istanbul escort

istanbul escort

kaçak iddaa kaçak bahis güvenilir bahis siteleri iddaa siteleri en iyi bahis siteleri illegal bahis en iyi canlı bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri ensobet üyelik bonus veren siteler

Esenyurt’ta Vahdet Rüzgarı Esti..

Muhammed Mustafa (saa) Derneği’nin Esenyurt’taki kültür merkezinde “Ümmetin Ortak Değerleri: Kuran, Sünnet ve Ehl-i Beyt” başlığı altında vahdet amaçlı güzel bir panel düzenlendi.

Esenyurt’ta Vahdet Rüzgarı Esti..
Esenyurt’ta Vahdet Rüzgarı Esti.. Zehra

Ekran Gazetesi/ Haber Merkezi

Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu (EH-FED) tarafından 7.4.2019 Pazar günü Muhammed Mustafa (saa) Derneği’nin Esenyurt’taki kültür merkezinde “Ümmetin Ortak Değerleri: Kuran, Sünnet ve Ehl-i Beyt” başlığı altında vahdet amaçlı güzel bir panel düzenlendi.

Değişik çevrelerden birçok katılımcının bulunduğu ve Ehl-i Beyt dostlarının ilgi ve alakasına sebep olan panel, İranlı Kuran karisi Mehdi Nusreti’nin Kuran tilaveti ile başladı.

Açılış konuşması yaparak davetlilere teşekkür eden EH-FED Başkanı Ş. Hasan Kanaatlı, federasyon olarak amaç ve hedeflerine dikkat çeken bir konuşma yaptı.

Önceliklerinin gençliğin eğitimi ve aynı toplum içerisinde yaşarken birbirini tanımayan Ehl-i Sünnet, Ehl-i Beyt Caferi ve Ehl-i Beyt Alevi toplumu arasında vahdetin oluşması için gayret olduğunu belirtti. Ümmetin zor bir dönemden geçtiğini belirten Kanaatlı Hoca, haksızlıklar karşısında sessiz kalmanın şeytanın özelliği olduğunu belirterek, amaçlarının doğru ve güzeli yaşamak, bunu yapar yaşatırken de toplum içerisinde gördükleri hatalı işler için uyarıcı olmak, yapılan zulme karşı durmak olduğunu ifade etti.

Panelin moderatörlüğünü ise kültür çalışmaları ve yaptığı eğitim programları ile tanınan Ehl-i Beyt alimi Ersan Baydemir yaptı.

Baydemir Hoca, ümmetin temelde ihtilaf etmediğini Kuran-Sünnet ve Ehl-i Beyt konusunda ittifak ederek, cüzi meselelerde ihtilafın oluştuğunu ifade etti.

Kuran’da ümmetin “tek ümmet” olduğu belirtildiğine dikkat çeken Baydemir Hoca, tüm Müslümanların namaz sırasında Ehl-i Beyt’e salat ve salavat getirdiğini söyleyerek, bu sevgide ümmetin birleştiğini ve bunun da farz olduğunu açıkladı.

İlk konuşmayı tanınmış Ehl-i Beyt Alimlerinde Abdullah Turan Hoca yaptı. Abdullah Turan, Ehl-i Beyt’in pak ve temiz oluşuna dikkat çekerek Kuran’daki Kevser Suresi’ni örnek gösterdi ve Allah’ın bazı insanları seçerek onları üstün kıldığını belirtti.

Daha önceki ümmetlerden de örnekler veren Turan Hoca, her topluma imamlar tayin edildiğini İslam toplumu için, insanlığın kurtuluşu için de Ehl-i Beyt’in seçildiğini açıkladı. Bu seçilmenin de bir asabiyet, ırkçılık, kabilecilik değil bunun bir liyakat ve mükafat meselesi olduğunu Kuran’dan ayetler örneğinde açıkladı. Kuran’daki Ehl-i Beyt kavramı, anlamı ve bunlar hakkında nazil olan ayetlerden örnekler veren Şeyh Turan, konuya ilişkin hadislere de değindi.

Panelin ikinci konuşmacısı ise Prof. Nur Doğan oldu. Nur Doğan, Kuran’ın tek kaynak olduğu buna eş bir kaynak olamayacağı düşüncesi üzerinde açıklamalarda bulunarak, seçilmiş bir soy veya aile olmadığını iddia etti.

Tarikat, cemaat, mezhep vb oluşumların insani ve maddi olduğun belirten Doğan Hoca, Kuran’ın tevhid kavramı üzerinde durarak inananları tek bir çatı altında toplayarak Müslüman olarak adlandırdığına vurgu yaptı. Mezhep ve meşreplerin bir kültür olduğunu açıklayan Nur Doğan, kültürün de insan eliyle üretilmiş olan maddi ve manevi değerler olduğunu açıkladı.

Dinimiz eğer mezhebimiz olursa parçalanırız diyen Nur Doğan Hoca, Müslümanların sağlam ip olan Kuran’a sarılarak tevhid ve vahdet çerçevesinde birleşmeleri gerektiğini belirtti.

Bu dinin sahibinin Allah olduğunu belirtirken, özellikle Sıffin savaşından sonra zaman içerisinde dinin yani Kuran’ın yanına başka kaynakların eklendiğini söyleyen Nur Doğan, ümmeti ve toplumu parçalayanın Kuran değil, Ümeyyeoğulları’nın sünneti ve Kuran’ın yanına eklenen üçüncü ve dördüncü derecedeki kaynakların olduğunu belirtti. İcma konusuna dikkat çeken Doğan, icmanın bugünkü karşılığı “kamuoyu” olduğunu belirtti ve bunun iktidarların elinde bir meşruiyet aracına döndürüldüğünü anlattı.

