Abdullah Sevim Yazdı: İslam’ın Saliha Kadınları, Annelerimiz…

İslam’a göre Kadın, toplumdaki en büyük faziletlerdendir. Ve Erkeğin kadına üstünlüğü yoktur. Allah katında İnsanların birbirine üstünlüğünün ancak ve ancak; takva ile, ilim ile olduğu Kur’an-ı Kerimde beyan edilmektedir.

Abdullah Sevim Yazdı: İslam’ın Saliha Kadınları, Annelerimiz…
Abdullah Sevim Yazdı: İslam’ın Saliha Kadınları, Annelerimiz… Zehra

Biz kadınları diri diri toprağa gömen bir cahilliğin ortasına  güneş gibi doğmuş, Rasullah’ın ümmeti İslam’ın müdavimleriyiz.

Doğduğu günden beri kadına değer veren İslam’a ve O’nun müdavimleri olanlara Müslümanlara, Ortaçağda kadının varlığını tartışan batının ve sevicilerinin ders verme hadleri yoktur.

İslam’a göre Kadın, toplumdaki en büyük faziletlerdendir. Ve Erkeğin kadına üstünlüğü yoktur. Allah katında İnsanların birbirine üstünlüğünün ancak ve ancak; takva ile, ilim ile olduğu Kur’an-ı Kerimde beyan edilmektedir.

Gönlümüzün Sultanı Efendimiz Ebu Davud ve Tirmizi’de nakledilen Hadis-i Şeriflerinde :

“Kadınlar erkeklerin, diğer yarısıdır.” buyurarak,

İslam’da kadın ve erkeğin ayrılmaz bir bütün olduğunu gözler önüne sermiştir.

Biz ayrılmıyoruz da bizi ayıranlar kim? Ailemizin altını oymaya çalışanlar, neslimizi sahipsiz bırakmaya çalışanlar kim? Evet o sözde batı, bakın bugün bize akıl verenler, nelerde demişlerdi:

Hıristiyanlığa yön veren önemli kilise babalarının şu sözleri tarihi notlarda oldukça yaygındır:

Tertulian diyor ki:      

“Kadın! Sen sürekli paçavralar ve yas içinde dolaşmalısın; insan soyunu mahvettiğini unutturmak için gözlerin yaşla dolu olmalı, bakışların pişmanlığı göstermelidir. Kadın! Sen cehennemin kapısısın. İnsan soyu yok olsa da evlenmeme yolu seçilmelidir.”

Aziz Jean diyor ki:

“Bütün vahşî hayvanlar arasında kadından daha zararlısı bulunmaz.”

Chrysostome ise kadınla ilgili olarak şunları söylemektedir:

“Kadın, gerekli olan bir kötülüktür, istenen bir belâdır. Evin ve ailenin en büyük tehlikesidir. Ahlâksız ve edepsiz bir sevgilidir. Yaldızlı, aldatıcı bir musîbettir.”

Bununla yetindiler mi tabi ki hayır!

Ortaçağ dünyasında kadın ve evlilik öylesine tahkir edildi ki 585’teki Macôn Konsili’nde kadının rûhunun olup olmadığı tartışıldı. Buna bağlı olarak o dönemde kadının sosyal hayattaki durumu daha da kötüleşti, 7. asırdan itibaren batıda büyücü ve cadı avı başladı, pek çok kadın cinlerle münasebeti olduğu iddiasıyla yakıldı veya suda boğuldu. (Ömer Faruk HARMAN, «Kadın» maddesi, TDVİA)

Hristiyanlık bir taraftan kadını tahkir ederken, kendisiyle tenâkuz hâlinde, Hazret-i Meryem’i de hâşâ tanrı annesi olarak tanıttı. Melekleri kadın sûretinde resmediyordu. İfrat ve tefrit iç içeydi…

Ve Modern Cahiliye de kadına biçilen kaftan hazırdı, putlarını öne sürerek para toplama yarışına girenler, kadını Truva atı gibi öne sürdüler. Kadın; erkek ile eşittir  yaygarası ile, öne sürülerek, sokaklara,  fabrikalara ve vitrinlere itildi. Şehvet mankeni hâline getirildi. Dün insan yerine konmayıp şeytan ve günahla alâkalandırılmışken, şimdi  bir metâ, bir pazarlama unsuru olarak anılmaya başlandı.

Erkek ile kadın arasındaki fıtrî olarak cezb-incizâb  kanunu sebebiyle, erkeğin kadına olan meyli istismar edildi. Kadınlara; güzelliğini kendisini teşhir etmek sûretiyle kıymetli hâle gelme yolu bir hürriyet, özgürlük olarak gösterildi.

