Mahmut Hamdemirci: Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği ve Seçim Değerlendirilmesi

Mahmut Hamdemirci: Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği ve Seçim Değerlendirilmesi

Milli Görüş´ün, belediyelerdeki başarısının sırrının, şahıslardan ziyade, prensipler ve sistematik yapısı olduğu görülmüştür.

Mahmut Hamdemirci: Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği ve Seçim Değerlendirilmesi
Mahmut Hamdemirci: Sosyal Belediyecilikte MİLLİ GÖRÜŞ Yerel Yönetim Örnekliği ve Seçim Değerlendirilmesi Zehra

1990´lı yıllarda, halkın belediyeleri, geniş yetkiye sahip, ancak yolsuzluğun, rüşvetin ve kayırmacılığın da en fazla olduğu yerler olarak görmesinin, belediyelerin imajını düşürdüğü öne sürülmüştür. Kentlerin bu hali, ister istemez seçmeni bir alternatife itmiş ve seçmene kendisini iyi anlatan Refah Partisi, 27 Mart 1994 seçimlerinde büyük bir sıçrama yaparak başta birçok büyük şehir olmak üzere 300´ün üzerinde belediye kazanmıştır.

 

Refah Partisi´nin ilk günden belediyelerdeki performansı, sadece belediyecilik anlayışını dönüştürmemiş, Türkiye´nin siyasi tarihini derinden etkileyecek bir süreci de başlatmıştır. Ancak, Refah Partisi´nin elinde, sosyal belediyecilikle ilgili bir program yokken, süreç içerisinde, belediye icraatları, tecrübeleri ve politikalarıyla şekillenmiş ve kabul görmüştür. Yani, teoriden pratiğe değil, pratikten teoriye dönüşen bir model söz konusu olmuştur. Refah Partili belediyeler, seçim beyannamesinde, ‘kimsesizlerin kimsesi ve sesi olarak, engellilerini, yoksullarını ve kimsesizlerini gözeten bir yönetim´ sergileyeceklerini taahhüt ederek, sosyal belediyecilik faaliyetlerini öncelemişlerdir. Refah Partisi´nin belediyeciliğinin, belediyelerin var olan sorunlarını çözmek ve geleceğin şehirlerini inşa etmek gayretiyle şekillendiği söylenmiştir. Refah Partili belediyeler, ilk günden itibaren önlerinde çözülmesi elzem olan sorunlar yumağı ile karşılaşmışlar ve ‘ilk müdahale-acil eylem planları´ ve yapılacak işlerin önceliklere göre sıralandığı listeleri hazırlamakla işe başlamışlardır (Şentürk&Kocabaş, 2016: 13,14,21,49,53).

Milli Görüş´ün, belediyelerdeki başarısının sırrının, şahıslardan ziyade, prensipler ve sistematik yapısı olduğu görülmüştür. Zaman içinde uygulamalara paralel olarak yapılan plan ve programlar ile etkili bir belediyecilik modeli oluşturmaya çalışmışlardır. Belediye ile halkı bütünleştirmeleri, insanı merkeze almaları, altyapı ve sosyal sorunları bu anlayışla çözmeye çalışmaları Refah Partisi´nin, farklı bir belediyecilik anlayışı olduğunu göstermiştir (Tarım, 2013).

Başlangıçta, kentli orta sınıflar tarafından endişe ve kuşkuyla karşılanan Refah Partili yerel politik kadroların, bir süre sonra uygulamaları gözlendikçe istemeyerek de olsa kabul görmeye başlamıştır. Yönetime gelen Refah Partili kadroların, yerel yönetimlerin ilgi alanına, ‘projecilik´ ve ‘yatırımcılık´ yaklaşımlarının yanı sıra dayanışmayı kurumsallaştıran ‘sosyal belediyecilik´ yaklaşımının da eklendiği gözlenmiştir. Başlangıçta, ‘sosyal belediyecilik´ anlayışının bilinçli ve sistematik bir yaklaşım değilken, Refah Partisi´nin geniş taban arayışı sırasında geliştirdiği yöntemlerin süreç içerisinde değişime uğramasıyla belirginlik kazanmıştır (Erder&İncioğlu, 2013: 11,12).

