istanbul escort

istanbul escort

kaçak iddaa kaçak bahis güvenilir bahis siteleri iddaa siteleri en iyi bahis siteleri illegal bahis en iyi canlı bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri ensobet üyelik bonus veren siteler

Sekan Yıldız yazdı: NATO’nun 70. yılı kutlamaya değer mi, yoksa kapatılsın mı NATO?

NATO işlevini kaybetmiş, harekât kabiliyeti açısından defalarca sınıfta kalmış, çok uluslu bir savunma merkezinden daha çok, ABD ve Avrupa Emperyalizmin askeri maşası olan bir teşkilattır. Kapatılması, şarttır!

Sekan Yıldız yazdı: NATO’nun 70. yılı kutlamaya değer mi, yoksa kapatılsın mı NATO?
Sekan Yıldız yazdı: NATO’nun 70. yılı kutlamaya değer mi, yoksa kapatılsın mı NATO? Zehra

4 Nisan’da ABD / Washington’da NATO’nun kuruluşunun 70. yılı kutlandı. En üst düzeydeki devlet ve hükümet temsilcileri yerine sadece üye ülkelerin dışişleri bakanları seviyesinde bir tören oldu.

NATO neydi? Ne değildi? 4 Nisan 1949’da 12 üye ülke tarafından, herhangi birine dış güçten gelebilecek bir saldırı sonrası “ortak savunma” yapmak amacıyla kurulmuş askeri ittifaktı NATO. Peki, böyle oldu mu? Hayır. Yani NATO yukarıda yazdığım tanımdı, ama aynı zamanda da değildi… Kurulduğu günden beri amacının bu olduğu her türlü, kanun ve kararnamede yazsa da, NATO’nun asıl amacı, Sovyet sosyalizmini ve komünizm tehlikesine karşı Avrupa’yı korumaktı.

Birinci Körfez savaşında ABD’nin kolluk gücü olarak görev yapan NATO; Sovyetlerin dağılması ve sosyalizm riskinin ortadan kalkmasının ardından ilk kez sahneye Bosna Savaşında çıktı. Ve işleri o kadar berbat bir hale soktu ki, kendi gözetiminde olan Srebrenitsa’da bir katliama seyirci kaldı. Katliam haberlerini ertesi gün TV’den öğreniyordu dönemin NATO komutanı; Hollandalı General E. Von Vossen… Ağustos 1995’de NATO “Kararlı Güç” operasyonunu başlatır ama iş işten geçeli çok olmuştur. Ta ki; 14 Aralık 1995’deki Dayton Antlaşmasına kadar…

Tarihler 24 Mart 1999’u gösterdiğinde, Slobodan Milošević’in Sırp güçleri tarafından Kosova’daki sivillere uygulanan baskıyı sonlandırmak için 78 gün sürecek bir bombardıman başlattı NATO. 3 Haziran 1999’da Slobodan Milošević, Uluslararası bir barış planı şartıyla saldırıları ve baskıyı durdurdu. Ama NATO’nun karnesi yine berbattı. 78 gün süren bombardımanda, 11 bin sivil hayatını kaybetti. Belgrad’daki Çin Büyükelçiliği dahi bu beceriksiz bombardımandan nasibini almış, Nijerya Büyükelçisinin eşi tepesine düşen bombalarla hayatını kaybetmişti. Evet, Milošević, razı oldu ama bu kadar kayıp bu “başarıyı” kabul etmeye yeter miydi?

9/11 (11 Eylül Dünya Ticaret Merkezine yapılan uçaklı saldırı) olayından sonra, NATO, tarihinde ilk kez, Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesinin uygulanmasına karar verdi. Maddeye göre, bir üyeye yapılan saldırı tüm üyelere yapılmış sayılmaktaydı. 4 Ekim 2001’de NATO, saldırıların 5. madde hükümlerine uygun olduğuna karar verdi.

NATO, 16 Nisan 2003’te, 42 ülkenin Silahlı Kuvvetlerinden oluşan Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’nün (ISAF) komutasını aldı. Bu karar o zaman ISAF’te en çok askere sahip olan Almanya ve Hollanda’nın ricası üzerine ve 19 NATO elçisinin tamamı tarafından oybirliği ile alındı. Kontrolün 11 Ağustos’ta NATO’ya geçişiyle birlikte, NATO, tarihinde yine bir ilki uygulayıp Kuzey Atlantik bölgesi dışında bir görevin komutasını üzerine almış oldu.

ISAF başlangıçta, Kâbil ve çevresini Taliban, El-Kaide ve benzeri gruplardan korumak ve böylece Hamid Karzai’nin başını çektiği Afganistan Geçiş Yönetimi’nin kurulmasını sağlamakla görevliydi. 31 Temmuz 2006’da ISAF, Afganistan’ın güneyinde ABD yönetimindeki terör karşıtı bir koalisyonun gerçekleştirdiği askeri operasyonları da devraldı.

