Ergün Yıldırım Yazdı: Farabi'nin Medinetul Cemaiyye’si: Yeni Zelanda

Ergün Yıldırım Yazdı: Farabi'nin Medinetul Cemaiyye’si: Yeni Zelanda

"Yeni Zelanda, katledilen Müslümanlarla empati kurmak için bütün bir toplum olarak başörtüsüne bürününce, Farabi’nin bu toplum biçimi aklıma geldi.

Ergün Yıldırım Yazdı:  Farabi'nin Medinetul Cemaiyye’si: Yeni Zelanda
Ergün Yıldırım Yazdı:  Farabi'nin Medinetul Cemaiyye’si: Yeni Zelanda Zehra

Ergün Yıldırım Yeni Şafak Gazetesinde yayımlanan yazısında Yeni Zelanda'yı yazdı.

Yıldırım yazısında "Yeni Zelanda, katledilen Müslümanlarla empati kurmak için bütün bir toplum olarak başörtüsüne bürününce, Farabi’nin bu toplum biçimi aklıma geldi. Onun belli bir dinle tanımlamadığı ancak özgürlük, çoğulculuk, adaletli yönetici vasıflarıyla yücelttiği bir toplumu hatırladım. Erdemli insanların yetişebileceği dediği bir sosyolojik dünyanın medinesidir bu. Başbakan J. Andern, Farabi’nin “yönetilen ile yöneten arasında fark yoktur” ve “yönetici halkın talebini dinler” dediği bir şahsiyet. Müslümanların azınlıkta olmasına rağmen onlarla eşit ve adil bir tarzda ilişki kuran bir yönetici." dedi.

İşte o yazı: 

Farabi, bir sosyal teorisyen. Sosyal varlığı açıklamaya kendisini adayan bir tecessüs. Bu vasıflarıyla bir felsefeci olmanın ötesinde bir sosyolog. Faziletli toplum, şehir, saadet, ahlak onun ana ilgileri. Hepsini de sosyal varlık konseptinde ele alır. Bunlar üzerinde düşünürken metafiziğe uzanır. Toplumun metafiziğini yapar. Bu nedenle metafiziksel sosyolojinin kurucusudur. Onun metafiziksel sosyolojisinde yaptığı toplum sınıflamalarından birisi, Yeni Zelanda’nın Müslüman insanlara karşı gösterdiği davranışları açıklamamızı kolaylaştırıyor. Yeni Zelanda, bu tutumlarıyla Farabi sosyolojisine bir örnek oluşturuyor.

Farabi, Siyasetül Medeniyye risalesinde altı toplum biçiminden bahseder. Daha doğrusu altı medineden. Medine, politik olandan daha fazla sosyolojik olanı kapsar. Nötr bir anlamda kullanılır. Bundan dolayı altı farklı medine/ toplum biçimine dikkat çeker. Mecburiyetlerden doğan toplum (medine), kötü toplum, banal toplum, şerefli toplum, zorba toplum ve özgür toplum. Özgür toplumu, medinetül cemaiyye kavramıyla ifade ediyor. Yani özgür tercihleri olan insanların beraber yaşadığı medine demektir. Bu medinede hukuk önünde herkes birbirine eşit ve insanlar arasında da bir üstünlük yoktur.

Medinetül Cemaiyye’de farklı topluluklar beraber yaşar. Yöneticiler, toplumdaki insanların taleplerine karşı duyarlıdırlar ve onların beklentilerini yerine getirmeye çalışırlar. “Yöneten ile yönetilen arasında fark” yoktur. Yönetici ile halk arasında keskin, ayrışık, tahakkümler içeren( zorba medinede olan) davranışlara rastlanmaz. Toplumun çoğu yöneticileri üzerinde etki sahibidir.

Farklı topluluklardan meydana gelen bu medine, her soydan insanları içeresinde barındırır. Soylar çoğalır. Soylar arasındaki evlilikler yaygındır. Bundan dolayı doğan çocuklar farklı ve değişik yeteneklerle medineye katkı sağlar.

Diğer altı toplum biçimleri arasında Cemaiyye Medinesi, en saadetli olanıdır. İnsanlar bu saadetlerine, özgürlüklerine ve halk ile yöneticileri arasındaki ilişkilere karşı sempati duyar. Bu medineye imrenirler. Bundan dolayı burada yaşamak için göç ederler. Kendi toplumlarını terk ederler. Diğer altı toplum içinde burada “erdemli insanlar yetişebilir” diye ekliyor Farabi.

Yeni Zelanda, katledilen Müslümanlarla empati kurmak için bütün bir toplum olarak başörtüsüne bürününce, Farabi’nin bu toplum biçimi aklıma geldi. Onun belli bir dinle tanımlamadığı ancak özgürlük, çoğulculuk, adaletli yönetici vasıflarıyla yücelttiği bir toplumu hatırladım. Erdemli insanların yetişebileceği dediği bir sosyolojik dünyanın medinesidir bu. Başbakan J. Andern, Farabi’nin “yönetilen ile yöneten arasında fark yoktur” ve “yönetici halkın talebini dinler” dediği bir şahsiyet. Müslümanların azınlıkta olmasına rağmen onlarla eşit ve adil bir tarzda ilişki kuran bir yönetici.

Yeni Zelanda, bir fıtrat toplumu ruhunu ortaya koydu. Allah insanlara fıtrat vermişse, toplumlara da vermiş olamaz mı? İslam’ın helal ve haramlarından habersiz yetişmelerine rağmen adalet, merhamet, muhabbet ve iyilik üzerinde olan bir medine. Helal ve haramdan haberi olup da adalet ve iyilikten sapan nice medineler var günümüzde. Bunlar peygamber medinesinden( Medinetul Nebeviyye) sapan toplumlar. Hem fıtratlarına hem de şer’i şerife ihanet içerisinde olan medineler. Ne kadar siyasi olanı merkeze alarak değerlendirirsek değerlendirelim( sosyal teorisyen Farabi’den hareket edersek) belirleyici olan toplumdur. Sosyal varlığın metafiziğe uzanan boyutlarıdır.

Allah’ın “ben sizin rabbiniz değil miyim”? diye sorduğu ve kendilerinden “evet” diye cevap aldığı insanlar “metafizik toplumdur”. Buna fıtrat toplumu da diyebiliriz. İşte bu metafiziği bilinçli ya da bilinçsiz taşıyan halklar var. Bu fıtrata yakın olanlar var. Bu sosyolojik ontolojinin ruhaniyetinden etkilenmeye devam edenler var. Yeni Zelanda’da Müslümanlarla empati kurmak için örtüye bürünenler ve güvenli ibadet etmeleri için onlarla camide bekleyenler bu “fıtrat medineyi” anlatıyor.

Öneri: Yeni Zelanda’da şehit olan 50 Müslüman anısına, şehitliğin de yer alacağı bir anıt külliye yapılabilir. Müslümanlar da yapmak istedikleri yardımları buraya versinler. İçinde cami, İslami öğrenme ve kültür merkezinin de yer alacağı bu kompleks, Müslümanlar ve Batılılar arasında çatışma ve ötekileştirme algılarını aşacak yeni bir başlangıcın sembolü olsun. Yeni Zelanda Medine’sinin dünyaya örnek çok inançlı( dini plüralizm)bir modeli…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim  muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye kurtkoy escort