Akif Emre 2015'te böyle uyarmış: Ak Parti tabanı milliyetçiliğe yanaşıyorsa geri kalanı için söylenecekler tükenmiş demektir

Yeni hükümet alternatifleri arasında AK Parti-MHP'yi gündeme getirenler, iki partinin tabanlarının birbirine yakın olduğu tezini öne sürüyorlar. Birbirine yakın tabandan gelen iki partinin daha iyi anlaşacağı, bunların sağlıklı bir koalisyon kurabileceği ve temel politikalarda sorun olmayacağı savunuluyor.

Akif Emre 2015'te böyle uyarmış: Ak Parti tabanı milliyetçiliğe yanaşıyorsa geri kalanı için söylenecekler tükenmiş demektir
Akif Emre 2015'te böyle uyarmış: Ak Parti tabanı milliyetçiliğe yanaşıyorsa geri kalanı için söylenecekler tükenmiş demektir Zehra

Yeni hükümet alternatifleri arasında AK Parti-MHP'yi gündeme getirenler, iki partinin tabanlarının birbirine yakın olduğu tezini öne sürüyorlar. Birbirine yakın tabandan gelen iki partinin daha iyi anlaşacağı, bunların sağlıklı bir koalisyon kurabileceği ve temel politikalarda sorun olmayacağı savunuluyor. İlk bakışta tabanların sosyolojik yapısı açısından isabetli bir tespit gibi görünüyor.

Meselenin bu kadar basit olmadığı aşikar. Zira her iki partinin tabanının belli konularda birbirine yakın olması tepede ortak siyaset yapmayı kolaylaştırmak yerine zorlaştırabilir. Bu iki partinin tabanlarının bazı konularda ortak görüşlere sahip olmaları, içinden geçtiğimiz kritik süreçte avantaj bile olmayabilir.

Durum teknik anlamda Meclis aritmetiği içinde çoğunluğu sağlayacak bir koalisyon kurmakla çözümlenemeyecek kadar farklı etkenlerin göz önüne alınmasını gerektiriyor. Mesela milliyetçi hassasiyeti ve ideolojisi ile öne çıkan MHP ile daha muhafazakâr ama gittikçe milliyetçi, merkez politikaları benimsemeye namzet AK Parti tabanının talepleri, heyecanları siyasete yansıdığı ölçüde Türkiye daha iyi yönetilir bir ülke mi olacaktır?

Bu sorunun cevabı muhtemel koalisyon pazarlıkları, hükümet programlarına bakarak, bunlar analiz edilerek verilebilir.

Asıl mühim olan bu iki partinin tabanının hangi dinamiklerle, hangi eksen üzerinde birbirine yaklaşmaya başladığıdır. Bu yakınlaşma siyasetin yapısnı olduğu kadar toplumsal ayrışmaların geleceğini belirleyecek bir evrilmedir.

Çok genel anlamda MHP; tabanı ve siyasi çizgisi ile milliyetçi, devletçi bir ideolojiyi savunmakta ve tabanı ile tepe arasında fazla bir çelişkisi olmayan bir parti. Hatta zaman zaman tabanın yükselen milliyetçiliğini, dışlayıcı militan heyecanlarını liderliğin törpülediği bir siyasi gelenek söz konusu. Özellikle Devlet Bahçeli döneminde, temel tezleri savunulmakla beraber MHP tabanının militan tavrının törpülendiği bir süreç yaşandı.. Bu açıdan vatanın bölünmezliğini farklılıkların görünmezliğine bağlayan milliyetçi hamaset PKK saldırıları arttıkça tabanda daha militan, keskinleşen bir yankı bulmaya hazır.

Ak Parti'nin MHP tabanı ile yakınlaşması konusunun muhafazakârlık, milli, manevi değerler, sağcılaşma anlamını aşan boyutu var. Geleneksel AK Parti çekirdek tabanı, etnik temelli bir ayrışmadan çok muhafazakârlığı öne çıkaran hassasiyetleri ile tanınır. Bu nedenle statükoyu korumakla birlikte nisbi bir merkeze muhalif ton da barındırır. Kürdü, Lazı yok sayan resmi yaklaşıma mesafelidir.