Kadın için annelik ve yuvasının hanımefendisi olmak en faziletli  meziyet iken, sosyal hayatta erkeklerle rekabete sokulan kadınlar, gitgide aileden uzaklaştırıldı. Anneliğe düşman hâle getirildi.

Ferdiyetçi ve bencil yetiştirilen kimi kadınlar; çocuk doğurmayı, nefislerine  aykırı gördüler ve vücut yapılarının bozulmasına sebep saydılar. Böylece kürtaj kasaplığı yaygınlaştıkça yaygınlaştı.

Batıda tüm bunlar yaşanırken İslam Beldelerinde ise maalesef ki, Müslümanlardan da ekseriyeti bu sese kulak verdi. Kadınlar mağdur gösterilerek, ayaklarının üstünde durmalıdır sloganlarıyla, işyerlerine akın ettirildi. Bir yandan çalışıp kazanırken bir yandan parasını yiyen kozmetik firmaları ve kocalarının maaş kartına el koyduğu bir konuma itildi. Halbuki, İslam kendisine Annelik gibi kutsal bir vazife ile birlikte hukukunda, kadının kendi serveti olabiliri dile getiriyor. Buna ne babasının, ne kocasının, ne de çocuğunun müdahale etmesine izin veriyordu. Malının üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabiliyor.  Kocası fakir bile olsa zevcesinin malına karışamıyordu. Aslında İslam’ın istediği asli vazifesini unutmaması idi. Çünkü Annelik bu ümmetin her şeyiydi. Erkekleri öfkelense de, strese girse de manevi tedavi edicileriydi İslam’ın Kadınları… Bugün ise erkeğiyle yarışan erkeğinden daha çok stresi olan durumunda. Hem işte çalışan, hem de evinde hizmetçi konumunda kendisinin stresinin tedavi edilmesine muhtaç kadınlarımız, bu mu kadının değeri? Hani nerede merhameti kuşanmış çevresine bir tebessümüyle duasıyla güç veren kadınlarımız!

Ailemize tasallut edenler, dünden beri epeyce yol aldılar, lakin biz bugünlerde yeni yeni üzerimize oynanan oyunu fark etmeye başladık. Boşanma oranlarının her yıl %10 oranında artığı, aile içi cinayet ve olayların ayyuka çıktığı zamanları yaşıyoruz. Aile ve sosyal hizmetin öncüleri alınan kararlarla aile içine kadar ulaşan dış etkenler bugün ailenin çöküşünü beraberinde getiriyor.

Peki bu işin çözümü nedir? Kadınlar çalışmamalı mı elbette hayır! Lakin İnsanın sahibi olan Allah’ın koyduğu hududu çiğnemeden, kendini bilerek, olması gereken yerde, olması gerektiği gibi.

Kadın inşaatta harç karıyormuş, hey maşallah ne güzelde karıyor, işte kadının gücü tebrikler, takdirler… Allah aşkına,  Aziz Dostlar! Bu Allah’ın yaratışına zıt ve emanete ihanettir. Rabbimiz kadını zarif yaratmıştır, bu ne haldir. Ayrıca kadının mağdur olmaması için İslam’ın fıkhı en yakınlarından başlayarak  ihtiyaçlarının temin edilmesini emreder, zorlanmaması çalışmaması için tüm tedbirleri ortaya koyar. Çünkü Onun İslam’daki Annelik değeri, Ümmetin kurtuluşundaki vesileler olan yiğitlerin yetişmesindeki en önemli yerdi. Şimdi ise Anne babasına para kazandıran kızlar el üstünde tutuluyor, kimi zaman evlenmeleri istenmiyor.

Acilen neslimizin kurtuluşu için annelik müessesinin korunması ve birilerinin tekelinden kurtarılması için adımlar atılmalıdır. Çalışmaya teşvik edilen kızlarımızın yerini Anneliğe teşvik edilen kızlarımız almalıdır. Bu ümmetin evlatlarına sahip çıkılmalı, annesinden koparılan nesillerin nasıl yetiştiği aşikar iken nesiller anne şefkatinden mahrum bırakılmamalıdır.   

İmam Caferi Sadık diyor ki  “İffetli ve hayalı bir annesi olana ne mutlu!

İffettiyle Hayasıyla Annelik mesleğiyle meşgul olup, yeryüzünün paha biçilmez yiğitlerini yetiştiren Annelere ne mutlu!

Selam ve dua ile…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Statü ve çıkar mücadeleleri yeni bir putperestliğe dönüşüyor.
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Statü ve çıkar mücadeleleri yeni bir putperestliğe dönüşüyor.
Ali Bulaç Yazdı: Kelam-ı Muhammed: Dil, toplum, kültür
Ali Bulaç Yazdı: Kelam-ı Muhammed: Dil, toplum, kültür