Panelin üçüncü konuşmacısı Şah Hatayi Cemevei Dedesi olan Turan Güner Hoca oldu.  Alevilerin geçmişine dikkat çeken Güner, biz dinimizi gizleyerek yaşamak zorunda kaldık, ötekileştirildik bu nedenlerle kaynaklardan mahrum bırakıldık açıklamasında bulundu.

2010 yılından sonra bazı Cemevleri sayesinde topluma ve gençlere ulaşıldığını belirten Turan, bunların da yetersiz olduğunu Sünni hoca ve Caferi alimlerden yararlandıklarını da sözlerine ekledi. Kuran’ın neden okunmadığına ve sosyal hayat içerisinde neden örnek alınmadığına dikkat çeken Turan, Kuran-Sünnet ve Ehl-i Beytin ortak noktalar olduğunu, buralarda birleşileceğini söyledi.

Kendi içimizde parçalandığımız için Suriye, Yemen, Irak’ta kanayan yaraların sarılamadığını belirten Turan, Kuran şemsiyesi altında birleşelim önerisinde bulundu. Alevilerin Emevi ve Abbasi kültürüne teslim olmadığını ve bundan dolayı dışlandığını belirten Turan, zaman içerisinde kaynaklardan uzaklaşıldığını ve alimlerini kaybettiklerine dikkat çekti.

Günümüzde çocuklarımızın ve gençlerin popüler kapitalist kültürün etkisi altında kaldığını belirten Turan, dindarların zamanla İslami yaşantıdan uzaklaştığına dikkat çekip, sosyal yaşamda ahlakın önemine dikkat çekti ve “Lailahe İllallah” kavramını çocuklarımıza anlatmalıyız kendimizi ve çocuklarımızı düzeltmeliyiz dedi. Kuran eğitimi sayesinde çocukların Muhammedi İslam ile buluşacağını belirten Turan, Kuran’ı yaşar ve yaşatırsak bu dünyamız da cennet olur dedi.

Panelin dördüncü konuşmacısı Akademisyen Prof. Caner Taslaman oldu. Farklı fikirleri bir araya toplayarak bunların huzur içinde konuşmasına vesile olan EH-FED kurumuna teşekkür ederek sözlerine başlayan Taslaman, Kuran’ın inananlar için Müslüman ismini seçtiğini ve başka kavramlarla insanları ve camileri ayırmanın hata olduğunu belirtti.

İhtilafların temelde değil, muamelatta olduğuna vurgu yapan Taslaman,  seçilmişlik vb kaynaklarla değil delil ve bilgi ile hakkın kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Hadis konusuna dikkat çeken Taslaman, yıllar içinde nakille yapılan eğitimde farklılıkların ve hataların olmasının normalliğine dikkat çekerek, en önemli işin “emri bil maruf ve nehyi anil münker” olduğunu belirtti. Bu konunun zamanın gereklerine ve yöntemine göre değişeceğine örnek veren Taslaman, eskiden mektup vardı şimdi sosyal medya var, zamanı takip etmeli ve zamanın araç-gereçlerinin kullanılması gerektiğine vurgu yaptı. Geleneğin din haline getirilmesinin yanlış olduğunu belirten Taslaman,  hadis ilmi konusunda açıklamalar ve örnekler vererek Kuran’ın değişmez ve sahih kaynak olduğunda tüm Müslümanların ittifak ettiğine vurgu yaptı.

Son konuşmacı EH-FED Başkanı Hasan Kanaatlı oldu. Şia’nın Kuran’a ve Ehl-i Beyt’e bakışını anlatan Kanaatlı, Kuran’ın rehber olduğunda şüphe olmadığını Kuran örnek alınırsa insanı cennete götüreceğini fakat Kuran’ın önüne akıl, bilim vb. bazı değerler konulursa insanı cehenneme götüreceği uyarısında bulundu.

Kuran İslam’ın teorisi ve Sünnet ise onun pratiğidir diyen Şeyh Kanaatlı, Kuran’daki “beyan” örnek alınarak Kuran’daki emirlerin teoriden pratiğe- eyleme dönüştürülmesi gereklidir ifadesini kullandı.

Panel, dinleyicilerin sorduğu soruların cevaplanması ile de ilgi odağı oldu ve dinleyiciler son ana kadar konuşmacıları dinleme nezaketinde bulundu.

Muhammed Mustafa (saa) Kuran Eğitimi Derneği Kültür Merkezi’nde yapılan panel verilen ikram ile son buldu.

EH-FED Başkanı Hasan Kanaatlı Hoca, buna benzer panellerin devam edeceği uyarısında bulunarak davete katılan ve katkıda bulunan tüm katılımcı, misafir ve dinleyicilere ayrı ayrı teşekkür etti.

Böyle güzel panel ve konferansların devamını diler ümmetin Kuran-Sünnet ve Ehl-i Beyt üzerinde vahdeti oluşturmasını Cenab-ı Hak’tan temenni ederiz.

Murat Nazlı/İstanbul

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İmam Musa Sadr’ın Mübarek Ramazan Ayı  Mesajı Yıl 1971...
İmam Musa Sadr’ın Mübarek Ramazan Ayı Mesajı Yıl 1971...
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.