Necdet Subaşı yazdı: Birer cinsiyet temsili olarak ‘kadınlık’ ve ‘erkeklik’ hâlleri..

Bir cinsiyet rejiminin içinde doğarız. Kendi gerçekliğimizi fark etmemiz görece bir zaman alsa da bize rollerimiz, imtiyaz ve statülerimiz daha çocukluğumuzun ilk evrelerinden itibaren öğretilmeye başlanır. Öyle ki artık erkek ya da kadın olmak hepimiz için bir kaderden daha fazlasını ifade eder.

Necdet Subaşı yazdı: Birer cinsiyet temsili olarak ‘kadınlık’ ve ‘erkeklik’ hâlleri..
Necdet Subaşı yazdı: Birer cinsiyet temsili olarak ‘kadınlık’ ve ‘erkeklik’ hâlleri.. Zehra

Bir cinsiyet rejiminin içinde doğarız. Kendi gerçekliğimizi fark etmemiz görece bir zaman alsa da bize rollerimiz, imtiyaz ve statülerimiz daha çocukluğumuzun ilk evrelerinden itibaren öğretilmeye başlanır. Öyle ki artık erkek ya da kadın olmak hepimiz için bir kaderden daha fazlasını ifade eder.

Bir erkek ya da kadın olarak doğarız, ancak cinsiyetimizi belirleme hakkı elimizde değildir, nihayetinde öyle doğmuşuzdur. Bununla birlikte erilliğin ya da dişilliğin gerçeklik dünyasında tekabül ettiği anlamlar gündelik hayatın akışı içinde kurgulanır, inşa edilir ve zamanın ruhuna bağlı olarak da kendi sabiteleri içinde mütemadiyen tescillenir. Çoklukla biz bu değer ve anlam kalıplarının içinde büyürüz, onları yanı başımızda hazır buluruz.

Toplumsal gerçeklik gelenek içinde bize sık sık kendi cinsiyetimizi hatırlatan türlü imalarla, buyruk ve tembihatla zamanla herkes gibi bizim için de olağanlaşacak bir mutabakat rejimine itibar etmemizi telkin eder. Tek tek her birimize tahsis edilmiş “erkeklik” ya da “kadınlık” hâllerimiz bütün anlam, değer ve kapsamıyla içinde yaşadığımız toplumun zihniyet kalıpları içinde öğrenilir, içselleştirilir ve kuşaktan kuşağa aktarılmak üzere sahiplenilerek makulleştirilir.

Kadınlık ve erkeklik hâlleri birer cinsiyet temsili olarak dinden ideolojiye, gelenekten modernliğe, kültürden ahlaka hemen her bağlamda birbirinden farklı görüntüleriyle verili sosyal gerçeklik düzeninin bir parçası olarak kendine bir karşılık bulmaktadır. Öte yandan geçmişte sorunsuz bir şekilde ilerlediği düşünülen bu durumun günümüzde önemli ölçüde sarsıldığından da söz etmek gerekir. Cinsiyet rollerinin belli başlı formları yeni zamanlarda maruz kaldığı şiddetli etkileşim ve müdahalelerinin bir sonucu olarak gelenekli mevcudiyetiyle artık neredeyse sık sık karşı karşıya gelmeye başlamıştır. Bu bağlamda kadınlık ve erkekliğin tabi olduğu hiyerarşiyi besleyen yerleşik zemin her geçen gün yeniden tanzim edilmekte, inşa hiç bitmeksizin devam etmektedir. Ne var ki tahmin edilebilir düzeyde silikleşip buharlaşan bu “kadim” rollerin yeni etkileşimlerin etkisine daha fazla kendini kaptıracak bir şekilde birbiri içinde eriyerek kaybolmaya yüz tuttuğu da artık açıkça gözlemlenebilir noktalarda seyretmeye başlamıştır.

Roller dinle kayıt altına alınır

Her durumda kadın olmak da erkek olmak da bir kimlik beyanı havasında bize bazı hazır şablonlar sunar. Kullanılan roller dinle kayıt altına alınır, ahlak bütün bunları tahkim eder, olağan akışı içinde hayat bu gidişatın hukuki bir çerçevede teyit edilmesine destek olur. Böylece cinsiyet rejimi, içinde dinin, ahlak ve geleneğin içkin olduğu bir örtük müfredat etrafında kendi yapısını mutlaklaştırır, kadın olmak da erkek olmak da önceden tasarlanmış ve uygulamada karşılık bulmuş birtakım örüntülerle hayatiyet kazanır.

