Türkiye’de İlk Müslüman Feminist Kadın Derneği: Havle Kuruldu, İsimini Mücadele Süresinden Almış...

Havle Kadın Derneği 2018’in Ekim ayında Müslüman- Feminist bir grubun bir araya gelmesiyle kuruldu.

Türkiye’de İlk Müslüman Feminist Kadın Derneği: Havle Kuruldu, İsimini Mücadele Süresinden Almış...
Türkiye’de İlk Müslüman Feminist Kadın Derneği: Havle Kuruldu, İsimini Mücadele Süresinden Almış... Zehra

Havle Kadın Derneği 2018’in Ekim ayında Müslüman- Feminist bir grubun bir araya gelmesiyle kuruldu. İsimlerinin Mücadele Süresi'nden geldiğini ifade eden Havle’nin kadınlarıyla dernekleşme süreçlerini, Müslümanlık ve feminizm kavramlarının ilişkilendirilmesini ve derneğin gelecek planlarını Derya Meryem konuştu.

Sivil Sayfalarda yayımlanan bu söyleşiyi Ekran Gazetesi okuyucuları için alımtıladık...

Kuruluş hikayenizden bahsedebilir misiniz? Havle ismi nereden geliyor?

Farklı Müslüman kadın örgütleri içerisinde bulunan feminist kadınların bir araya gelip müslüman feminist çerçevede bilgi ve politika üretebilecekleri bir çatı ihtiyacından doğdu Havle Kadın Derneği. İslam’ın kadınlara yönelik ayrımcı yorumlarıyla mücadele etmek, kadınları güçlendiren yorum ve yaklaşımların sesini yükseltmek temel motivasyonumuz.

Derneğimizin ismi Mücadele Suresi’nin ilk dört ayetinin inmesine vesile olan Havle Binti Salebe’den geliyor. Kısaca, Havle Binti Salebe, Hz. Muhammed (S.A.V)’e ayetlerde kadınların neden doğrudan geçmediğini soruyor ve sorusunun cevabı peygambere inen ayetler oluyor. Sahabe zamanından, çok güçlü kadın profillerinden biri. Ayrıca Hidayet Şefkatli Tuksal’ın vaktiyle bir konuşmasında “Bir zaman gelecek, genç kadınlar “Havle’nin Kızları” diye dernek kuracak, ben de üye olacağım” demiş. Biz de hem buradan ilhamla hem de geçmişteki müslüman kadın hareketiyle olan bağı görünür kılmak adına böyle bir isimde karar kıldık.

Neler yapıyorsunuz, çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz? Nasıl bir boşluğu dolduruyorsunuz ?

Havle Kadın Derneği çok yeni bir dernek. 2018 yılının Ekim ayının ortasında kuruldu. Hem kuruluş sürecindeki hem de kuruluş sürecinin sonrasındaki bürokratik süreçler, kurumsallaşmaya yönelik ihtiyaç duyduğumuz adımlar bir süre aktif bir şekilde çalışmalara başlamamızı zorlaştırdı. Şimdi bu süreci atlattık ve önümüzdeki döneme dair stratejilerimizi olgunlaştırmaya çalışıyoruz.

Temel amacımız feminist harekete Müslüman kadınların dahiliyetini artırmak. Bu dahiliyetin farklılıkların görünür kılınmasıyla mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Bu iki boyutta gerçekleşecektir: Birincisi, Müslüman kadınların camilerde yaşanan sıkıntılar, başlarını örtme ya da örtmeme tercihlerine yönelik ayrımcı ifade ve yaklaşımlar gibi özgün problemlerinin ele alınması. İkincisi ise Türkiye’deki tüm kadınların mustarip olduğu erken yaşta ve zorla evlilikler gibi problemlerin beslendiği İslami olduğu iddia edilen zeminlerin sarsılmasına yönelik çalışmalar. Tüm bu çalışmaların bizim feminist hareket içerisindeki özgün konumumuzu ifade ettiğini düşünüyoruz. Aynı zamanda da feminist harekete bu yolla katkı sağlayacağımızı, var olan derin ve köklü feminist tecrübeyle de yollarımızı kesiştirmek, dayanışma ile hep birlikte büyümek istiyoruz.

Sizinle aynı alanda çalışan başka dernekler var mı? Birbirinizden haberdar mısınız? Birlikte çalışabiliyor musunuz?