Milli Görüşçü belediyeler, yasalardan aldıkları yetki gereği görev ve hizmetleri yerine getirmiş, bunun yanında yasa ile bir başka kamu idaresine bırakılmamış, merkezi yönetimin sınırlandırmış olduğu yerel nitelikli sosyal hizmetleri de yerine getirmeye çalışmışlardır. Öğrencilere, kimsesizlere, yoksul ve muhtaçlara yapılan sosyal yardımlar bu yetki içindeki sosyal kamu hizmetlerine örnek teşkil etmiştir. Türkiye´deki yerel yönetimlerin sosyal hizmetlerinin, Batıdaki belediyelerden geri olduğu ileri sürülmüştür. Bunun nedeninin ise, sosyal hizmetlerin önemli bir kısmının merkezi yönetim tarafından yerine getirilmeye çalışıldığı olmuştur. Batıdaki ‘Refah Devleti´ anlayışı, hem merkezi, hem de yerel yönetimlerin sosyal hizmet sorumluluğunu genişletmiştir. Ülkemizde de, belediyeler, özellikle 1994´ten sonra yerel nitelikli çok sayıda hizmet üreterek sosyal hizmet kapsamını genişletmişlerdir. Şehir halkı, kendilerine en yakın yönetim olarak, belediye yönetimini merkezi yönetime tercih etmiştir. Bu da sosyal sorumluluk açısından yerel yönetimlerin etkisini arttırmıştır (Eryılmaz, 1998: 20,21).

1990´lı yıllarda Türkiye insanı, yaşanan ekonomik buhranla yoksulluk, açlık ve sefaletle boğuşmuş ve işsizlerin sayısı her geçen gün katlanmıştır. Böyle bir ortamda, Refah Partili belediyeler, yardım kampanyaları, iftarlar düzenlemiş ve bu yapılan sosyal politikalar neticesinde yüz binlerce aile rahat bir nefes alabilmiştir. Kuru gıdadan sebzeye, yakacaktan nakit yardımına her türden yardım organize edilmiş, Kadın Koordinasyon Merkezi aracılığıyla ve Ramazanda iftar çadırlarıyla her gün binlerce vatandaşa yardım ve yemek ulaştırılmıştır. Belediyeler, kendi bölgelerindeki vatandaşların ihtiyaçlarını belirlemiş ve ona göre yardım ulaştırmaya çalışmışlardır (Bulaç, 2009: 321

Refah Partili belediyelerin, sosyal belediyecilik uygulamalarının kurumsallaşması ile ilgili ilk örneği, ilçe merkezlerine kurdukları Ramazan çadırları ile vermişlerdir. Ramazan´daki sıcak yemek dağıtımını, erzak, kömür, ilaç, kitap ve okul malzemeleri dağıtımı izlemiştir. Bu faaliyetler, diğer partiler tarafından önceleri seçim propagandası olarak algılanmış, ancak belediyelerin bünyesinde kurumsallaşarak süren sosyal politikalar, diğer partilerin ve sivil toplum kuruluşların da gündemine girmiştir. İstanbul´un Refah Partili ilçe belediyeleri ve büyükşehir belediyesinin sosyal hizmetler kapsamında, kentin düşük gelir guruplarının öncelikli olduğu yerlerde, yeşil kart sahiplerine, kadınlara, çocuklara, yoksullara ve yaşlılara dönük hizmet faaliyetlerini yaygınlaştırmış, bilişim teknolojilerini yaygın olarak kullanarak bürokratik işlemleri kolaylaştırmış, AKBİL uygulamasıyla ulaşımda, alt gelir guruplarının sorunlarını çözmüş, Beyaz Masa uygulamasıyla halkla ilişkileri geliştirmişlerdir (Erder&İncioğlu, 2013: 13,14).

Refah Partisi´nin, Sosyal Demokrat Halkçı Parti dönemindeki siyasal dili ve hedefleri uyarlayarak kendi politik söylemleri için kullandığı görülmüştür. Halkın seçtiklerini doğrudan denetleme ve yönetime aktif katılımı sağlayan ‘Halk Meclisleri´ bu örneklerden biri olmuştur (Doğan, 2017: 41).

Refah Partisi´nde, SE-DE (Seçtiklerini Denetle) projesinin doğal uzantısı ‘Halk Meclisleri´ olarak kurumsallaştırılmıştır. Refah Partisi´nin seçim çalışmalarında, kent yoksullarına yönelik başarılı bir kampanya yöneterek, kadınları ve genç işsizleri siyasi yaşama çektiği gözlenmiştir (Turan, 2008: 259).

