Serdar Duman Yazdı: Yeni Zelanda Katliamını Nasıl Okumalıyız?

Serdar Duman Yazdı: Yeni Zelanda Katliamını Nasıl Okumalıyız?

Yeni Zelanda’daki Haçlı terörünün, Ortadoğu’daki Siyonist terörün, Irak/Suriye’deki IŞİD terörünün arkasındaki güç küresel sermayedir, küresel sermayenin komuta merkezi ABD’dir.

Serdar Duman Yazdı: Yeni Zelanda Katliamını Nasıl Okumalıyız?
Serdar Duman Yazdı: Yeni Zelanda Katliamını Nasıl Okumalıyız? Zehra

Yeni Zelanda’da 49 kişinin şehid edildiği cami saldırısı hepimizi derinden yaraladı.

Bu terör eylemi bir kez daha İslamofobia olgusunu tartışmaya açtı. İslamofobia projesinin arka planında ‘küresel sermaye’nin olduğunu göremezsek hakikati ıskalarız.

Küresel sermaye; dünyadaki siyasi, sosyal, kültürel, dini fay hatları üzerinden sürekli gerilim oluşturmayı kendi bekası için ‘olmazsa olmaz’ bir yöntem olarak değerlendiriyor.

Küresel egemenler kapitalizmin sorgulanmasına ve/veya önüne bariyerler konulmasına asla tahammül edemiyorlar. Toplumlar uyuşturularak ya da çatıştırılarak; düşünemez, sorgulayamaz ve direnemez hale getiriliyorlar.

Kontrol edilemeyen her güç –aile, sınıf, toplum, mezhep, din, devlet- küresel sermayenin kabusudur ve mutlaka kontrol altına alınmalıdır.

Kontrol altına alma işlemi öncelikle düşünce sistemlerinin/ideolojilerin/dinlerin içlerinin boşaltılması, diğer bir deyişle sulandırılması yöntemi ile gerçekleştirilmeye çalışılır.

Liberalizme uyarlanmış bir din ya da ideoloji sorun olmaktan çıkmış demektir. Bu uyarlama öncelikle ilkeler ve değerler üzerinden, sonrasında da hayatın her alanına ve anına müdahale ederek yapılır.

Bugün ‘İslam’ı protestanlaştırıyorlar’ diye şikayet ettiğimiz şey tam da budur.

Tüketim ve eğlence kültürümüz büyük ölçüde kıblesini batıya çevirmiş durumda…

Aile ve kadın konusunda geleneğin baskısından kurtulalım derken modernliğin pençelerine yakalandık. Eşcinsellik, ensest ilişkiler gibi sapkınlıkların meşrulaştırılması için yoğun propaganda ve etkinliklerin gündemimizi oluşturduğuna tanıklık yapıyoruz.

Sporun bedeninin gıdası, müziğin ruhun gıdası olduğu günler geride kalmış görünüyor. Spor ve müzik tam anlamıyla bireysel ve kitlesel uyuşturucu rolüne soyundurulmuş durumda…

Alkol, uyuşturucu bağımlılığı derken bir de teknoloji bağımlılığı literatürümüze girdi. Çocuklarımız/gençlerimiz oyun oynamak, yüz yüze ilişkiler kurmak, hayatın gerçekleri ile yüzleşmek yerine sanal dünyada cirit atmayı marifet sayıyorlar. Bencil ve sorumluluk bilinci dibe vurmuş bir yeni nesil geliyor.

Ekini de ifsad ettik. Genetiği bozulmuş gıdalarla nasıl başa çıkacağımızı televizyon programlarında uzun uzun konuşuyoruz.

Paylaşma, dayanışma, kanaat gibi değerlerin yerini rekabet, çıkar, başarı, haz gibi değerler aldı. Bireysellik tavan yapmış durumda…

Kısacası toplumlarımız kapitalist ahlakın kuşatması altında ciddi bir yozlaşma süreci ile yüzleşiyor.

Kapitalist ahlakın tüm insanlığı ifsad etme noktasındaki başarısı ortada iken, küresel egemenler niçin hala ‘İslamofobia’ gibi gerilimler üretiyorlar sorusu önemlidir.

Çünkü insanlığı uyuşturma ve sömürme bağlamındaki küresel girişimlere karşı vicdanlı ve imanlı bazı kesimler dünyanın dört bir tarafında direnmeye devam ediyorlar.

Direnişin öncülüğünü de bütün zaafiyetlerine rağmen Müslümanlar yapıyorlar.

Devrimci İslam; hem ilkeleri ve değerleri, hem de direnme mirasıyla küresel kapitalizme karşı en önemli direniş kalesidir.

İslam toplumlarındaki kültürel ve ahlaki çözülme kritik bir sorun olarak önümüzde duruyor. Ancak Amerikan emperyalizminin İslam coğrafyasında siyasi ve askeri olarak hedefine ulaşamadığı, direnişin karşısında ciddi manada bocaladığı gerçeğini de görmek zorundayız.

Bu tabloya Müslümanların birliği ve kültürel/ahlaki bozulmaya karşı öze dönüş eklendiğinde, diğer bir deyişle topyekun devrimci bir dönüşüm sağlandığında ortaya çıkacak direniş potansiyelini tahmin etmek zor değildir.

Küresel sermaye direnişi kırabilmek, kontrolü tam olarak sağlamak adına bölgemiz başta olmak üzere tüm dünyada gerilim üretmeyi sürdürüyor.

Yaşanan işgaller, iç savaşlar, mezhepsel gerilimler hep küresel sermayenin iradesiyle gerçekleşti.

Avrupa başta olmak üzere dünyada yükselen faşizmin arka planında da küresel sermayenin varlığından şüphe duymuyorum.

Müslümanlara kan kusturan Siyonist projenin mimarı da İsrail’i truva atı olarak kullanan küresel sermayedir.

İslamofobia da küresel sermayenin kışkırttığı, tetiklediği fay hatlarından birisi…

Kimi zaman işbirlikçi iktidarlar kullanılarak, kimi zaman NATO gibi küresel askeri güçler devreye sokularak, kimi zaman medya/sosyal medya üzerinden manipülasyon yapılarak insanlığa ayar verilmeye çalışılıyor.

Kuklalarla değil, kuklacıyla mücadeleyi öncelemek zorundayız.

Yeni Zelanda’daki Haçlı terörünün, Ortadoğu’daki Siyonist terörün, Irak/Suriye’deki IŞİD terörünün arkasındaki güç küresel sermayedir, küresel sermayenin komuta merkezi ABD’dir.

Her nerede etnisite ya da mezhep kökenli çatışma çıkarılıyorsa veya farklı dinlerin mensupları birbirine düşürülüyorsa fotoğrafın bütününü iyi okuyup oyuna gelmemek zorundayız.

İnsanlık sorunlarını sahada değil masada çözeceği bir olgunluğa erişmelidir. Savaş sadece küresel egemenlere ve onların piyonlarına karşı bir seçenek olmalıdır.

Saflarını sıklaştırmış ve fıtri ayarlarına geri dönmüş bir İslam ümmeti insanlığın aydınlık geleceğinin teminatıdır.

İslamianaliz
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim  muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Kuran’ı Kerim muhafazakarların yoğun saldırılarına uğruyor.
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
Cevdet Işık yazdı: Silah Ve Zeytin Dalı, Ortadoğu’da Şiddetin Kökenleri
pendik escort kartal escort pendik escort sex hikaye kurtkoy escort