2012 Chicago zirvesinde NATO, Afganistan’daki savaşı bitiren ve NATO öncülüğündeki ISAF güçlerinin Aralık 2014’ün sonunda ülkeden ayrılmasını içeren bir planı destekledi. Ve Aralık 2014’te ISAF dağıtıldı, Kararlı Destek Misyonu hayata geçirildi.

Bilanço yine ağırdı: 51 bin sivil NATO’nun düzenlediği çeşitli operasyonlarla evlerinden, köylerinden, kentlerinden göç etmeye mecbur bırakıldı. 8 bin sivil operasyonlar sırasında “yanlışlıkla” hayatını kaybetti, 11 bin sivil yaralandı, 700’den fazla çocuk da 10 yaşını göremeden hayata gözlerini yumdu…

Ağustos 2004’te, Irak Savaşı sırasında, NATO, Irak güvenlik güçlerini ABD ile birlikte desteklemek için “NATO Eğitim Görevi – Irak” adlı görevi başlattı (NTM-I). Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1546 sayılı kararı uyarınca Irak Geçiçi Hükümetinin desteklenmesi maddesi gereği, NATO, Irak Geçici Hükümetinin ricası ile bölgedeki askerleri eğitmeye başladı. Bunda çok acayip bir şey yok diyorsunuz değil mi? Bugün canlı yakalanan ve sorgulanan birçok “askeri ve gerilla” eğitimi almış IŞİD militanının NATO’nun NTM-I (Nato Training Mission – Iraq) kamplarında yetiştirildiği bilgisine ulaşıyorsunuz. Yine fiyasko…

NATO’nun karnesindeki son ders ise, Muammer Kaddafi yönetimindeki Libya’ya, 2011 yılında “Birleşik Koruyucu Hareket” üzerine yaptırımlar uygulamasıydı. Yaptırımlar tabii ki bir “rica” – “minnet” nezaketinden daha çok “kabacaydı”. Ve Kaddafi tabii ki uymadı. Neticesinde; 23 Mart gecesi başlayan operasyon Ekim 2011 Kaddafi’nin ölmesine kadar devam etti. Kaddafi’nin ölümünden sonra NATO, freni patlamış yük kamyonu gibi durdurulamaz halde devam etti ve Libya topraklarındaki çeşitli hedefleri ve bazıları üst üste olmak üzere 9500 kere vurdu. Öyle bir öfkeydi ki bu; Fransız Hava Kuvvetlerine bağlı bir Mirage – 2000 savaş uçağı radarında “Dost Birlik” diye gözüken Norveç Obüslerine dahi ateş açmıştı. Ateşlenmeyen Stealth sistemini telsizinden merkez üsse bildirdiğinde “Kitlediğin hedef dost birlik. Kitlemeyi kaldır” emri geldiğinde bile o gün hiç füze ateşlemeden yere indiği konusunda çokça zerzenişte bulunmuştu ilgili pilot. Demek ki, NATO’da görev alacak personelin özenle seçildiği konusunda duyduğumuz dedikodular gerçekmiş…

Libya faturası da NATO’ya birçok sivil kaybın “Savaş Zaiyatı” olarak kayıtlara geçmesine neden olsa da net rakam hala bilinmemektedir.

Görüldüğü üzere, NATO’nun kuruluş amacı neydi ama kendisi neler yaptı? Emperyalizmin askeri kanadı olarak görev yapan NATO artık güncelliğini ve işlevselliğini kaybetmiş bir örgüttür. Yürüttüğü operasyonlarda, teknik ve taktik yetersizlikten, çok uluslu bir ortak ordunun yetki – muhabere ve muharebe tecrübesizliğinden işler hep sarpa sarmıştır. Bir yerden ayrıldığında arkasında kan gölü ve binlerce ölü bırakmasının başka hiç bir mantıklı izahatı olamaz.

Başarılı bir tek operasyonu bile yokken, ABD başkanı, son NATO toplantısında, üye ülkelerin GSYİH’lerinin %2’si kadarını NATO askeri gücüne bağışlamamalarından dolayı sitemkâr ve kızgın… Kızar tabii: 70 yıldır sanki bir gelenekmişçesine Avrupa Müttefik Yüksek Komutanı ABD başkanı tarafından seçilip – atanan bir generaldir ve bu da NATO ‘nun ABD’ye çalışan bir askeri örgüt, dolaylı olarak ABD başkanının başında olduğu bir emir komuta zinciri olduğunun apaçık göstergesidir.

NATO işlevini kaybetmiş, harekât kabiliyeti açısından defalarca sınıfta kalmış, çok uluslu bir savunma merkezinden daha çok, ABD ve Avrupa Emperyalizmin askeri maşası olan bir teşkilattır.

Kapatılması, şarttır!

Ocakmedya

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İmam Musa Sadr’ın Mübarek Ramazan Ayı  Mesajı Yıl 1971...
İmam Musa Sadr’ın Mübarek Ramazan Ayı Mesajı Yıl 1971...
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.