Refah Partili belediyelerin uygulamalarında genel olarak, projeci ve yatırımcı yaklaşımı sürdürdüğü ve kentin uzun dönemli sorunlarına çözüm getirmek amacıyla hareket ettikleri gözlenmiştir. Refah Partili belediyelerin, proje ve hizmet faaliyetlerinin yanı sıra, düşük gelir guruplarının sorunlarının çözümüne yönelik faaliyetleri de belediye kurumu aracılığıyla sürdürmeye devam ettirmişlerdir. Refah Partisi´nin belediye bünyesinde sürdürdüğü, kamuoyuna pek yansımayan ve seçim propagandası olarak da kullanılmayan, ancak alt gelir guruplarının oy desteğini sağlayan ‘muhtaçlara yardım´ uygulamalarının, Fazilet Partisi´nin 1999 yerel seçimi kapsamında 1´inci parti olarak çıkmasında önemli bir payı olmuştur (Erder&İncioğlu, 2013: 15,16).

Refah Partisi döneminde, sosyal belediyecilik adına uygulanan hayırseverlik faaliyetleri belediyelerin kamusal düzeydeki önemini arttırmıştır. Refah Partisi´nde siyaset yapan yerel yöneticiler, yerel yönetimlerde elde ettikleri tecrübeleriyle devlet imkanlarını ve bunları nasıl kullanacaklarını öğrenmişlerdir. Bu da Refah Partisi´nin sisteme yönelik eleştirilerinin dozunu azaltmış ve karşı oldukları bazı simgelerle barışma olanağı sağlamıştır (Doğan, 2017:170,176).

/resimler/2019-3/21/1940367008235.jpg

 Milli Görüş Yerel Yönetim Anlayışının Günümüz Belediyelerine Etkisi

Refah Partisi´nin, 1994 yılındaki başarısıyla Milli Görüş´ün yerel yönetimlerdeki yükselişinin başladığı kabul edilmiştir. 1999 seçimlerinde Refah Partisi´nin devamı olan Fazilet Partisi ile Milli Görüş´ün yerel yönetimlerdeki iktidarı devam etmiştir. 2004 yılında ise, Adalet ve Kalkınma Partisi, yerel yönetimlerde iktidarı büyük ölçüde devralmıştır. Bu süreçte 1994´ten beri gelen yerel yönetimlerdeki kadroların tümüyle değişmediği gözlenmiştir. Hatta, bazı belediye başkanlarının 3 dönemde de başkanlıkta kaldığı görülmüştür. Bu durum, yerel yönetimlerde sürekliliği ortaya çıkarmıştır. Ancak, 2004 yılından sonra yerel yönetim anlayışının değişmeye başladığı ve yeni-liberal belediyecilik uygulamaları ile sosyal belediyecilik uygulamalarını birleştiren bir yaklaşım benimsendiği iddia edilmiştir (Turan, 2008: 376).

Fazilet Partisi içindeki bölünmeyle kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi´nin lideri ve ileri gelen kadrolarının önemli bir bölümü belediye başkanlıkları ve belediye meclis üyeliklerinden gelmiştir.

Bu durum, yerel politikanın öneminin ne kadar arttığının bir göstergesi olmuştur (Erder&İncioğlu, 2013: XXXİV).

Adalet ve Kalkınma Partisi, Refah Partisi ile başlayan kentsel alt ve üst yapı hizmetlerini belediyeciliğinin ilk dönemlerinde sürdürmüş ve büyük ölçüde tamamlamıştır. Daha sonra ise, kentlerin gelişimi için kent vizyonunun belirlenmesi amacıyla yerel yönetimlerde ‘Marka Şehir´ vizyonunu ortaya koymuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde, Refah Partisi ve Fazilet Partisi´ndeki bazı uygulamalar olan, ‘Beyaz Masa´, ‘Mobil Beyaz Masa´, ‘Halk Meclisleri´ ve ‘Halk Günü´ uygulamalarına devam edildiği görülmüştür (Şentürk, 2016: 215-220).