Kadın derneklerinin / feminist derneklerin çok büyük bir kısmıyla ortak çalışma yapabileceğimizi düşünüyoruz. Bizim alanımız konusunda bir daraltmaya gitme perspektifimiz olmadığı için süreçte de birçok kuruluşla yolumuzun kesişeceğini biliyoruz. Bu yüzden de ilerleyen günlerde olabildiğince fazla kurumla doğrudan ziyaretler üzerinden de tanışmak istiyoruz. İş birliği bizim için olmazsa olmaz bir şey, o yüzden bu yönde de çabalarımızı sürdüreceğiz.

Havle nasıl ayakta kalıyor, sürdürülebilirliği nasıl sağlıyorsunuz?

Derneği kurmadan önceki tüm faaliyetlerimizi gönüllülük esasıyla yürütüyorduk. Bu faaliyetlerin de önemli ve dönüştürücü sonuçlarını deneyimleme şansımız oldu. Ancak devamlılığın sağlanması için maddi bir zemin ihtiyacımız oldu. Hem mekan anlamında hem de iş gücü anlamında bizim çalışmalarımızı garanti altına alacak, sürerliğini sağlayacak kişilere ve bir mekana ihtiyacımız vardı. Derneği kurmadan önce bu zemini sağladık, bu sene aldığımız ilk proje desteğiyle de bu konudaki ilk adımımızı atmış olduk. Devamlılığımızı da bu şekilde sağlamaya devam etmeyi planlıyoruz.

Havle Kadın Derneği’ni kurulduğundan beri müspet ya da menfi nasıl tepkiler aldı? Yaklaşımlar nasıl?

Havle Kadın Derneği’ni daha kamusal olarak duyurmuş sayılmayız. Şimdilik genelde etrafımızda halihazırda çalışmalar yürüttüğümüz kadınlarla paylaştık ve dönüşlerini aldık. Genel anlamda oldukça destekleyici ve heyecanlı tepkiler aldık. Böyle de devam etmesini umut ediyoruz.

Toplumun ve dinin eril olduğu anlayışıyla din- kültür-gelenek birbirine karıştı. Toplumun “müslüman ” kadınlara biçtiği rollerle nasıl mücadele ediyorsunuz? Kendinizi kadın meselesinde nerede görüyorsunuz?

Şimdiye kadar birçok farklı oluşumda çalışmalar yapmış kadınlar var derneğin kurucuları arasında. Havle’nin bu anlamda hiç yoktan bir mücadele kurduğunu söylemek doğru olmaz. Tüm bu kurum ve oluşumlarda kendi varlığımızı anlatmayı, sesimizi yükseltmeyi ve taleplerimizi dile getirmeyi amaçlamıştık. Havle’de de aynını yapmaya devam edeceğiz. Umuyoruz ki hem tüm bu taleplerin çeşitliliğini yansıtmakta hem de taleplerimizi doğru kanallarla ve doğru kurum ve kişilere ulaştırma konusunda daha da sistematik işler yaparız.

Müslümanlık ve feminizm kavramları bir araya geldiğinde iki cenah da reaksiyon veriyor. Havle bunun neresinde bu kesişimsellikle ilgili ne düşünüyor?

Havle Kadın Derneği’nin faaliyetleri tam da kesişimsellik tartışmalarının işaret ettiği noktada. Uğradığımız ayrımcılıklar ve yaşadığımız zorlukları düşündüğümüzde Müslüman ve kadın olmamızın farklı ve birbiriyle iç içe geçen rolleri var. Bu iki kimliğimizi de bir arada sahipleniyor olmamızın tepkiyle karşılanmasını da özellikle feministlerin bu şekilde tepki vermesini de anlayışla karşılıyoruz, en azından elimizden geleni yapıyoruz. Yüzyıllardır din adına kadınların uğradığı ayrımcılıkları biliyoruz ve görmezden gelmiyoruz. Ancak bizim inançlı insanlar olarak sahip olduğumuz inanç ve arka plan dolayısıyla harekete yapabileceğimiz katkıyı ve en temelde varoluşumuzu da onların görmezden gelmemesini istiyoruz ilk aşamada. Türkiye’de uzun yıllardır varlık gösteren ana akım feminist örgütlenmelerle ve hem de kadın hareketinin içerisindeki diğer unsurlarla “Ayrışma değil bir aradalık nasıl mümkün olabilir?” ve “Bu birliktelik değişimi nasıl getirebilir?” gibi sorulara cevap aramak istiyoruz. Toplumdaki köklü değişimin ancak farklı sınıf, din ve ırktan kadınların feminizmde “özne” olarak var olabilmesi ile gerçekleşeceğine inanıyoruz. Sonraki süreçlerde birlikte mücadelenin yollarını yine birlikte keşfedeceğiz.

