Abdullah Sevim Yazdı: Hangi Yolun Yolcuları, Hangi Mirası Aramalı?

Dünyalığa saplanmak, onu asıl uhrevi saadete ulaştıracak aracı konumunun dışına çıkarmak, dünya yolunun adamı olmak bedbahlıktır, mirası ise pek kıymetsizdir.

Abdullah Sevim Yazdı: Hangi Yolun Yolcuları, Hangi Mirası Aramalı?
Abdullah Sevim Yazdı: Hangi Yolun Yolcuları, Hangi Mirası Aramalı? Zehra

Miras sadece mal ve para değildir.

Miras şereftir, ibadettir taattir. Vel hasılı onurluca yaşamayı öğrenmektir.

Yollar bazen düz, bazen tümsek, bazen de aşılması zor…

Kimini Kadim menzillere ulaştırırken, kimini çıkmazlara sürükler.

Dünya yolu bitmez ve tükenmez arzularla doludur. Hiç bitmeyecek hissi verir insanlığa.

Dünyalığa saplanmak, onu asıl uhrevi saadete ulaştıracak aracı konumunun dışına çıkarmak, dünya yolunun adamı olmak bedbahlıktır, mirası ise pek kıymetsizdir.

Bir mü’minin yolu bellidir.

Onun yolu Cennet yolu, muhabbet yoludur.

Cennet yoluna müptela olmuşların, yüreğindeki iman ve ümit, onları menzile ulaştıracak yegane mülktür.

Yol vardır, mülk vardır, bir de yolun adamı olmak vardır.

İster yürüyerek, ister koşarak, isterse at sırtında…

Yol için mühim olan;  gitmek, olumlu anlamda değişmek, menzile Cennete yakınlaşmaktır.

İnsanın tabiatında elbette düşmek vardır.

Önemli olan toparlanmasını, kalkmasını bilmek, menzile ulaştıracak azmi kuşanmaktır.

İnsanın Allah katındaki kıymeti parası ve malıyla değil, sadece ve sadece takvasıyla ölçülür.

İşte bu bağlamda Efendimiz Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi Vessellem’in yolu da menzili de belliydi.

Ashab-ı ise onu pek tabii, çok iyi takip ederdi.

İşte onlardan sadece birisi; Ebu Hureyre radıyallahu anh.

 Ve onun öğrencisi Abdullah Er Rumi anlatıyor:

Bir gün Değerli Hocam Ebu Hureyre Radıyallahu anhum,

Medine çarşısına gitti orada durup, o dünyalıklar dalmış, hiç bitmeyecek işler için koşturanlara:

       -      Ey Çarşı halkı gitmenize engel olan nedir? diye seslendi.

Çarşıda bulunan halk şaşırarak:

  • Hayrola! Ebu Hureyre, sen neden bahsediyorsun? dediler.

Ebu Hureyre:

  • Orada Peygamber’imiz, Hazreti Muhammed’in mirası takdim ediliyor, siz ise burada duruyorsunuz. Gidip de hissenize düşeni alsanıza.

Onlar:

  • Peygamberimizin mirası nerede takdim ediliyor, dediler heyecanla.

Ebu Hureyre:

  • Mescitte deyince, bunu duyan halk hemen Mescidi Nebevi’ye koştu.

Ebu Hureyre ise onların geri dönüp gelmesini bekledi.

Halk dönünce Ebu Hureyre’ye:

  •  Mescide gittik, lakin orada taksim edilen bir şey göremedik dediler.

Ebu Hureyre:

  •  Peki Mescidi Nebevi’de kimseyi görmediniz mi?

Onlar:

  •   Gördük, ama gördüklerimizin kimi namaz kılıyordu, kimi Kur’an okuyordu. Kimi de helal haram konularını müzakere ediyordu. Ortada dağıtılan bir miras görmedik dediler.

Ebu Hureyre onlara:

  •   Yazık size! işte Hz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in asıl mirası bunlardı, buyurdu.

     Ebu Hureyre’ nin bu sözleri üzerine oradakiler pişman olup boyunlarını büktüler.

     Evet Dostlar işte böyle, yol belli yolcular belli Yolun sonundaki miras belli.

      Peki ya biz neredeyiz? Ne haldeyiz?

     Gerçekten Hz Peygamber’in yolundan giden erler mi?

     Yoksa dünyalığa dalmış piri fani yürekler miyiz?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ayşe Böhürler Yazdı: “İstanbul Sözleşmesi’’ üzerinden yürüyen kampanyaları anlamakta zorlanıyorum.
Ayşe Böhürler Yazdı: “İstanbul Sözleşmesi’’ üzerinden yürüyen kampanyaları anlamakta zorlanıyorum.
Yıldız Ramazanoğlu Yazdı: Hz. Fatıma'nın Günümüze Düşen Işığı...
Yıldız Ramazanoğlu Yazdı: Hz. Fatıma'nın Günümüze Düşen Işığı...