Adalet ve Kalkınma Partisi´nin iktidar olduğu dönemden itibaren, fazla oy aldığı, yoksul kesimler ve ücretli çalışanlar üzerinde siyasal bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Yereldeki örgütlenme yapısı açısından geniş toplusal kesimlere açık olduğu varsayılmış, ancak herkesi temsil etmekten çok yerelde belli sosyal gurup ve sınıflara açık olduğu ileri sürülmüştür. Adalet ve Kalkınma Partisi, merkez sağın imar ve inşaat üzerine kurulu projelerini sürdürmüştür. Bunların başında, Toplu konut İdaresi (TOKİ) yatırımları, kentsel dönüşüm projeleri, büyük altyapı ve konut projeleri gelmiştir. Kentsel dönüşüm projelerinin ise, belediyeler için birer rant kapısı haline geldiği eleştirileri de yapılmıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi, alt sınıf gençliğine gelecek vaat etmiş, parti içerisinde ilerleme ve ülke siyasetini değiştirme umudu vermiştir (Doğan, 2017: 102,178,252).

Adalet ve Kalkınma Partisi dönemindeki sosyal belediyecilik faaliyetlerinin, ‘kariyer ve istihdam destek merkezi´ kurulması, ‘kent bilinci projesi´, ‘yeşil bilinç projesi´, ‘çorba evleri´, ‘gıda bankası´, ‘giyim bankası´, ‘ilaç bankası´ ve ‘asker ailelerine yardım´ faaliyetleri olduğu görülmüştür. Bu faaliyetleri yürütecek komisyonlar ise; Sosyal inceleme, sosyal programlar, yetimler, özel çocuklar, yaşlılar, çocuk ve gençlik, eğitim, aileyi güçlendirme, el sanatları ve şehit ve gazi aileleri komisyonları olarak belirlendiği görülmüştür (Şentürk, 2016: 114-125).

Adalet ve Kalkınma Partisi Döneminde Sosyal Belediyecilik Anlayışından Sapmalar

Refah Partisi ve Fazilet Partisi´nin gecekondulu kent yoksullarına dönük himayeci tavrının Adalet ve Kalkınma Partisi dönemiyle tamamen değiştiği ve kaçak yerleşimci, işgalci vatandaş muamelesi görmeye başladıkları görülmüştür. Muhafazakâr kesimlere hitap eden lüks rezidanslar, konaklar ve siteler her yerde boy göstermeye başlamıştır. Orta ve üst sınıfa hitap eden lüks konutlar, alt sınıflar nezdinde de onlara sahip olmak arzusunu yerleştirerek meşrulaştırma girişimi olarak algılanmıştır. Partili sermaye guruplarının, belediye olanaklarını, parti ve bürokrasideki ilişkileri etkin biçimde kullanarak, ticaret, inşaat gibi kentsel tüketim ve rant alanlarında faaliyet yürüttükleri görülmüştür. Parti, kentsel yerel süreçler üzerindeki müdahalesini belediyeler üzerinden sağlamıştır. Kentsel dönüşüm projelerinin partili sermaye guruplarının lehine işlediği, pek çok partilinin mesleği ve iş faaliyeti farklı olsa da, inşaat sektöründe faaliyet gösterdiği ve müteahhitlik yapmaya başlayarak mevcut iş hacimlerini genişlettikleri gözlenmiştir. Alt gelir guruplarının ise, yaşam tarzlarında farklılaşma yaşanmış, partili kimlikleriyle kamusal alanda statü, prestij, unvan kazanma olanakları elde etmiş ve parti çalışmalarıyla siyasal-kültürel sermayelerini arttırdıkları görülmüştür (Doğan, 2017: 245,246,259,260).

Bu bağlamda, muhtaçlara yardım biçiminde gelişen sosyal belediyecilik uygulamaları, bir yandan parti yandaşı olan yeni kentli girişimcilerden, erzak, giyecek, yakacak, gıda, kırtasiye, çanta gibi alımların yapılmasını sağlayarak kendi aralarındaki dayanışmayı sürdürdükleri, diğer taraftan bu yardımların yapıldığı yoksul gurupların oy desteğinin devamını sağladıkları görülmüştür. Sonuç olarak, sosyal belediyecilik faaliyetlerinin, partili işadamları ile yoksul kitleler yeni bir ‘saadet zinciri´ ile birlikteliklerini sürdürmüşlerdir.

Diğer taraftan, Adalet ve Kalkınma Partisi´nin bu uygulamalarının, sistematik ve kurallarının açık olmayışı, yeni zenginleşen işadamlarının parti finansmanına olan katkısı sebebiyle yolsuzluklara açık bir ortam oluşturduğu eleştirilerine de konu olmuştur (Erder&İncioğlu, 2013: 22,23).

