istanbul escort

instagram buy followers

kaçak iddaa kaçak bahis güvenilir bahis siteleri iddaa siteleri en iyi bahis siteleri illegal bahis en iyi canlı bahis siteleri casino siteleri canlı bahis siteleri ensobet üyelik bonus veren siteler

Veysi Dündar Haftanın Portresinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü yazdı: Satrancı Kuralına Göre Oynama…

Abdullah Gül’ün doğrunun ancak doğru zamanda doğru kişiye doğru biçimde ifade edildiğinde kıymeti olduğuna olan inancını tartışmaya açamazsınız. Üniversite diplomasının sadece varlığını değil kalitesini de tartışamayacağınız gibi...

Veysi Dündar Haftanın Portresinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü yazdı: Satrancı Kuralına Göre Oynama…
Veysi Dündar Haftanın Portresinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü yazdı: Satrancı Kuralına Göre Oynama… Zehra

Veysi Dündar Ocak Medya'da yayımlanan yazısında Haftanın Portresinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü yazdı..

Dündar yazısında " Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı yapmış bir kişiden daha fazla bilmeyen ve ondan daha az yumurta küfesi ile gezen hatta kırdığı yumurtalar için kimseye hesap vermeyenler için eleştiri alanı geniştir. Buna karşılık Abdullah Gül’ün doğrunun ancak doğru zamanda doğru kişiye doğru biçimde ifade edildiğinde kıymeti olduğuna olan inancını tartışmaya açamazsınız. Üniversite diplomasının sadece varlığını değil kalitesini de tartışamayacağınız gibi." dedi.

İşte o yazı:

Nazik, Edepli ve Sakin

Ahmet Hakan Abdullah Gül’ü tahkir ederek tribünlerden 10-10-10 tam puan alma telaşındaydı.

Abdullah Gül’ün siyaset sahnesinde görece erken yaşta en yüksek denilecek mevkiye gelmesi hem bir başarı hem de daha yukarı gitmemek için bir vesile oldu.

Aynı durum Erdoğan için olduğunda onu neredeyse ömürlük bir unvana dönüştürme gayreti başladı.

Ahmet Hakan kendisine kurduğu sempatiklik ve ikili oyun düzeninde ne derse desin, her zaman doğru olacağından kuşku duymadığı cümleler kuruyor.

Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı yapmış bir kişiden daha fazla bilmeyen ve ondan daha az yumurta küfesi ile gezen hatta kırdığı yumurtalar için kimseye hesap vermeyenler için eleştiri alanı geniştir.

Buna karşılık Abdullah Gül’ün doğrunun ancak doğru zamanda doğru kişiye doğru biçimde ifade edildiğinde kıymeti olduğuna olan inancını tartışmaya açamazsınız. Üniversite diplomasının sadece varlığını değil kalitesini de tartışamayacağınız gibi.

Türk sağının demiyeyim ama popülizminin en az ihtiyacı olan şey aslında popülist siyasetçi. Popülizm eğitim düzeyi yetersiz bir halkta doğrudan sığınma duygusu uyandırıyor. Türkiye’nin ağır politik-iktisat krizinin alt yapısının önemli ölçüde sosyoloji temelli olduğunu düşünüyorum.

Yabancı dil bilmeyen, dünyayı tanımayan insanların ülkesinde yaşıyoruz. Kendisi gibi olanı seçmeye temayüllü insan fıtratını bir de popülizm hastalığı ile rüşvete alıştırırsanız elinizde iki tarafı da keskin bir bıçak olacaktır.
Ne tarafından tutarsanız tutun elinizin kanayacağı kesindir.

Erdoğan’ın 24 Haziran seçimlerinden sonra siyaset bilimcilerle tabir yerindeyse hafiften dalga geçerek sorduğu: ”Ben bu seçimi nasıl kazandım, siz analiz edin” sorusunun aslında yanıtı da tam burada gizli.

Popülizmin ne denli tehlikeli bir deniz olduğunu ve buradaki fırtınanın etkisinden arınmanın kolay olmadığını Abdullah Gül’ün çoktan öğrenmiş olduğuna eminim.

Abdullah Gül, siyasetin sürekli kazanma oyununda bir şah ve sadece piyonlardan ibaret bir tahta ile oynamak zorunda kaldığınızda piyon sayısını da kuralları aşarak artırmak zorunda kalacağını çoktan öğrenmiştir.

At-kale-fil ve tabii veziri kullanmanın piyonların ise 8’i aşmaması gereğinin bilgisi kurallara olan saygıdandır, “ürkeklikten” değil.

Satranç oyununda zar kullanan veya dama gibi taşları çapraz yürütmek isteyene ‘bu şekilde taş oynatamazsın’ demek “kurnazlık” hiç değildir. Bu kuralları hatırlatmak ve bir gün kural kitabına uymaya mecbur kalındığında oluşacak faturanın hafifletilmesi kaygısıdır.

Oyunu kaybettiğini anladığı anda tahtaya vurup taşları devirenin devirdiği taşları, masanın altından odanın köşesinden toplamaya çalışıp tekrar tahtaya dizmek, bunu yaparken birilerinin sürekli eline koluna vurmasına rağmen vaz geçmemek ise “hırslılık” değil oyuna olan inançtır.

AKP’yi kuran ve neticede bize bugünleri görmemize vesile olan Abdullah Gül’ü ben eleştirecek olsam hiç de sakil bir hakaret imasına başvurmaz, derdimi teker teker ifade ederdim. Uygun vakitte bunu da yapacağım.

İktidarın siyasetlerinin kendi gazetesinin 5 milyondan 100 bine inen tirajına olan katkısını dahi anlayamayacak kadar kendi derdinde olanlar için bu beklentim tabii ki yok.

Abdullah Gül ise her şeyden önce aldığı eğitim ve öğrendiklerinin karşılığını hayata dahil etmenin ve yapılan yanlışları telafinin derdinde.

Herşeyin güllük gülistanlık olduğunu sadece kendi konforunun devamı ile bağlı görenlerin anlayamayacağı detaylar bunlar.

Abdullah Gül’e portre yapmaktan ziyade ona yapılan ağır haksızlığa şerh düşmek istedim.
Bugünkü günlük yazı ile beraber manası olan bir şerh bu.

Geçiş dönemleri zor ve meşakkatlidir.
Ancak geçiş dönemleri aynı zamanda elzemdir. Türkiye’nin geçiş siyasetinde kıvraklığa ihtiyacı var.

Aslında yaptığı hatalara nazaran bu kıvraklıktan en çok fayda görecek olan da Türk siyasetinin son çeyrek yüzyılında emeği geçenler olacak.
Abdullah Gül de bunun bilincinde, hepimiz gibi.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.
Serdar Duman Yazdı: Gün, Amerika’ya karşı bağımsızlık için direnme günüdür.
İstanbul'da onlarca ANNE uyuşturucu satıcılarına karşı sokağa döküldü: Yeter Artık..
İstanbul'da onlarca ANNE uyuşturucu satıcılarına karşı sokağa döküldü: Yeter Artık..