklen bir hukuk devleti.

Gazete Duvar / Röportajın devamını okumak için tıklayın

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Cihan Aktaş yazdı: Toplumsal cinsiyet ve aile
Cihan Aktaş yazdı: Toplumsal cinsiyet ve aile
Esenyurt’ta Vahdet Rüzgarı Esti..
Esenyurt’ta Vahdet Rüzgarı Esti..