Adalet ve Kalkınma Partisi ile birlikte toplumsal aktörlerin, siyaset yapma ve algılama biçimlerinde dönüşümler yaşanmıştır. Refah Partisi´nde siyasete başlamış parti kadroları için Adalet ve Kalkınma Partisi, yeni bir siyaset tarzı olmuştur. Partililer, Adalet ve Kalkınma Partisi ile birlikte sisteme yönelik eski eleştirileri ve radikalliklerinin yok olduğunu, daha makul, çağı yakalayan, modern, koşullara göre siyaset yapan, dünyaya hitap eden bir siyaset yürüttüklerini iddia etmişlerdir. Ancak, artık eşitsizlik, yoksulluk, işsizlik ve adaletsizliğin doğal karşılanmaya başlandığı, reel politik anlayışının benimsendiği, Adil Düzen, adalet ve sömürü gibi kavramların ütopik görüldüğü, bunun yerine somut projeleri hizmete sundukları yönündeki gelişmeler, Milli Görüş siyasetinden uzaklaşıldığı iddialarını beraberinde getirmiştir. Partililerin, bulundukları bölgede geniş çevreye sahip, sözü dinlenen, maddi durumu iyi kesimler olduğu görülmüştür. Partideki üst mevkilerin ise bu sermaye guruplarına açık olduğu, ücretli çalışan ve yoksul kesimlerin temsiliyet hakkı bulamadığı ve siyasal sermayenin orta-üst sınıflar elinde tekelleştiği görülmüştür. Fakat Adalet ve Kalkınma Partisi, herkese açık bir kitle partisi olduğu imajını çizmiş ve milletin partisi olduğu iddiasını taşımıştır (Doğan, 2017: 260-262).

Genel Değerlendirme ve Sonuç

Kısaca özetlersek, 1989´da yapılan yerel seçimlerde Refah Partisi, yüzde 10´a yakın bir oyla 5 ilde belediye başkanlığı kazanmıştı. Bu illerdeki uyguladığı farklı ve etkili belediyecilik örneklerinin etkisiyle 1991 yılında ittifakla girdiği seçimlerde başarı sağlayarak, mecliste gurup kurma hakkını elde etmiştir. 1994 yerel seçimlerinde ise, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok büyükşehir ve ilde seçimi kazanan Refah Partisi, belediyelerde başlattığı sosyal belediyecilik uygulamalarıyla halkın desteğini sağlamış ve bunun etkisiyle 1995 seçimlerinde en büyük parti ve akabinde iktidar olmuştur.

Sosyal tesisleri her kesimin kullanımına açarak sınıf farkını ortadan kaldırmışlar, kültür merkezleriyle kültürel faaliyetleri yaygınlaştırmışlar, AKBİL uygulamasıyla ulaşımda konforu sağlamışlardır.

Halkın istek ve şikayetlerinin anında çözümlenmesi amacıyla belediyecilik tarihinde bir ilk olan Beyaz Masa uygulaması başlatılmış, sosyal demokrat belediyelerden örnek alınan Halk meclisleri kapsamlı hale getirilmiş, Halk Günleri tertip edilerek vatandaş mahallinde dinlenmiştir.

Dar gelirli vatandaşlar için sosyal konutlar inşa edilmesi, geçim sıkıntısı çeken vatandaşların, sosyal yardımlar, aşevleri ve Ramazan çadırlarıyla geçim sıkıntısının giderilmeye çalışılması, İstanbul´da İSMEK başta olmak üzere her yerde Meslek Edindirme Kursları ile işsizliğin önüne geçilmek istenmesi, eğitime destek verilmesi ve engellilerin hayatlarını kolaylaştırıcı uygulamaların adım adım hayata geçirilmesi, Milli görüş belediyelerinin, belediye hizmet alanlarını nasıl genişlettiklerinin göstergesi olmuştur. Milli Görüş´ün bu uygulamalarının sonraki dönemlere yansıdığı görülmüştür. Özellikle 2004 yılında, yerel yönetimlerde büyük oranda iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi´nin, sosyal belediyecilik uygulamalarını, birtakım farklılıklar görülse de genel olarak devam ettirdikleri gözlenmiştir.