Ne var ki, bu tabanın uzun iktidar döneminden sonra adeta bir evrilme geçirecek kendini temsil eden iktidarı savunma refleksi, tabanı daha da merkeze yaklaştıracaktır. İktidar partisinin siyasi tutum ve çizgisi ne olursa olsun, çekirdek tabanında milliyetçiliğe mesafe koyan, muhafazakârlığı öne çıkaran, memleketin selameti ile hükümetin başarısını aynı gören yaklaşımı ile MHP'nin devletçi, milliyetçilik çizgisi arasında kendi içinde yine de anlamlı bir ayrışma vardır.

Muhafazakar kesim neo-liberal politikalarla dünya sistemine, merkeze eklemlenirken, muhafazakâr değerleri açısından öteki muamelesi gördüğünün farkında oldu uzun süre. Post-Kemalist evreye girildikçe hükümetin devamı ve başarısı ile memleketin kaderi ve dolayısıyla sistemin bekası aynı anlamlara gelmeye başladı. Bu siyasal konumlanmanın, zihinsel dönüşümün tabanda çok analiz edilerek, temellendirilerek şekillenen bir siyasi tercih olduğunu söylemek de zor.

Ancak hem siyasetin talepleri ve politik konumlanışı hem de Türkiye sosyolojisindeki ayrışmalarda şekillenen statükoculuk, siyaset psikolojisini aşan bir çizgiye oturmuş görünüyor.

Geleneksel çekirdek tabanın hiç olmazsa merkeze mesafeli, kültürel tonlar arttıkça muhalif, bir o kadar da milliyetçi ayrışmaya mesafeli tavrı iktidarın zora girdiği, sıkıştırıldığı noktada sağcı tonları gittikçe koyulaşan bir renge büründüğü gözlemlenebilir.

Böylesi bir siyaset sosyolojisinin Türkiye açısından ne sonuçlar doğuracağını uzun boylu düşünmeye gerek yok. Ancak siyasal gerginlik bir yana hala milliyetçi ayrışmaya mesafeli önemli bir dinamizmin olduğu bu soğukkanlılığın Türkiye için yitirilmemesi gereken bir sağduyu olduğunu vurgulamak gerekir. Siyasetin hesaplarından, uygulamalarından, önceliklerinden bağımsız olarak bu toprakların tüm renklerini kuşatan bir hassasiyetin, tarihsel sükûnetin korunması hayati önemdedir.

İki partinin tabanlarının birbirine yakın, hatta daha yaklaşmakta olduğu tespiti üzerinde siyaset analizi yapanların bu gerçeği idrak etmeleri gerekir. Özellikle resmi ideolojinin milliyetçi uygulamalarından beslenen ve onu bahane eden Kürt milliyetçiği temelindeki siyasetin memleketin genelinde aksülamel bulduğu bir dönemde...

Eğer Ak Parti tabanının muhafazakârlığı şu kritik günlerde MHP milliyetçiliğine yaklaşıyor ve bunun siyasete yansıması isteniyorsa memleketin geri kalanı için söylenecekler tükenmiş demektir. Tarih tecrübemiz milliyetçiliğin açtığı ayrımcılığın karşı milliyetçiliklerle çözülmediğini söylüyor.

Yenişafak/ 2015

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KONDA raporu: Son 10 yılda kendini ‘dindar muhafazakar’ olarak nitelendiren gençlerin oranı yarıya düştü..
KONDA raporu: Son 10 yılda kendini ‘dindar muhafazakar’ olarak nitelendiren gençlerin oranı yarıya düştü..
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Entelektüel Bir Direniş Gerçekleştirmek Zorundayız...
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Entelektüel Bir Direniş Gerçekleştirmek Zorundayız...