Birer insan teki olarak erkekle kadın arasında başta cinsellik olmak üzere, aile, birlikte yaşam ve çoluk çocuk sahibi gibi küçük ölçekli yapılardan daha geniş ölçekli yapılara kadar uzanan formlar birlikte değerlendirildiğinde bütün bu düzeneklerin üzerine oturduğu kıymet ölçüleri bilhassa önem kazanır. Kadınlık ve erkeklik rollerinin tarih içinde kesintisiz hep aynı bağlam ve statü içinde ilerlediğinden söz etmek güçtür. Kuşkusuz değişim kaçınılmazdır. Nitekim evlilik temelinde eşleri birbirini tamamlayıcı birer unsur olarak gören kimi özgün modeller de onları birbirine rakip hatta zıt birer karakter olarak yansıtan söylemler de sonuçta hep aynı çizgide kalmakta ısrarlı bakış açılarına karşı yeni bir arayışının dilini var etmekteydiler.

Kadınla erkeğin varlık dünyasında yer bulmaya başladığı andan bugüne kadar sahip olduğu “kişilik”in türlü biçimleri üzerine odaklanıldığında onu tanımlayıp birer prototip olarak gündelikleştiren köklü ögeler arasında en çok da dinin ve mitolojinin belirleyici etkisini görmek mümkündür. Dinî ve mitolojik kodlarla kadın ve erkeğin cinsiyet rolleri, varlık hiyerarşisindeki yerleri ve toplumsal statüleri kalıcı bir istikamete kavuşturulmakla kalmamakta yanı sıra onların kendi varlıklarını sürdürebilecekleri bir vasatın gerçekleşebilmesi için de başka diğer toplumsal mekanizmaların desteğine ihtiyaç duyulmaktadır.

Mevcut şemalar yerinden oynadı

Değişen zamanlar toplumsal zihniyet mekânizmalarının bağlı olduğu mevcut şemaları da yerinden oynatmıştır. Bugün alelade bir cinsiyet beyanının bile sosyolojiyi, antropoloji ve psikolojiyi ihmal eden bir bakış açısı içinde yeterlilik iddiası taşıyan bir dil kurması imkânsızdır. Kaldı ki moda düşünceler, ekonomik değişim süreçleri ve yeni dünya bilgileri de erkeklik ve kadınlık statülerinin yeniden düşünülmesine, hatta daha kapsamlı bir şekilde ele alınmasına çok fazla fırsat vermektedir.

Bir cinsiyet rejiminin içinde doğarız. Bağlı olduğumuz din, ahlak ve zihniyet kodlarımız kendi cinsiyetimizin varlık ve işleyişi hakkında bazı hazır kabullerle toplumsal hayata dahil olmamıza imkân verir. Kültürel alışkanlıklar, bize iyi gelen tercihler ve birbirini yâr edinmekten ötekileştirmeye kadar varan çeşitlenmiş kimlik tanımlamaları sonuçta bizim kendimizi var etme niyetimizin açıklık kazanmasına fırsat verir. Söz alışlarımız, söze katılmalarımız, duruşumuz, kendi yerimize ilişkin kaygı ve beklentilerimiz biraz da bizim cinsiyet rollerimizin geniş toplumsal mutabakattaki tanımlanışları üzerinden işler. Biz bazen zorlanarak bazen de keyfini çıkarak bu akışkanlık içinde kendimizi ifade etmenin yollarını buluruz. Hakikatin bir parçası olarak görünmek vicdan ve merhameti her daim devrede tutar, bir deneğin parçası, kullanışlı bir kadavra ya da istismar aracı olarak görünmek hayatımızı zehir eder.

Dünyabizim

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ramazan Deveci Bilinç-Der’de Vahyin Işığında Namaz ve Müslüman’ı Anlatıyor…
Ramazan Deveci Bilinç-Der’de Vahyin Işığında Namaz ve Müslüman’ı Anlatıyor…
KONDA raporu: Son 10 yılda kendini ‘dindar muhafazakar’ olarak nitelendiren gençlerin oranı yarıya düştü..
KONDA raporu: Son 10 yılda kendini ‘dindar muhafazakar’ olarak nitelendiren gençlerin oranı yarıya düştü..