Mili Görüş, sosyal belediyecilik uygulamalarıyla yerel yönetimlerde farkını ortaya koymuş, yaptığı hizmetlerle halkın güvenini ve desteğini sağlamıştır. İşte, Milli Görüş´ün iktidar olmasını sağlayan ana sebeplerin arkasında bu unsurlar yer almıştır.

Dünyanın ve dolayısıyla kamu yönetimlerinin yaşamış olduğu değişimler yeni belediyecilik anlayışlarının gelişmesine neden olmuştur. Bu yüzden yeni tip bir sosyal belediyecilik anlayışının gelişmesi mecburi bir durumdur. Adalet ve Kalkınma Partisi´nin, toplumun büyük kesimleri tarafından destek alması ve her ne olursa olsun yanındayız döneminden uzaklaşmaya başladığı iddia edilmektedir. Bunu temellendirenler yaşanan dönüşümlere adapte olamaması ve parti içinde metal yorgunluğu olarak ifade edilen uzun süre iktidarda kalması üzerinde durmaktadırlar. Bu ve benzeri ifadeler göstermektedir ki Türkiye´de belediye seçimleri ciddi değişimlere gebe olabilir. Bu da Milli Görüş Hareketinin yükselmesinin önünü tekrar açarak 1990´larda yaşanan sürecin yaşanmasına neden olabilir.

KAYNAKLAR

Albayrak, S. (1989). Türk Siyasi Hayatında MSP Olayı, Araştırma Yayınları. İstanbul.

Albayrak, S. (2018). MSP Davası ve 12 Eylül, İz Yayıncılık (2.Baskı). İstanbul.

Arpacı, I. (2017). Türk Siyasetinde Erbakan, Kopernik Kitap Yayınları. İstanbul.

Bilgin, AR. (2017). Ak Parti ve Refah Partisi, Birleşik Yayıncılık. Ankara.

Birand, MA & Yıldız, R 2012, Son Darbe 28 Şubat, Doğan Kitap. İstanbul.

Bulaç, A. (2009). Göçün ve Kentin Siyaseti, Çıra Yayınları. İstanbul.

Doğan, S. (2017). Mahalledeki AKP, İletişim Yayınları (4.Baskı). İstanbul.

Emre, SA. (1990). Siyasette 35 Yıl (1), Akabe Yayınları. İstanbul.

Emre, SA. (2017). Siyasette 35 Yıl (2), MGV Yayınları (4.Baskı). Ankara.

Erder, S & İncioğlu, N 2013, Türkiye´de Yerel Politikanın Yükselişi, İstanbul Bilgi Üniversitesi (2.Baskı). İstanbul.

Ergin, M. (2015). Asrın Lideri Erbakan, Ravza Yayınları (2.Baskı). İstanbul.

Ertem, H. (2013). Yaşayanların Dilinden Milli Görüş, Ravza Yayınları. İstanbul.

Eryılmaz, B. (1998). “Belediyelerin Sosyal Görevleri”, İstanbullu İçinde, Aralık, Sayı:3, S:20-21.

Kazan, Ş. (2001). Refah Gerçeği (1), Keşif Yayınları. Ankara.

Müftüoğlu, İ. (2010). Belgeler Konuşuyor, Milli Görüş´te Kırılma, Alioğlu Yayınevi. İstanbul.

Sallabi, MA. (2011). Kuruluşundan Günümüze Osmanlı Tarihi, Ravza Yayınları. İstanbul.

Şentürk, H & Kocabaş, H 2016, Belediyecilikte Değişim ve Dönüşüm (1), İşaret Yayınları. İstanbul.

Şentürk, H. (2016). Belediyecilikte Değişim ve Dönüşüm (2), İşaret Yayınları. İstanbul.

Tarım, Ş. (2013). “Halk Milli Görüş Belediyeciliğini Özledi”, Milli Gazete, 31 Ocak, https://www.milligazete.com.tr/haber/1065873/halk-milli-gorus-belediyeciligini-ozledi (Erişim Tarihi:03.06.2018)

Turan, AE. (2008). Türkiye´de Yerel Seçimler, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. İstanbul.

Yalçın, S. (2016). Erbakan, Kırmızıkedi Yayınevi (4.Baskı). İstanbul.

Yorgancılar, S. (2012). Milli Görüş, Pınar Yayınları. İstanbul.

Yücel, MS. (2006).Türkiye´nin Siyasal Partileri, Alfa Yayıncılık. İstanbul.

haberduruş

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim  muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye kurtkoy escort