İran Büyükelçisi Erbakan'ı anma programında konuştu: Erbakan’ın davası İmam Humeyni ile birdi..

İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Farazmandin, Saadet Partisi’nin düzenlediği Erbakan Hoca’yı anma programında konuştu.

İran Büyükelçisi Erbakan'ı anma programında konuştu: Erbakan’ın davası İmam Humeyni ile birdi..
İran Büyükelçisi Erbakan'ı anma programında konuştu: Erbakan’ın davası İmam Humeyni ile birdi.. Zehra

İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Farazmandin, Saadet Partisi’nin düzenlediği Erbakan Hoca’yı anma programında konuştu.

Konuşmasına başlarken "Bizler bugün burada merhum Erbakan’ı yad etmek, anısını yaşatmak için toplanmış bulunuyoruz. Davası imam Humeyni’nin davası ile bir olan ve onunla aynı ruha sahip bir kıyam ve dava erinden bahsetmek için aranızda olmaktan mutluluk duymaktayım." dedi.

Farazmandin daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü:

Rivayet olunur kı, İran İslam inkılabı zafere ulaştıktan sonra Amerika’n uçaklarının İran’ın Tabes çölü etrafında kum fırtınasına yakalanması ve Amerika’nın İran’a yönelik saldırı planının bozguna uğramasının ardından, merhum Erbakan, Türkiye Meclisi’nde kürsünün arkasına gelerek fil süresini okur. “elemtere keyfe faale rabbüke bı- ashabıl-fıl! rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?”

Erbakan’ın adını yaşatmak, onun, uğruna mücadele ettiği İdealleri yaşatmaktır. Erbakan’ın adını yaşatmak ilahı şiar ve sembolleri canlı tutmak ve yaşatmaktır.  

Çünkü merhum Erbakan bizzat şöyle demektedir: “bizim davamız islamdır. gayemiz Allah’ın rızasını kazanmaktır. Hedefimiz hak nizamı hâkim kılmaktır.”  

Doğrusunu söylemek gerekirse onların adını yaşatan gerçekte bizler değiliz; bilakis bizleri canlı tutan onlardır. Erbakan’ın adını yaşatmaya ihtiyacı olan asıl bizleriz. neden mi? çünkü Erbakan bir yoldur, bir ışıktır. dünyada meşhur bir çok sıyası lider gelip geçmiştir; ancak bir yola dönüşen liderlerin sayısı çok azdır ve merhum Erbakan da kendi başına yol ve ışık olan liderler zümresindendir.

Bugün ihtiyacımız olan şey bizlerin bu yolu tanıması ve bu yolu yürümesidir. Burada önemli olan nokta, bu yolu tam anlamıyla tanımak için Erbakan ile aynı ufka sahip olunması gerektiğidir. Zira aynı ufka sahip olmak, büyük mütefekkirleri anlamak için onamlı bir husustur. Merhum Erbakan’ın siyasete ve uluslararası ilişkilere bakışını ortaya koyan bu ufuk, kritik önem taşıyan kilit unsurlara sahiptir ki merhum Erbakan tesadüfen bu kavramların sınıflandırmasını bizzat kendisi yapmıştır. O kandı milli görüşünün esasını üç temel unsur, yanı “İslam çivisi”, “şuur çivisi” ve “cihat çivisi” olaralak tanımlar ve bu unsurların açılımını yaparken “sıyonızme karşı durmak” “dünyadaki egemen düzeni emperyalist ve Siyonist düzen olarak görmek”, “İslam birliği davası”, “adıl düzen davası”, “sanayileşme, kalkınma ve bağımsızlık davası” gibi kendi sıyası söylemini şekillendirir.

Ben bugün şunu da ifade etmek isterim ki merhum Erbakan İran-Türkiye ilişkilerinde de bir yoldur. O, tarihi stratejik derinlikten yanı iki ülke halkı arsındaki bağlar, ortak kültür, medeniyet ve din mirasından başlayarak stratejik bir ufka doğru yol alan İran-Türkiye ilişkilerinde bir yolu tarsım atmanın arayışı içerisinde olmuştur. Bu yaklaşım sayesindedir ki merhum Erbakan İran-Türkiye arasındaki işbirliğinde yeni yolun başlatıcısıdır. O, başbakan olduğunda bütün baskılara rağmen ilk yurtdışı ziyaretini İran’a gerçekleştirmiştir. d8 grubu onun inisiyatifi ve İran’ın yakın işbirliği ile şekillenip, ortaya çıkmıştır. İki ülkenin İslami vahdeti güçlendirme yolundaki işbirliği artmış, iki ülke arasında İran’dan Türkiye’ye doğal gaz sevkiyatına ilişkin stratejik anlaşma imzalanmış ve İran-Türkiye ilişiklerinde yanı süreçlerin temeli o dönemde atılmıştır.

Bugün, İran-Türkiye ilişiklerinin güçlendirilmesinin zarureti, her iki ülkede ulusal uzlaşma meselesine dönüşmüş vazıyettedir. İki ülke sıyası, kültürel, ekonomik, güvenlik, bölgesel ve uluslararası tüm alanlarda birbiriyle işbirliği yapmaktadır. İki ülkenin ortak menfaatleri, bölgesel ve uluslararası bakış açıları birbirine o kadar yakındır ki, bazı görüş farklıları olsa da, bu iki ülkenin işbirliğine engel olmadığı gibi işbirliği yolunda yanı imkânlar ve fırsatlara pencere aralamaktadır. Bugün İran ve Türkiye güçlü bir bölgenin inşasında ve bölge halklarının aleyhindeki tehlikeli planlarla mücedele işbirliği için daha iyi zemine ve daha güçlü iradeye sahiptir.

Bildiğiniz gibi merhum Erbakan sıyası yasaklılığı sona erdiğinde bir kez daha İran’ı ziyaret atmış ve bu onun son yurtdışı ziyareti olmuştur. O şu an aramızda olmasa da İran-Türkiye ilişkileri tarihinde ve Türkiye’nin İslam’ı tarihinde sürekli parlayan bir ısım, aydınlık bir yol olarak kalmaya devam edecektir. Rabbim rahmet ve mağfireti ile onun ruhunu şad eylesin ve onu evliya ve Salih kullarının arasına katsın.

Sözlerime son vermeden önce buradan bir kez daha hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Allah yar ve yardımcınız olsun. 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
KONDA raporu: Son 10 yılda kendini ‘dindar muhafazakar’ olarak nitelendiren gençlerin oranı yarıya düştü..
KONDA raporu: Son 10 yılda kendini ‘dindar muhafazakar’ olarak nitelendiren gençlerin oranı yarıya düştü..
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Entelektüel Bir Direniş Gerçekleştirmek Zorundayız...
Atasoy Müftüoğlu Yazdı: Entelektüel Bir Direniş Gerçekleştirmek Zorundayız...