Müslümanların tepkilerini yönetmek de hem daha zor hem daha kolay olacak düşüncesindeyiz. Daha zor olacak, çünkü inanca yönelik tartışmalarla ilgili büyük ve sert tepkiler veren, tüm bu tartışmalara son derece kapalı çok büyük bir kalabalıkla karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz ve bu kalabalık Türkiye’de de Dünya’da da her geçen gün büyüyor. Ama bunun karşısında kadınların tecrübelerini, mağduriyetlerini bilen, bunları görünür kılmaya çalışan, kendi hayatlarını ve etraflarındakilerin hayatlarını iyileştirmeye çalışan onlarca kadınla da halihazırda tanıştık, daha birçoğunun da oralarda bir yerlerde olduğunu biliyoruz. O yüzden bu noktada da işimiz hem kolay hem zor.

Havle’nin gelecek planları nelerdir?

İlk önceliğimiz Müslüman feminist var oluşumuzun görünürlüğüne hizmet edecek çalışmalar yapmak olacak. Hem meseleye yaklaşımımızı anlatacak hem de var olan kalabalıklığımızı görünür kılacak çalışmalar yapmak niyetimiz. Üsküdar’daki dernek ofisimizin bizim için küçük de olsa bir merkez olma misyonu edineceğini düşünüyoruz.

Bunun haricinde netleşen bir proje desteğimiz söz konusu. Geçtiğimiz sene Reçel Blog’un gerçekleştirdiği, bu sene de Havle Kadın Derneği ve Reçel Blog olarak ortak bir şekilde gerçekleştireceğimiz, İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Bursa ve Konya’da yazarlık atölyelerimiz olacak, bu senenin konusu ise ‘cinsellik ve beden’. Daha da bizi heyecanlandıran bir etkinlik olarak: gelecek sene Kasım ayı başında yapmayı planladığımız, uluslararası katılımcıların da olacağı, iki günlük bir konferans etkinliği gerçekleştireceğiz. Türkiye’deki tüm feminist oluşumların temsilcilerine çağrı yapacağımız konferansımızda ilk gün Türkiye’deki Müslüman feministlerin yürüttüğü çalışmaların görünürlüğü, farklı tüm feminist hareketlerin bir arada mücadelesinin zeminlerini konuşmak istiyoruz. İkinci gün ise Dünya’da bizim de takip ettiğimiz, bizi söylemleri ve çalışmalarıyla heyecanlandıran Amerika’dan, Malezya’dan, Almanya’dan Mısır’dan kadınları bir araya getirip Türkiye’yi ve Dünya’daki pozisyonunu konuşmak istiyoruz.

Bunlar daha ilk planlarımız, başka proje başvuruları ve çalışmaları da yapıyoruz. İlerleyen günlerde bu projelerle ilgili paylaşımlarımız da olacak. Özellikle erken evliliklerle mücadele konusunda projeler gerçekleştirmeyi çok istiyoruz.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
istanbuloglu     2019-04-08 islamin;Modern dunyanin ihtiyaclarindan(eksiklik lerinden) dogan hic bir kuruma ihtiyaci yoktur. Islam eksiksiz ve mukemmeldir.Rabbimiz"Bu gun dininizi kemale erdirdim ve tamamladim".Buyuruyor Nasilki Laik, Sosyalist, libaral, kapitalist musluman olamiyacagi gibi; Feminist muslumanda olamaz; Bu hanimlara sormak gerek;" islamin neresinde bir eksiklik buldunuzda; bu eksikligi feminizmle gidereceksiniz?Islam size neyi eksik verdide; bu eksik aldiginiz hakkinizi feminist ideoloji ile tamamliyacaksnz
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Konfor/çıkar/iktidar alanına kapanmak, entelektüel özgürlükten vazgeçmek demektir.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Konfor/çıkar/iktidar alanına kapanmak, entelektüel özgürlükten vazgeçmek demektir.
Cihan Aktaş yazdı: Toplumsal cinsiyet ve aile
Cihan Aktaş yazdı: Toplumsal cinsiyet ve aile